Hangi çağ ve dönemde olursa olsun, bireysel ve toplumsal varoluşlarını gerçekleştirememiş kişi ve toplumların, yaşadıkları zaman ve zemine bir şeyler katmaları mümkün değildir. Günümüzde de bazı toplumların, görecede olsa, bunu başardığını, bireysel ve toplumsallıklarını keşfederek, geleceklerini inşa edecek siyasal ve ekonomik modeller kurduklarına şahit oluyoruz.
Peki, bizim coğrafya neden bir türlü bunu başaramıyor. Neden varlığımızla yokluğumuz arasındaki fark bu kadar belirsiz... Neden coğrafya olarak sürekli cehalet, şiddet, ötekileştirme, kutuplaşma, baskı, istibdat, iç çatışma, darbe ve savaşlarla cebelleşiyoruz. Bu durumun analize muhtaç olduğu çok açıktır...