Kartlis Deda’nın bir elinde dost olarak gelenlere uzattığı şarap kasesi, diğer elinde düşmana karşı tuttuğu kılıç var. Ben bu heykele baktığımda ise iki kadın görüyorum: Kılıç Kraliçesi ve Kupa Kraliçesi.
Bu bölümde kılıç ve kupa sembolleri üzerinden irade, merhamet, empati ve sınırlar üzerine düşünüyorum. Kılıç gerçekten ne zaman çekilmeli? Dayanmak her zaman irade midir, yoksa bazen irade “artık dayanmayacağım” diyebilmek midir? Bir insanı anlamaya çalışmakla onun duygularının içinde kendimizi kaybetmek arasındaki sınır nerede başlar?
Kılıç ayırır, kupa içine alır. Biri “Ben nerede bitiyorum, sen nerede başlıyorsun?” diye sorarken diğeri başka insanların sularına girebilmemizi, onlarla karışabilmemizi sağlar. Ama her şeyin fazlası gibi ikisinin de bir gölgesi var: Kupa Kraliçesi başkasının sularında kendini kaybedebilir; Kılıç Kraliçesi ise kendini kaybetmekten o kadar korkabilir ki kimsenin sularına giremez.
Belki de mesele merhamet ile sınır, yakınlık ile mesafe, kupa ile kılıç arasında bir seçim yapmak değildir. Gerçek özgürlük; gerektiğinde karışabilmek, gerektiğinde ayırabilmek ve hangisini seçersek seçelim diğerini yapabilme gücünü hâlâ elimizde tutabilmektir.
Kime kılıç, kime kadeh? İrade ve merhametin sınırı üzerine bir bölüm.
iletişim: [email protected]