
Sign up to save your podcasts
Or


Atatürk’ün zihnî evreni, vahiy–ilham–keramet eksenini değil, “tek yol gösterici: ilim ve fenn” ilkesini merkezine alır. “Gökten indiği sanılan kitaplar” vurgusu, dinî metinlerin değişmez dogma otoritesine değil, hayatın içinden, sürekli güncellenen bilimsel bilgiye yaslanma çağrısıdır. Egemenliğin ve “kuvvet”in kaynağı da aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir. Bu çerçeve Medenî Bilgiler’den resmî söylevlere uzanır; Halil İnalcık’ın işaret ettiği gibi, mistik-ilahî temellere dayalı kurumların tasfiyesi olmadan modernleşme mümkün değildir. Özetle: Atatürk’ün epistemolojisi seküler, akılcı ve pozitivisttir; rehberlik makamına vahyi değil bilimi, otorite makamına da “milleti” yerleştirir.
By Fehmi İlkay ÇeçenAtatürk’ün zihnî evreni, vahiy–ilham–keramet eksenini değil, “tek yol gösterici: ilim ve fenn” ilkesini merkezine alır. “Gökten indiği sanılan kitaplar” vurgusu, dinî metinlerin değişmez dogma otoritesine değil, hayatın içinden, sürekli güncellenen bilimsel bilgiye yaslanma çağrısıdır. Egemenliğin ve “kuvvet”in kaynağı da aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir. Bu çerçeve Medenî Bilgiler’den resmî söylevlere uzanır; Halil İnalcık’ın işaret ettiği gibi, mistik-ilahî temellere dayalı kurumların tasfiyesi olmadan modernleşme mümkün değildir. Özetle: Atatürk’ün epistemolojisi seküler, akılcı ve pozitivisttir; rehberlik makamına vahyi değil bilimi, otorite makamına da “milleti” yerleştirir.