
Sign up to save your podcasts
Or


Medine şehrini gördüğün zaman, Allâhü Teâlâ’nın, Nebi (s.a.v.)’e ayırdığı ve Nebi (s.a.v.)’in hicret ettiği bir şehir olduğunu, ilâhi emirlerin ve Nebi (s.a.v)’in bir çok sünnetinin burada meşru olduğunu, ölünceye kadar buradan düşman ile harb edip İslâm dinini ilân ettiğini, sonra kendisinin ve kendisinden sonra hilâfet vazifesini ifa eden iki dostunun Hz. Ebû Bekir ve Hz.Ömer (r.a.e.)’in türbelerinin de burada bulunduğunu hatırla. Sonra Nebi (s.a.v.)’in buralarda gezdiğini ve ayak basmadık bir yer bırakmadığını düşünerek o nisbette huşû ve huzur içinde yürü. Nebi (s.a.v.)’in kalbine Allâhü Teâlâ’nın ifaze ettiği büyük ilim ve marifeti ve Habibi (s.a.v.)’in adını yücelterek kendi ism-i şerifiyle bile andığını, konuşurken yüksek sesle de olsa Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e hürmetsizlik edenin amelini mahvettiğini düşün. Sonra, O (s.a.v.)’i görüp, sözünü dinleyen ve O (s.a.v.) ile konuşan Ashâb-ı Kirâmı (r.a.e.)’e Allâhü Teâlâ’nın büyük lütuflarını düşün. O (s.a.v.)’i ve Ashâbı (r.a.e.)’i göremediğine üzüntü duy. Sonra dünyada görmek şerefine nâil olamadığın gibi âhirette de görememek tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu düşün ve bu korkuyu hisset!
Nebi (s.a.v.)’in mescidine vardığın zaman, buranın bir arsa iken, Allâhü Teâlâ’nın burasını Habibi (s.a.v.)’e ilk ve en üstün müslümanlara mescid olarak seçtiğini, ölü ve diri nice makbul müslümanların burada toplanıp namaz kıldıklarını düşün. Girmekle berâber Allâhü Teâlâ’nın seni de bağışlayacağını kuvvetle ümit et, huşû ve hürmet ile bu mescide gir. Ka’be’den sonra saygı değer en üstün makam burasıdır. Nitekim Dârânî (r.âleyh) şöyle anlatıyor: Üveys el-Karanî (r.a.) haccını yaptı ve Medine-i Münevvere’ye gitti. Mescidin kapısına gelince: “İşte Nebi (s.a.v.)’in türbesi buradadır” diye kendisine haber verildiğinde hemen bayılıp yere düştü. Ayıldığında “Beni buradan çıkarın. Nebi (s.a.v.)’in medfun bulunduğu bir beldede, benim için yaşama zevki olamaz” demiştir.
(İmâm Gazâlî (r.âleyh), İhyâu Ulûmiddîn, c.3, s.766)
By Mevlana TakvimiMedine şehrini gördüğün zaman, Allâhü Teâlâ’nın, Nebi (s.a.v.)’e ayırdığı ve Nebi (s.a.v.)’in hicret ettiği bir şehir olduğunu, ilâhi emirlerin ve Nebi (s.a.v)’in bir çok sünnetinin burada meşru olduğunu, ölünceye kadar buradan düşman ile harb edip İslâm dinini ilân ettiğini, sonra kendisinin ve kendisinden sonra hilâfet vazifesini ifa eden iki dostunun Hz. Ebû Bekir ve Hz.Ömer (r.a.e.)’in türbelerinin de burada bulunduğunu hatırla. Sonra Nebi (s.a.v.)’in buralarda gezdiğini ve ayak basmadık bir yer bırakmadığını düşünerek o nisbette huşû ve huzur içinde yürü. Nebi (s.a.v.)’in kalbine Allâhü Teâlâ’nın ifaze ettiği büyük ilim ve marifeti ve Habibi (s.a.v.)’in adını yücelterek kendi ism-i şerifiyle bile andığını, konuşurken yüksek sesle de olsa Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e hürmetsizlik edenin amelini mahvettiğini düşün. Sonra, O (s.a.v.)’i görüp, sözünü dinleyen ve O (s.a.v.) ile konuşan Ashâb-ı Kirâmı (r.a.e.)’e Allâhü Teâlâ’nın büyük lütuflarını düşün. O (s.a.v.)’i ve Ashâbı (r.a.e.)’i göremediğine üzüntü duy. Sonra dünyada görmek şerefine nâil olamadığın gibi âhirette de görememek tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu düşün ve bu korkuyu hisset!
Nebi (s.a.v.)’in mescidine vardığın zaman, buranın bir arsa iken, Allâhü Teâlâ’nın burasını Habibi (s.a.v.)’e ilk ve en üstün müslümanlara mescid olarak seçtiğini, ölü ve diri nice makbul müslümanların burada toplanıp namaz kıldıklarını düşün. Girmekle berâber Allâhü Teâlâ’nın seni de bağışlayacağını kuvvetle ümit et, huşû ve hürmet ile bu mescide gir. Ka’be’den sonra saygı değer en üstün makam burasıdır. Nitekim Dârânî (r.âleyh) şöyle anlatıyor: Üveys el-Karanî (r.a.) haccını yaptı ve Medine-i Münevvere’ye gitti. Mescidin kapısına gelince: “İşte Nebi (s.a.v.)’in türbesi buradadır” diye kendisine haber verildiğinde hemen bayılıp yere düştü. Ayıldığında “Beni buradan çıkarın. Nebi (s.a.v.)’in medfun bulunduğu bir beldede, benim için yaşama zevki olamaz” demiştir.
(İmâm Gazâlî (r.âleyh), İhyâu Ulûmiddîn, c.3, s.766)

0 Listeners