Mike Tyson bizim jenerasyonumuzun izlediği en hızlı, atak dövüşen boksörlerden biri olabilir. Sahip olduğu gücün hepsini rakibine çok kısa sürede kullanması ve rakibini çoğu zaman ilk 3 dk içinde yere indirmesi, Tyson'un akılda kalan bir kaç özelliğinden birisi. Atrial Fibrilasyonu karşımızdaki bir rakip kullandığımız ilaçları da Mike Tyson olarak düşünürsek, elimizde cidden çok güçlü, yetenekli tedavi seçenekleri var. Fakat cidden atrial fibrilasyonu alt etmek için bu gücün hepsini kullanmalımıyız? Ya da Magnezyum gibi bazı ajanları var olan portfoyümüze ekleyemez miyiz? Eklersek illaki yüksek dozda mı kullanmamız gerekir? Az doz magnezyum işe yaramaz mı? Gibi bir çok soruya bu yazıda özetle cevap vermeye çalışacağım.
Atrial Fibrilasyon Hakkında
Şurası bir gerçek ki, atrial fibrilasyon sıklığı giderek artıyor (Miyasaka, 2006). Bunu hastaların giderek artan yaşlarına bağlamak mümkün olabileceği gibi (Zoni-Berisso, 2014), başka faktörlerin de katkısı olduğu söylenebilir. Acil servislerimizde giderek yaş ortalamasının yükselmesi, daha fazla yaşlı ve ek sağlık problemleri olan hastalara hizmet vermek bizlerin de atrial fibrilasyon ile daha sık karşılaşmasının nedeni. En son acil servis nöbetimde (acilin resusitasyon alanında çalışıyorum) bulunduğum alana giren hastaların neredeyse hepsi 75 yaşının üzerinde, en az 2 yada 3 ek problemi olan hastalardan oluşuyordu. Şu an oranını tam hatırlamasam da, sanırım kabaca bu alanda baktığım hastaların %30 kadarında herhangi bir aritmi söz konusu, ve en sık olanlardan biri de atrial fibrilasyon. Bu gözlemin sizin şu anki klinik ortamınızdaki hastalarınızla da uyumlu olduğunu düşünüyorum. 80 yaşın üzerinde sıklığın %15-20 aralığında seyreden atrial fibrilasyon 60-70 yaş aralığındaki hastalarda %4-5 oranında saptanıyor (Zoni-Berisso, 2014). 50 yaş altında bu oran %1'den az. Tabi bu rakamlar farklı ülkelerde ve merkezlerde farklılıklar gösterebilir.
Diğer önemli bi gerçek de şu ki, eğer hekimler olarak atrial fibrilasyonu tanımakta gecikir, yada tanısak da onu tedavisiz bırakırsak inme, kalp yetmezliği, ve daha da kötüsü ölüm riski hastalarda oldukça yüksek oluyor (Benjamin, 1998; Ruigómez, 2002; Birger-Batkin, 2004).
Magnezyum Hakkında
Magnezyum cidden ilginç bir mineral. İlaç olarak daha da ilgin. Neredeyse asistanlığımızın başından bu yana sık karşılaştığımız bir çok durumda öyle yada böyle magnezyum ile ilgili bir çalışma, tartışma hep oldu ve olmaya da devam ediyor. Hatta, asistanlık yıllarımın başında başta Oktay Eray (Akdeniz Universitesi, Acil Tıp Profesörü) olmak üzere bazı asistan arkadaşlarımın atrial fibrilasyon olgularındaki magnezyumu inceledikleri bir çalışmayı hala hatırlıyorum (Eray, 2000). Aradan onca yıl geçmesine rağmen, günümüzde yine magnezyum bu tartışma ve araştırmaların içinde yer almaya devam ediyor.
Magnezyum ile ilgili bazı önemli gerçekleri atrial fibrilasyonla bağlantılı olarak bir kez daha hatırlamakta fayda var. Framingham kalp çalışma grubu hastaları incelendiğinde düşük serum magnezyum düzeyleri atrial fibrilasyonla ilişkili bulunmuştur (Khan, 2017). Dahası mevcut magnezyum düzeyleri yüksekse atrial fibrilasyon gelişme riskinin daha az olduğu bildirilmiştir (Larson, 2019).
Magnezyum atrial ve AV nodal refraktör periyodları uzatarak otomatisitenin azalmasında önemli bir stabilizatör görevi görüyor )Etienne, 1987; Kulick, 1988). Dolayısı ile eksikliğinde atrial fibrilasyonun sıklığının artması, değerlerin kanda yüksek yada normal olduğunda daha az atrial fibrilasyon görülmesi bu elektrofizyolojik etkisinden kaynaklanıyor diye düşünmek ve bu konuda ilaç araştırmaları yapmak son derece doğal.
Atrial Fibrilasyonda Magnezyum
Bu konuda özellikle kardiyovasküler cerrahi literatüründe ol...