
Sign up to save your podcasts
Or


Herkese yeniden, yine yeniden merhaba.
Yeni podcast bölümümüzle geri döndük.
Evet yeni bölüm biraz zaman aldı, biraz uzak kaldım farkındayım. İtiraf etmeliyim tamamen kişisel işlerimden kaynaklandı bu ara.
Fakat bu geri dönüşün şerefine sizlere çok güzel bir bölüm hazırladığımı düşünüyorum.
Konu başlığından da anladınız; evet, mevzu bahsim TİTANİK bu bölümde.
Aslında hemen hemen herkes biliyor, özellikle 30 yaşın üstünde olanlar filmi zamanında sinemada izledi. O meşhur soundtrack’ini başa sara sara dinledi.
Halen de dinliyoruz, hatta filmini izliyoruz belki arada bir. Yad ediyoruz.
Ve yine herkesin bildiği gibi, zamanın devasa transatlantiği 1912 yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak batmıştı ve bir trajedi olarak tarihe geçmişti.
Aynı şekilde, bu gemi için “Tanrı bile batıramaz” deyişi akıllardan çıkmayan, ironik bir deyim olarak kaldı.
Ünlü yönetmen James Cameron 1998’de bu trajediyi beyazperdeye taşıdı. Film on bir dalda Oscar aldı. Celine Dion’un “My Heart Will Go On”u filmin müziği olarak kültleşti. Herkes Rose ve Jack’in aşk hikayesine hüngür hüngür ağladı. Zaten bu trajediyi düşününce de ağlamamak imkansız gibiydi.
Peki, bu özetten ve girizgahtan sonra bahsetmek istediğim asıl konuya gelelim;
TİTANİK SADECE BUZ DAĞINA ÇARPTIĞI İÇİN Mİ BATMIŞTI?
ARKASINDA HERKESİN BİLMEDİĞİ VE SAKLANAN BAŞKA SEBEPLER YOK MUYDU?
James Cameron’un ve başkalarının filmde bahsetmediği, belki de felaketin kısmen de olsa insan eliyle hazırlandığı birtakım gerçekler var.
Başka hikayeler ve başka anektodlar var.
Titaniğin doğuşunu ve batışını, öyküsünü anlatıyorum.
Hazır mısınız?
Çayı – Kahveyi Kapın. Program başlıyor.
NOT: Bu bölümde anlatılanlar yazar Sunay Akın'ın "Önce Çocuklar ve Kadınlar" adlı kitabından alıntılanmıştır.
Bana Telegram'dan Ulaşabilir; Görüş, Öneri ve İsteklerinizi İletebilirsiniz:
t.me/vurgutonunukoruyanadam
By vurgutonunukoruyanadamHerkese yeniden, yine yeniden merhaba.
Yeni podcast bölümümüzle geri döndük.
Evet yeni bölüm biraz zaman aldı, biraz uzak kaldım farkındayım. İtiraf etmeliyim tamamen kişisel işlerimden kaynaklandı bu ara.
Fakat bu geri dönüşün şerefine sizlere çok güzel bir bölüm hazırladığımı düşünüyorum.
Konu başlığından da anladınız; evet, mevzu bahsim TİTANİK bu bölümde.
Aslında hemen hemen herkes biliyor, özellikle 30 yaşın üstünde olanlar filmi zamanında sinemada izledi. O meşhur soundtrack’ini başa sara sara dinledi.
Halen de dinliyoruz, hatta filmini izliyoruz belki arada bir. Yad ediyoruz.
Ve yine herkesin bildiği gibi, zamanın devasa transatlantiği 1912 yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak batmıştı ve bir trajedi olarak tarihe geçmişti.
Aynı şekilde, bu gemi için “Tanrı bile batıramaz” deyişi akıllardan çıkmayan, ironik bir deyim olarak kaldı.
Ünlü yönetmen James Cameron 1998’de bu trajediyi beyazperdeye taşıdı. Film on bir dalda Oscar aldı. Celine Dion’un “My Heart Will Go On”u filmin müziği olarak kültleşti. Herkes Rose ve Jack’in aşk hikayesine hüngür hüngür ağladı. Zaten bu trajediyi düşününce de ağlamamak imkansız gibiydi.
Peki, bu özetten ve girizgahtan sonra bahsetmek istediğim asıl konuya gelelim;
TİTANİK SADECE BUZ DAĞINA ÇARPTIĞI İÇİN Mİ BATMIŞTI?
ARKASINDA HERKESİN BİLMEDİĞİ VE SAKLANAN BAŞKA SEBEPLER YOK MUYDU?
James Cameron’un ve başkalarının filmde bahsetmediği, belki de felaketin kısmen de olsa insan eliyle hazırlandığı birtakım gerçekler var.
Başka hikayeler ve başka anektodlar var.
Titaniğin doğuşunu ve batışını, öyküsünü anlatıyorum.
Hazır mısınız?
Çayı – Kahveyi Kapın. Program başlıyor.
NOT: Bu bölümde anlatılanlar yazar Sunay Akın'ın "Önce Çocuklar ve Kadınlar" adlı kitabından alıntılanmıştır.
Bana Telegram'dan Ulaşabilir; Görüş, Öneri ve İsteklerinizi İletebilirsiniz:
t.me/vurgutonunukoruyanadam