Ta tıp fakültesinden beri zaman zaman “İşaret Dili öğreneyim” diye niyetlenip duruyorum. Bazen yakın dönemde bir kurs bulamıyorum, bazen birlikte gidecek arkadaş, bazen o, bazen bu derken yıllar geçti; hakkıyla İşaret Dili öğrenemedim. Zaman zaman hastam olarak misafirim olan İşitme Engelli bireyleri gördükçe, “Ah bilseydim, ne iyi olurdu” diyorum o kadar. Ancak eminim ki aramızda İşitme Engelli bireyler için kafa yoran, onlar için Acil Servisleri “engelsiz alanlar” haline çevirmeye çalışan çok meslektaşımız var.
Bu yazıda, gerçekleştirdiğim bazı mülakatlar (bkz. Teşekkürler bölümü) ve çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgilerle, İşitme Engellilerle iletişim ve İşaret Dili üzerine biraz “genel kültür” sunmaya çalıştım. Yine, sanırım ilk defa olarak, Acil Serviste sık kullanılan bazı ifadelerin, işaret diliyle söylenişlerini de konunun uzmanları eşliğinde uygulamalı olarak gösterme fırsatı buldum. Amaç, sadece farkındalığımızı artırmak. Fazlası zaten haddime de değil.
Acil servislerimizde çoğunlukla İşitme veya Görme Engelli bireyler için özel bir bilgilendirme/yönlendirme/destek protokolü yok. Bazı hastanelerimizde mesai saatleri içinde görev yapan eğitimli personel ile bu problem çözülmeye çalışılıyor.
Halbuki işitme engelli birey azımsanamayacak sayıda!
Sayılar
Dünya genelinde işitme bozukluğu (20 dB veya daha fazla) olan tahmini toplam kişi sayısı 1990'da 807,2 milyon iken, bu sayı 2013'te 1,23 milyara yükselmiş. Günümüzde işitme kaybının yaklaşık olarak %90'ı yaşa bağlı ve diğer işitme kaybı olarak sınıflandırılmakta, bunları Otitis Media takip ediyor. 2013 yılı verilerine göre doğumsal anomaliler tüm işitme kayıplarının % 2,1'ini, ancak tam işitme kaybının % 21,1'ini oluşturuyor1.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2005 yılı verilerine göre; dünya genelinde, 68 milyonu çocuk olmak üzere, 278 milyon “işitme engelli birey” mevcut. Türkiye'de ise, 63.000 civarında işitme kayıplı çocuk bulunmakta2. Bütün işitme engeli türlerini bir araya getirdiğimizde ise yaklaşık 3 milyon işitme engeli olan birey bulunuyor.
İşaret Dili Üzerine Kısa Kısa
* Türk işaret dilinde 1500’den fazla ifade yer alıyor.* Türk işaret dilinde çift el kullanılırken, bazı ülke dillerinde tek el kullanılıyor.* İşaret dili evrensel değil. Her ülkenin kendine ait işaret dili olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde de başka başka işaret dilleri mevcut. Türkiye’de de Ankara, İstanbul, İzmir gibi çeşitli şehirlerimizin isimleri ile anılan işaret dilleri var (Bunları lehçeler/aksanlar gibi düşünebiliriz). Farklı ülkelerin işaret dilleri arasında da elbette çeşitli oranlarda ortaklıklar var.* Türk işaret dilinin tarihi çok eskilere dayanıyor. İbn Batuta Seyahatnamesi’nden 2. Osmanlı sultanı Orhan Gazi zamanında kullanıldığı anlaşılıyor3.* İşaret dili, yalnızca el hareketlerinden ibaret bir dil değil. Her ifade için, yüzünüzün aldığı şekil, jest ve mimikler de büyük önem taşıyor. Mesela turuncu, portakal ve Antalya aynı işaretle gösteriliyor. Hangi kelimeyi kastettiğinizin anlaşılması için mimiklerinize bakılıyor. Ya da “Ben üzgünüm” derken gülmeniz, “Ben yorgunum” derken çakı gibi durmanız istediğinizi ifade edememenizi sağlayabilir. Bu özellikle Türk işaret dilinde çok önemli.* İşaret dilinde mecaz kelimeler yok. Bu nedenle mecaz içerikli cümle kullanmamak gerekiyor. Tercümanlar da bu gibi ifadelerin gerçek anlamlarını açıklamakla yetiniyorlar.* İşaret dilinin gramer yapısı Türkçe’den farklı. İşaret dilinde fiillerin sonunda zaman ekleri yer almıyor. Mesela “Ben çalışıyorum” demek için “Ben" + "çalışmak” demeniz yeterli.* Sıfat ve fiilleri olumsuz hale getirmek için, “Değil” işareti kullanılıyor. “(Ben) bilmiyorum” demek için “Ben” + “Bilmek” + “Değil” ifadelerini kullanıyoruz ör...