E1 – İki kıta Avrupa ve Asya, iki rota. İki kıta arasında ticaret genişliyordu ve Venedikli tüccarların kararlılıkları seyahatler ve zorluklar arasında devam ediyordu. Ticaret trafiği gitgide daha çok artıyordu ve lagün sakinlerine zenginlik sağlıyordu. Avrupa’dan kereste, metal, deri ihraç ediyorlardı. Günlük yaşamda vazgeçilmez olan balık, meyve ve buğday ile Asya’dan ipek, baharatlar, değerli taş ithal ediyorlardı.
E2 – Orta Çağ kaleleri Avrupa’da hayatın derebeylikler etrafında döndüğü Orta Çağ döneminde yaşadım. O zaman çift işlevi olan kaleler inşa ediliyordu: derebeyler için bir ikamet ve dış saldırıya karşı bir savunma. Bu yapılar güçlü duvarlara, gözetleme kulelerine, asma köprülerine, su hendeklerine sahipti. Bazen üst katlara atla çıkmayı sağlayan bir rampa oluyordu.
E3 – Dondurma ile seyahat ederken Asya’dan Venedik’e dondurma ile seyahat ederken. Donmuş sütün formülünün getirilmesini bana bağlıyorlar. Çinler suya güherçile eklerdi, sıcaklık düşerdi ve su buz oluyordu. Demek ki oryantal dondurmasını Avrupa’da tanıttıysam ve o, bugün bir damak zevki olana kadar gelişip sanayileşmişse bunda biraz payım var.
E4 – Asya’da un ve hindistan cevizi Yine Asya’dan, daha doğrusu Fansur krallığından (Sumatra), uzun ve kocaman ağaçlarda büyük miktarlarda bulunan bir un getirdim. İnce kabuklar sakinlerin yemek olarak onla harika bir makarna türü yaptıkları bu nişastayı içerir. Onunla yapılan ekmeğin arpa ekmeği tadına sahip bir tadı var. Aynı adada bir adamın başı kadar nefis ve kocaman fındıklar var.