#avicenna Podcasts

#avicenna Podcasts

Download on the App Store

#avicenna Podcasts episodes

  • Koronavirüs Tedavisi: Kullanılan İlaçlar ve Vitaminler

    İlaç ve vitamin uygulamaları, Covid-19 pandemi sürecinde hayatlarımıza daha fazla girmeye başladı. Tüm dünyanın Kasım 2020’de karşılaştığı salgın hastalıkla ilgili uzmanlar, spesifik bir tedavi şekli aramaktadır. Ancak Corona virüse karşı ilaç tedavisi henüz keşfedilememiştir. Bununla birlikte farklı hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, Covid-19 virüsünü atlatmada yardımcı olduğu belirlenmiştir. Hastalık süreçlerinde koronavirüs geçiren kişilere bu anlamda, destekleyici bazı tedaviler uygulanmaktadır.








    Koronavirüs Hastalığı Nedir?







    Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa sebep olabilecek büyük bir virüs topluluğudur. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha şiddetli olan sağlıklı problemlerine kadar solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olduğu bilinmektedir. Yeni tip koronavirüse ise, SARS-CoV-2 virüsü sebep olmaktadır.







    Tüm dünyada yayılma hızı ve öldürücü etkisi sebebiyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu virüs salgını, ‘pandemi’ olarak ilan edilmiştir. Gelişmiş ülkelerin Hastalık Kontrol Merkezleri ile DSÖ, pandemi süreçlerini yakından takip ederek, bu süreç ile ilgili bilgilere her gün yeni bir güncelleme getirmektedir. Son olarak uzun çalışmalar sonucu bulunan Koronavirüs tedavisi işleminde aşıların ile en kısa sürede pandeminin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.








    Koronavirüs Belirtileri ve Risk Grupları







    Bu hastalıkta belirtisiz olgular olabileceği bildirilmekle birlikte, kaç kişinin yalnızca taşıyıcı olduğu bilinmemektedir. En çok karşılaşılan belirtiler arasında ise ateş, öksürük ve nefes darlığı bulunmaktadır. Şiddetli evrede zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gerçekleşmektedir. Hastalıkta en çok etkilenen risk grupları ise şu şekildedir:









    * 60 yaş üstü bireyler,
    * Kalp hastalığı, diyabet vb. gibi kronik hastalığı bulunanlar,
    * Kanser hastaları,
    * Sağlık çalışanları.

















    Koronavirüs Nasıl Yayılır?







    Virüs, sıklıkla enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya nefes vermesi sonucunda ortaya çıkan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır. Bu damlacıklar çok ağır olduğu için havada asılı kalamaz. Dışarı çıktığı anda hemen yere veya bulabildiği herhangi bir yüzeye düşer. Bu sebeple COVID-19 ile enfekte olmuş birinin yakınındayken, virüsü solumanız halinde bulaşır. Bununla birlikte virüsün bulaştığı bir yüzeye dokunduktan sonra gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza dokunmanız halinde enfekte olabilirsiniz. Yayılma hızı yüksen olması sebebiyle, koronavirüs tedavisi boyunc ahasta karantinada tutulur ve dışarı çıkmaması, insanlarla temas etmemesi konusunda uyarılır.








    Covid-19 Tedavi Yöntemleri







    Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından hazırlanan rehberler kapsamında tanı konulan hastalara corona tedavisi uygulanmaktadır. Uygulanan ilaç tedavisinde amaç, optimal fayda sağlayabilmektir. Katı formdaki bu ilaçlar, yutma güçlüğü vb. gibi durumların olması halinde sıvı forma getirilerek uygulanabilmektedir. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olan Favipiravir ilacı Covid-19 vakalarında rutin olarak kullanılmaktadır. Koronavirüs tedavisi için kullanılan yöntemler arasında;








    Favipiravir İlaç Tedavisi


    0 min
  • Sinovac ve Biontech Aşısının Riskleri

    Biontech ve Sinovac aşıları, Aralık 2020’de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından acil kullanım onayı almış aşılardır. Tüm dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde aşılama hızla devam ederken endişe duyulan en büyük konulardan biri, aşıların olası riskleri ve yan etkileridir. İki aşı arasında bulunan farklar ve etkileri de merak edilen diğer konular arasında yer alıyor. Bu yazımızda, sizler için Sinovac ve Biontech aşıları hakkında uzman görüşlerine dayanan detaylı bilgilendirmeler yer almaktadır.








    Biontech Aşısı Nedir?







    Pfizer-Biontech tarafından üretilmiş olan Koronavirüs aşısı, 18 yaş ve üzerindeki kişilere yapılmak üzere, 11 Aralık 2020’de acil kullanım onayı alan canlı bir aşıdır. Biontech aşısının, MRNA tabanlı aşı olduğu bilinmektedir. Bu aşı, insan vücuduna girdiğinde hücrelere Koronavirüse ait olan ‘’spike’’ isimli proteinin, nasıl yapılacağına dair talimatlar vermeye başlar. Bununla birlikte bağışıklık sistemi bu proteini yabancı cisim olarak algılayarak, buna karşı antikorlar da dahil olmak üzere bir reaksiyon geliştirir. Biontech ve Sinovac aşıları korumasının sağlanması için 6 ay ara geçtikten sonra, hatırlatma aşıları yaptırılabilir.








    Biontech Aşısı Nasıl Çalışır?







    Genel itibari ile mRNA aşıları vücuda girdiğinde, hücrelere COVID-19’a sebep olan canlı virüsü kullanmadan bağışıklık tepkisini tetikleyecek bir protein yapmayı öğretmektedir. Bağışıklık sistemi bir kez tetiklendiğinde, vücutta daha sonra antikorlar üretebilmektedir. Bu antikorlar, gelecekte gerçek virüsün vücuda girmesi halinde enfeksiyonla kolaylıkla savaşmamıza yardımcı olurlar.







    ‘RNA’, hücrelere protein yapma talimatlarını veren bir molekül olan ‘Ribonükleik Asit’ anlamına gelmektedir. Messenger RNA (mRNA) aşıları ise, Covid-19’a sebep olan virüsün yüzeyinde bulunan ‘SARS-CoV-2 Spike’ proteinini yapmak için genetik talimatları kapsamaktadır.







    Bir kişiye aşı enjekte edildikten sonra, hücreler genetik talimatları okuyabilir ve söz konusu proteini kolaylıkla üretebilir. Proteinin bir parçası üretildikten sonra hücre talimatları bozar ve bu proteinlerden kurtulur. Kısacası, vücutta kısa süreli bir hastalık oluşuyormuş gibi işlem yapılır ve sonunda virüs dışarı atılır. Burada bağışıklık sistemi, üretilen proteinin kendi hücrelerine ait olmadığını anlar ve bir reaksiyon oluşturarak, antikor üretmeye başlar.








    Biontech Aşısı Etkinliği







    Aşı, kolda bulunan deltoid kasına enjekte edilerek vücuda verilmektedir. Uygulanmaya başladığı ilk zamanlarda iki doz olarak uygulanan Biontech aşısının, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara göre 3 doz uygulanmasının daha etkili olacağı bildirildi. Özellikle kronik hastalığı olan ve 50 yaş üzerindeki bireylerde çok daha etkili olacağı anlaşıldı. Aşılamada iki doz arasında 28 gün olması etkinliğinin daha fazla olduğunu kanıtladığından, Biontech aşısı olanların ilk dozdan 28 gün sonra 2. dozu yaptırması gerekmektedir.








    Biontech Yan Etkileri







    Pfizer Biontech aşısı, kişiye 3 hafta aralıklarla iki doz şeklinde uygulanmaktadır. Bugüne kadar, devam eden faz 3 klinik deneye kayıtlı 37.586 katılımcıdan aşıyla alakalı detaylı güvenlik dataları toplanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda aşının en sık bildirilen yan etkisi, enjeksiyon bölgesinde gelişen reaksiyondur.







    Klinik deneyler sırasında aşı sonrası görülebilecek olan başka yan etkile...
    4 min
  • Gözde Sinek Uçuşması

    Gözde sinek uçuşması veya göz önünde uçuşan cisimler görmek, fazlasıyla sık karşılaşılan bir göz durumudur. Avicenna Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları bölümü uzman hekimleri, gözde uçuşan cisimler görmek hakkında merak edilenleri anlattılar.








    Gözde Sinek Uçuşması Nedir?







    Gözler normalde ön kamara adı verilen ve göz bebeği ile kornea ortasında bulunan boşlukla, arka kamara ismi verilen, gözün çok büyük bir bölümünü oluşturan bölgeden oluşmaktadır. Arka kamara denilen bölgenin içerisini oluşturan ve yumurta akına benzeyen sıvıya vitreus sıvısı denmektedir. Genç yaşlardayken homojen ve şeffaf bir yapıya sahip olan bu sıvı, yaşlanmaya bağlı olarak katılaşmaya başlar. Zamanla örümcek ağını andıran bir yapıya sahip olur.







    Bu değişim bütün insanlarda yaşanmaktadır. Bu yüzden bütün insanlar gökyüzüne ya da beyaz bir zemine odaklanarak baktığı zaman, iplik, örümcek ağı ve hatta sinek benzeri görüntüler görürler. İşte bu tarz görüntülere neden olan yapılar, göz sıvısı içerisinde hareket ederler. Bu yüzden gözler oynadıkça sola ve sağa doğru hareket edebilirler. Bu sebeple düz bir zemine ya da mavi gökyüzüne bakarken, bu tarz yapılardan birkaç tane görmek gayet normaldir.








    Gözde Sinek Uçuşması Ne Zaman Olur?







    Gençlik döneminden itibaren başlayan bu durum, özelikle orta yaş döneminden itibaren çok daha belirgin hale gelir. Genellikle gökyüzüne bakarken ya da beyaz bir duvara, masaya veya yüzeye odaklanıldığında ortaya çıkar.







    Fakat zamanla vitreus sıvısı fazlasıyla koyulaşabilmektedir. Bu durumda vitreusla retina birbirlerinden ayrılabilir. Bu süreçte yaşanan ayrılığa bağlı olarak vitreusun arka tarafında halka benzeri bir gölge izi oluşabilmektedir. İşte bu duruma Weiss halkası denir. Hasta tarafından net bir şekilde hissedilebilen bu durum da doğal kabul edilir. Fakat bazı hastalarda vitreus ile retina ayrılığı esnasında, vitreus retinayı çekmeye başlar. İşte böyle anlarda gözde şimşek çakması gözlemlenebilir.







    Hastalarda, gözleri kapalıyken bile sanki kaynak işlemi izlermişcesine ya da şimşek çakmasına denk gelinmiş gibi görüntüler oluşur. Aynı şekilde bu süreçte eğer gözde iç kanama meydana gelirse, hasta sayısız siyah nokta görmeye başlayabilir. Hasta için kurum yağmurunu andıran gözde siyah noktalar uçuşması, mutlaka acil tedavi gerektirmektedir.








    Vitreus ile Retina Ayrılması







    Ayrılma sürecinde vitreusun başarısız olması halinde, retinada delik ya da yırtık oluşabilmektedir. Bu da retinanın bütünlüğünü bozar ve birkaç gün içerisinde retina adeta yırtılan bir jelatin gibi ortaya toplanabilir. Böyle bir durumda retina dekolmanı adı verilen durum meydana gelir. Bu da hastanın görme kaybı yaşamasına neden olur. Bu sebeple gözlerde patlak veren şimşek çakmalarında ya da kurum yağmuruna benzer şekilde binlerce siyah nokta görülmesi halinde, hiç vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmak gerekmektedir. Eğer gözde yaşanan ayrışma erken teşhis edilebilirse, kolay bir lazer operasyonuyla sorun çözülebilir. İlerleyen dönemlerde muhtemelen olmak zorunda kalınacak zorlayıcı ameliyatlardan, basit bir şekilde kurtulmak mümkündür.








    Gözde Uçuşan Cisimler Geçer mi?







    Peki gözde lekeler görme nasıl geçer? Bu durum, yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Bu yüzden geçmesi değil, yaşlandıkça artış göstermesi beklenir. Fakat zamanla bu görüntülerin aşağıya doğru toplanması ve daha az görülmeye başlanması beklenmektedir.
    5 min
  • Akciğer Kanseri: Nedir, Belirtileri ve Tedavisi
    Akciğer kanseri, akciğer dokusunda bulunan hücrelerin hiçbir sebep olmadan, kontrolsüzce çoğalması ve tümör oluşturmasıdır. Akciğer tümörü, zamanla kemik, karaciğer ve beyin gibi organlara da yayılarak, insan bedenine zarar verir. Akciğer kanserinin başlıca sebebi, sigara kullanımıdır. Bütün kanserlerin yüzde 16'sını, kansere bağlı ölümlerin de yüzde 28'ini oluşturan akciğer kanseri hakkında merak edilenleri, Avicenna Ataşehir Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Nazmi Demirtaş anlattı.
    17 min
  • Cilt Yaşlanması Neden Olur? Önlemek Mümkün Mü?

    Cilt yaşlanması veya cilt kırışıklığı, çoğu zaman yaşlanmaya bağlı olarak gerçekleşen, kimi zaman da farklı sebeplerle ortaya çıkan estetik bir problemdir. Avicenna Hastanesi Dermatoloji Uzman Doktorları, zamansız cilt yaşlanması hakkında merak edilenleri anlattı.








    Cilt Yaşlanması Nedir?







    İki çeşit cilt kırışıklığı bulunmaktadır. Birisi genetik yani kalıtsal faktörlere bağlı olan kırışıklıklar, diğeri de çevresel etkenlere bağlı olarak kırışıklıklardır. Genetik faktörler, kişinin engel olamayacağı, aile büyüklerinden kendisine miras kalan etkenlerdir. Genetik faktörlerin var olması, aynı yaşta iki insanda, farklı seviyelerde cilt kırışması gözlemlenmesini sağlamaktadır. Kimi insanda erken cilt yaşlanması görülürken, kimi insanlarda da aynı yaşta olmasına rağmen neredeyse hiç kırışıklık olmayabilir. Zamansız cilt yaşlanması her ne kadar genetik faktörlere bağlı olsa da, bir takım çevresel etkiler de bu süreci hızlandırmaktadır.








    Zamansız Cilt Yaşlanması







    Çevresel etkiler, cilt yaşlanmasının ana sebebi değil, hızlandırıcı etkisidir. Güneş ışınları, kırışıklıkta en bilinen çevresel etkilerin başında yer almaktadır. Güneş ışınlarının tendeki kolajeni bozduğu, lekelenmelere ve hatta cilt kanserine bile sebep olduğu bilinmektedir. Yine, sigara kullanımı, düzensiz ve kalitesiz beslenme, ilaç kullanımı, yanlış ve kontrolsüz bakım ürünleri kullanımı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, kötü ruh hali, hormonal problemler, metabolik ve sistemik sorunlar gibi çok sayıda çevresel etkiler de, zamansız cilt yaşlanması sebebi olabilmektedir.








    Cilt Yaşlanmasını Önlemek







    Cilt yaşlanmasını önlemek için çok sayıda yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlere internet üzerinden ulaşmak her ne kadar doğru olsa da, iyi bir dermatoloji uzmanı tarafından muayene edilmek ve doğru tedavi planını oluşturmak, yapılabilecek en doğru hamle olacaktır. Avicenna Hastanesi Dermatoloji Bölümü uzman hekimleri, cilt yaşlanması için hem önleyici hem de yenileyici tedavi yöntemleri uygulamaktadır. Cilt kırışıklığını önlemek için alınabilecek önlemler şu şekilde sıralanabilir:









    * Güneşin zararlı ışınlarından etkilenmemek adına sadece sıcak havalarda değil, soğuk havalarda da güneş kremlerinin koruyucu etkisinden faydalanmak gerekmektedir.
    * Bol su tüketmek, kırışıklı için çok faydalıdır. Günde en az 8 bardak su içmek, özellikle yüzdeki kırışıklıkları gidermek için çok faydalıdır.
    * Düzenli ve mevsimsel besinlerle beslenmek, cildin yaşlanmasını engeller.
    * Kilo problemleri yaşayan insanların cildi, kilo sorunu olmayan insanlara göre çok daha hızlı yaşlanmaktadır. Kilo sorununu aşmak, cilt kırışıklığı için faydalı bir önlem olacaktır.
    * C vitamini cilde çok faydalıdır. C vitamini dışında A ve E vitamini de cildin gençleşmesi için yararlıdır.
    * Sigara tüketmek cilde büyük zarar verir. Cilde hem içeriden hem de dışarıdan zararları dokunur. Sigarayı bırakmak, ciltte gözle görülür değişiklikler yaratmaktadır.

     
    Sıkça Sorulan Sorular








    Cildin yaşlanması nasıl önlenir?
    Dengeli beslenmek, çevresel faktörlerden özellikle de güneşten korunmak, cildi sık sık nemlendirmek ve yaşlanma karşıtı kremler kullanmak gerekmektedir.


    Deri yaşlanması nedir?
    Deri yaşlanması ile birlikte cildin hücre sayısı, hacmi ve fonksiyonları azalır. Herkeste farklı hızlarda meydana gelen bu durum, karmaşık,
    10 min
  • El Cerrahisi: Nedir & Nasıl Uygulanır?

    Ataşehir Avicenna Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Uzman Doktorları, El Cerrahisi hakkında bilgi verdiler.







    Öncelikle Ortopedi ve Travmatoloji ile ilgili kısa bir tanım yapabilir misiniz?







    Ortopedi ve Travmatoloji, kemikleri, eklemleri, kıkırdakları, bunlara bağlı yardımcı dokuları, adaleleri ve tendonları inceleyen, tanı ve tedavi yöntemleri uygulayan bilim dalıdır. Ortopedi ve Travmatoloji, insanın doğumundan ölümüne kadar tüm yaşamını ilgilendiren bir bilim dalıdır. Doğum ile başlamaktadır. Örneğin, kalça çıkıkları ya da yamuk ayaklar gibi problemlerle doğumdan itibaren ilgilenmeye başlar. Çocukluk döneminde başlayan kırıklar, çıkıklarla ilgilenir. Zamanla trafik kazası gibi, iş kazası gibi travmaya yani, darbeye bağlı kazaların da tedavisiyle Ortopedi ve Travmatoloji ilgilenmektedir. Bunun yanında kemik ve eklem hastalıkları da ilgi alanımızdadır. Ayrıca, menisküs yırtığı, ön çapraz bağ yaralanmaları, bağ kopmaları gibi daha bir çok spor hastalığının tedavisini yapmaktayız.







    Yaşlılıkla birlikte örneğin omuzda ya da kalçada adele yırtıkları, diz kireçlenmeleri, omuz kireçlenmeleri, ayak ve ayak bileği hastalıkları, parmak hastalıkları gibi hastalıkların da tedavisini gerçekleştirmekteyiz. Daha da yaşlanmayla birlikte örneğin kireçlenmeye bağlı protez tedavisi gibi tedavileri yapmaktayız. Biraz daha yaşlanan insanlarda görülen kalça kırıkları gibi problemlerin de, çiviyle ya da protezle tedavilerini uygularız. Kireçlenmeye veya minik kırıklara bağlı gerçekleşen omurga eğrilikleri de ilgi alanımızdadır. Kısaca Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü, vücudun batın ve beyin dışındaki tüm bölgelerini tedavi eden tıbbi anabilim dalıdır.







    El cerrahisi nedir?







    El, insan vücudunun en yararlı, en ayrıntılı ve en komplike organlarından birisidir. Göz gibi ya da beyin gibi, el de insanı insan yapan organların başında yer almaktadır. El hem yaşamak için çalışmamızı ve para kazanmamızı sağlar hem de tokalaşmak gibi sosyal bir canlı haline gelmemizi sağlar. Yeni doğmuş bir bebeğin annesine babasına elini uzatması, aslında o bebeğin hayatı öğrenmesini sağlamaktadır. Okul çağındaki bir çocuk, eliyle birlikte yazı yazmayı öğrenir. El, inanılmaz zarif bir organdır. Sadece bir işaret parmağının üzerinde 4 adet eklem vardır. Bu eklemlerin her biri, bir diz eklemi ya da kalça eklemi gibi ayrıntılı ve komplikedir. El, ince ve olağanüstü bir yapıdır. Böyle bir organın tedavisinde, operasyonel uygulamaların yapılmasına, el cerrahisi denmektedir.







    El Cerrahisi ve Mikrocerrahi neden özel bir alandır ve neden tecrübe gerektirir?







    Elde akla hayale sığmayacak kadar tendonlar vardır. En ayrıntılı organlarımızdan birisidir. Böyle bir organın tedavisi olan el cerrahisi, yoğun bir bilgi birikimi gerektirir. Müthiş bir tecrübe gerektirmektedir. Buna bağlı olarak da, yine Ortopedi ve Travmatoloji ana bilim dalının bir alt dalı olarak ayrılmış ve özel olarak eğitimleri verilmeye başlanmıştır. Mikrocerrahi ise, adından da anlaşılabileceği gibi, ameliyat mikroskopları ile, çok küçük ve ince dokuların tedavisini yapma anlamını taşımaktadır. Örnek vermek gerekir ise, parmak damarları yaklaşık olarak 1 milimetre kalınlığa sahiptir. 1 milimetre kalınlığa sahip bir borunun koptuğunu ve bunun tamir edildiğini hayal edebilirsiniz. Bir insanın böyle bir damarı kendi gözleriyle görmesi ve üzerine 5-6 tane dikiş materyali yerleştirmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, mikrocerrahi gerektiren el ameliyatı operasyonlarında, belki 10 kat, belki de 100 kat yakınlaştırma sağlayan mikroskoplar kullanırız.







    12 min
  • Obezite Cerrahisi ve Türleri

    Obezite Cerrahisi | Tüp Mide Ameliyatı Muayenesi İçin Tıklayınız


    Obezite cerrahisi, obezite hastalığı sebebiyle zorluklar yaşayan insanların yaptırdığı ve obezite problemini çözüme kavuşturan ameliyatlar bütünüdür. Obezite ameliyatları, kendi içerisinde çeşitli tekniklere ayrılmaktadır. Hasta için doğru yöntemin belirlenmesiyle, obeziteden kurtulmak mümkündür. Avicenna Obezite Cerrahisi Merkezi, obezite hastalarının tedavisinde, çeşitli obezite ameliyatı teknikleri uygulamaktadır.








    Obezite Cerrahisi Nedir







    Obezite tedavisini anlamak için öncelikle obezite cerrahisi nedir sorusunun yanıtını bulmamız gerekmektedir. Obezite ameliyatı, kendi içinde çok sayıda ameliyat tekniğini barındırır. Bu ameliyat tekniklerinin ortak noktası, midenin küçültülmesi ve hastaların daha az yemek yemesine sebep olmaktır. Bu sayede hastalar, çok daha az acıkırlar ve çok daha az yemek yerler. Mide balonu, tüp mide ameliyatı gibi bariatrik cerrahi türleri bulunmaktadır. Bir insanın obezite ameliyatı olması için vücut kitle indeksi 30 ya da üzeri olmak durumundadır.








    Obezite Ameliyatı Yöntem Seçimi







    Kişilerin hangi obezite ameliyatı yöntem seçimi yapacağına doktorlar karar vermektedir. Obezite çağımızın en büyük sorunlarından birisi olduğu için, bu alanda uzmanlaşmış çok sayıda doktor bulunur. Hastanın hangi obezite cerrahisi tekniği ile ameliyat edileceğine doktorun karar vermesi en doğru olandır. Fakat, en çok tercih edilen tekniğin tüm mide ameliyatı tekniği olduğunu altını çizmekte fayda vardır.









    Neden Ameliyat Gerekir







    Hastalar obeziteyi diyet ya da spor ile yenebileceklerini düşünerek, neden ameliyat gerekir şeklinde sorular sorabilmektedirler. Hastanın dikkatli beslenerek veya spor yaparak kilo veremediği durumlarda obezite cerrahisi şart hale gelir. Çünkü obezite, hastanın uyum sağlayıp yaşamına devam edebileceği bir hastalık değildir. Obezite ile birlikte şu hastalıklar ortaya çıkabilmektedir:









    * Diyabet
    * İdrar inkotinansı
    * Hipertansiyon
    * Koroner arter hastalığı
    * Kalp yetmezliği
    * Bazı kanserler (Meme, kalın bağırsak gibi…)
    * Solunum problemleri
    * Safra kesesi taşı
    * Metabolik sendrom, kolesterol ve lipid fazlalığı, insülin direnci
    * Beyin kanaması ya da felç
    * Varis
    * Adet problemleri, kısırlık, doğum sorunları
    * Osteoartirit
    * Depresyon
    * Uyku apnesi
    * Reflü









    Obezite Ameliyatı Teknikleri







    Türkiye’de çeşitli obezite ameliyatı teknikleri uygulanmaktadır. Bunlardan hangisinin hastaya uygulanacağını belirlerken hastanın durumuna bakılmaktadır. Bu noktada kararı doktorun vermesi gerekmektedir. Zira doktor, hastaya hangi obezite cerrahisi faydalı olur, iyi bilmektedir. Obezite tedavisinde şu cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.







    * Mide İçi Balon Yerleştirilmesi
    * Mini Gastrik Bypass
    * Mide Kelepçesi
    * R – Y Gastrik Bypass
    * Tüp Mide Ameliyatı

    11 min
  • Diz Protezi

    Robotik diz protezi ameliyatı ile birlikte kireçlenmenin yaratmış olduğu zararın bulunduğu diz noktası belirlenir ve o bölümü saran doku ve bağların korunmasıyla beraber ameliyat gerçekleştirilir. Bu sayede diz ekleminin içerisi, dışarısı ve diz kapağının arkası eklem kompartmanlarına protez ameliyatı yapılmış olur. Sadece içeriye ya da dışarıya diz protez işlemi uygulanıyor ise buna unikomportmantal, her iki noktaya da diz protezi uygulanıyor ise buna da bikompartmantal diz protezi ameliyatı ismi verilmektedir. Buna aynı zamanda total diz protezi ismi de verilmiştir. Özel Avicenna Hastanesi, eklem aşınması, kireçlenme ve diğer tüm hastalıklara bağlı tedavi yöntemi olarak robotik diz protezi ameliyatı yapmaktadır.








    Diz Protezi Nedir?







    Diz protezi nedir sorusunun en basit yanıtı, kireçlenme ya da eklem aşınması gibi hastalıkların yaşanmasıyla birlikte bireylerin, dizinin işlevini görmesi adına ameliyat ile takılan biyolojik olarak uyumlu olan metal alet şeklinde verilebilir. Günümüz teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte robotik diz protezi ameliyatı da gerçekleştirilebilmektedir.








    Diz Protezi Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?







    Diz protezi ameliyatı ne zaman yapılır diye merak eden hastalar için cevap, ağrı seviyesinin katlanılamaz seviyeye geldiği zaman şeklinde verilebilir. Birey bu noktadan sonra dizlerini kıramaz ve açıp kapatmakta zorluk çekmeye başlamıştır. Bu noktada doktorun belirlediği ilaç ve fizik tedavi süreçleri de artık etki etmez hale gelmiştir. Tam da bu süreçte artık hastanın diz protez ameliyatı olma zamanı geldi demektir. Hasta diz protez ameliyatı ile birlikte rahatlama yaşayacak ve günlük yaşamında daha az konfor kaybı ile karşı karşıya kalacaktır.








    Diz Protez Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılmalı?







    Hastaların en merak ettiği sorulardan birisi de diz protezi ameliyatı hangi durumlarda yapılmalı sorusudur. Çünkü hasta ameliyat olması gerekiyor mu yoksa, ilaç veya fizik tedavi ile iyileşebilecek mi merak eder. Diz eklemindeki kireçlenmenin hem klinik hem de radyolojik sınıflara ayrılmasıyla karar aşaması başlar. Bu noktada 4 aşama bulunmaktadır. 1 ve 2. seviyedeki hastalar için fizik tedavi ve ilaç tedavisi gibi yöntemler yeterli olacaktır. 3. ve 4. seviyedeki hastalar için ise yoğun ve ilerleme kaydetmiş kireçlenme mevcut olduğu için diz ameliyatı şart hale gelmiştir. Böyle durumlar genellikle ileri yaşlardaki insanlarda görülür ve hastanın günlük yaşamını rahat bir şekilde devam ettirebilmesi adına protez diz ameliyatı yapılır. Protez ameliyatı sonrasında hastanın artık fonksiyon gösteremeyen dizi yenilenmiş hale gelir.









    Diz Kapağı Ameliyatı







    Diz kapağı ameliyatı halk dilinde dizde kireçlenme ameliyatı olarak da bilinmektedir. Diz kapağı protez ameliyatı fiyatları genellikle hastanın durumuna ve hastaneye göre değişiklik göstermektedir. Diz eklemlerinin kireçlenmesi genellikle farklı bir hastalık sebebiyle olmamaktadır. Direkt olarak yaşlanmaya bağlı gelişen bir sorun olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında zaman zaman da olsa, bir takım romatizma hastalıkları, travma geçirmeyle birlikte görülen kıkırdak problemleri ve eklemleri oluşturmakla görevli kemiklerin içerisindeki hücrelerin ölümü gibi nedenlerle de diz kireçlenmesi görülebilmektedir.








    Eklem Aşınması







    Vücudumuzdaki büyük eklemlerden birisi olan diz eklemi çeşitli nedenlerle aşınabilir. Diz eklemi yapısının bozulmasına,
    21 min
  • Kadınlarda Kısırlık: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi
    Kısırlık, tüm dünyada giderek artış gösteren ciddi bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü yaptığı yayınlarda, eğer bir çiftin 1 yıl boyunca korunmadan cinsel ilişkiye girmesine rağmen çocuğu olmaz ise, ortada kısırlık probleminin olduğuna işaret ediyor. 35 yaşını aşmış çiftlerde ise 1 yıl süresi, 6 aya indirilebiliyor.
    Kısırlık Nedir?
    Kısırlık, yer yüzünde aynı anda iki insanı da etkileyen tek hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Neyse ki, bu hastalığın tedavisi mevcuttur. Fakat önce, kısırlık nedir sorusunun yanıtını bulmamız gerekmektedir. Kısırlık, üreme ile ilgili bölgelerdeki sağlığın bozulması sonucunda oluşan, çocuk sahibi olamama durumudur. Bu noktada önemli olan şey, kişilerin çocuk sahibi olmasını engelleyen faktörleri ortadan kaldırmaktır. İlk olarak çocuk sahibi olmaları için kendilerine üreme sağlıklarının yeniden kazandırılması için çaba gösterilmelidir.
    Kadınlarda Kısırlık Nedenleri
    Kadınlarda kısırlık nedenleri kişiden kişiye farklılık gösterse de, genellikle çocuk sahibi olamayan bir kadında, aşağıda yer alan belirtilerin çoğuna rastlamak mümkündür:

    * Hormon problemleri
    * Doğuştan gelen rahim sorunları
    * Aşırı kiloya bağlı yumurtlama problemleri
    * Rahim ağzı sıvısının az ya da kalitesiz oluşu
    * Endometriozis hastalığı
    * Cerrahi operasyon sonrası ya da enfeksiyon kaynaklı rahim yapışıklıkları, tıkanmaları ya da tüp hasarları
    * Pelvik enfeksiyonlar
    * Tiroid
    * Genetik problemler ve hastalıklar
    * Madde kullanımı ve bağımlılığı
    * Psikolojik problemler

    Kısırlık Belirtileri
    Bazı kadınlarda kısırlık belirtileri görünmezken, çoğu kadın için bu belirtiler çok sayıda olabilmektedir. Üreme dönemindeki kadınlarda en basit ve en net kısırlık belirtisi, düzensiz görülen adetlerdir. 21 günden kısa ya da 35 günden uzun süren yumurtlamalar kısırlık belirtileri arasındadır. Yine, aşırı yoğun kanamalar ya da normalden uzun süren kanamalar da kısırlık belirtisi olabilmektedir. 2 gün gibi çok kısa süre görülen ve çok düşük kanama, hatta damlama şeklinde yaşanan muayyen dönemler de kısırlığın belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan ciltteki değişiklikler, yoğun kıllanma, saç dökülmesi, hızlı kilo alma veya verme ve bel – sırt ağrıları gibi belirtiler kısırlığı işaret ediyor olabilir. Cinsel ilişki esnasında yoğun ağrı, ciddi bir kısırlık belirtisidir.
    Kadınlarda Kısırlık Tanısı
    Kadınlarda kısırlık tanısı koyulabilmesi için, düzenli olarak 1 yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkiye giriliyor olması ve çocuk sahibi olamamaları beklenmektedir. Öte yandan, çeşitli test ve tetkiklerle de kısırlığa neden olan faktörlerin ya da hastalıkların teşhisi yapılabilir. Çok sayıda hastalık kısırlığa neden olabileceği için, hastalığın teşhisi yapılıp, tedavi edilir ise, kısırlık için hem tanı hem de tedavi yapılmış olur.
    Kadınlarda Kısırlık Tedavisi
    Kadınlarda kısırlık tedavisi denildiği zaman akla ilk olarak tüp bebek tedavisi gelmektedir. Fertilite tedaviler arasında farklı yöntemler de bulunur. Hangi yöntem ile gebelik deneneceğine doktorlar çok sayıda değişkeni göz önünde bulundurarak karar verirler. Fakat, kadınlarda doğal yollardan gebe kalmanın sağlanması çok daha büyük önem taşımaktadır. Öte yandan çeşitli fertilite ilaçları, aşılama tedavileri ve cerrahi yöntemlerle de kısırlık tedavisi mümkün olmaktadır. Myom ameliyatı, robotik cerrahi ve histeroskopi yöntemi ile de kısırlık tedavisi mümkün olabilmektedir.
    Sıkça Sorulan Sorular






    Kısır olan bir kadın regl olur mu?
    Üreme çağındaki kadınlarda adet kanamalarındaki düzensizlikler, en basit kısırlık belirtileri arasındadır.




    Kadınlarda kısırlık olduğu nasıl anlaşılır?
    Yumurtalamada ortaya çıkan bozukluklar,
    13 min
  • Dermokozmetik Yöntemlerle Cilt Bakımı


    Avicenna Hastanesi uzman doktorları, dermokozmetik ürünlerle medikal cilt bakımı ve kozmetik dermatoloji işlemlerini gerçekleştirmektedir. Medikal cilt bakımı, ten güzelliğinin hastaya yeniden kazandırılması olarak tanımlanabilmektedir. Tende toplanan siyah nokta, yağ ya da makyaj artıkları gibi etkenler, cildin görüntüsünün bozulmasına neden olabilmektedir. Dermokozmetik ürünlerle medikal cilt bakımı sayesinde bu etkenler ortadan kaldırılabilmekte ve cildin eski canlı görüntüsünü tekrar kazanması sağlanabilmektedir.








    Medikal Cilt Bakımı Nedir?








    Dermokozmetik ürünlerle cilt yenileme sürecini anlayabilmek adına, öncelikle medikal cilt bakımı nedir sorusunun yanıtı bulmamızda fayda vardır. Gerçekleştirilen cilt analizi ışığında, en uygun dermokozmetik ürünlerin seçilmesi ve bunların hastaya uzman ekip ve doktor tarafından uygulanmasına medikal cilt bakımı adı verilmektedir. Amaç, cildin genç ve canlı görünümünü yeniden elde etmesini sağlamaktır.









    Medikal Cilt Bakımı Aşamaları








    Medikal cilt bakımı aşamaları ilk olarak cilt analizi süreciyle başlamaktadır. Bu süreçte cilde ait tüm bilgiler bir araya getirilir ve yol haritası belirlenir. Cildin hemen hemen tüm ihtiyaçları belirlendikten sonra sıra, temizlik aşamasına gelinir. Ciltte birikmiş olan tüm makyaj kalıntıları, yağ ve siyah noktalar temizlenir. Temizlenen cilt işleme hazır hale getirilmiş olur. Daha sonra da, dermokozmetik ürünlerle medikal cilt bakımı başlar. Bu süreç şu adımlarla devam etmektedir:









    * Öncelikle dermokozmetik ürünlerle cilt, ölü hücrelerinden kurtarılır
    * Jetpeel ile tenin alt katmanlarına süpersonik akımlar göndererek gözenekler temiz hale getirilir
    * Buhar terapisi ile gözenekler açılır
    * Siyah nokta ve butonları temizliği yapılır
    * Tenin dezenfekte işlemi yapılır
    * İhtiyaç var ise, ultrasound ile kolajen doku harekete geçirilir
    * Cilt problemlerine karşı serum ve oksijen terapisi yapılır
    * Cilt türüne uygun maske terapileri yapılır
    * Cilde uygun nemlendiriciler, masaj ile cilde uygulanır









    Kozmetik Dermatoloji








    Avicenna Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doktorları ile tüm çeşitli kozmetik dermatoloji uygulamaları gerçekleştirmektedir. Bunlardan bazıları ise şunlardır:









    * Leke tedavileri
    * Cilt gençleştirme işlemleri
    * Kılcal damar ve varis tedavileri
    * Cilt sıkılaştırma işlemi
    * Çatlak tedavileri
    * Sivilce izleri tedavisi









    Kozmetik dermatoloji yöntemleri ile çok daha genç ve canlı bir cilde sahip olmak mümkündür. Bu süreçte uzman ekip ile birlikte cildin ihtiyacı olan bakım belirlenir ve hastaya uygulanır. Mezoterapi yöntemiyle birlikte cilde, vitaminler, mineral tuzlar, aminoasitler, hyaluronik asit ve koenzimler gibi doğal maddeler verilir. Bunun sonucunda cilt taze ve güçlü yapısına geri kavuşur. Kırışıklığa karşı ise botoks yöntemi ile çözüm bulunur. Alın, göz çevresi ya da kaş arası fark etmeksizin uygulanan botoks ile çok kısa sürelerde güçlü etkiler görülebilmektedir. Dolgu enjeksiyonları, PRP ile cilt gençleştirme, kimyasal peeling uygulamaları gibi daha çok çeşitli uygulama yapılabilmektedir.
     
    Sıkça Sorulan Sorular










    Evde günlük yüz bakımı nasıl yapılır?
    Cildinizi temizleyin, cildinizi arındırın, peeling yapın, cildinizi nemlendirin,
    15 min

About #avicenna Podcasts

From the publisher's feed

Istanbul Avicenna Hospital Medical Podcasts