Ekokozmopolitan

Ekokozmopolitan

Download on the App Store

Ekokozmopolitan episodes

  • Kamila Shamsie’yi Yeniden Okumak: Şiddetin Yeryüzündeki İzleri

    Pakistan kökenli Britanyalı romancı Kamila Shamsie, çağdaş İngiliz edebiyatın en önemli seslerinden biri olarak romanlarında Karaçi’den Nagazaki’ye, Londra’dan Afganistan’a  uzanan bir coğrafyada imparatorluğun, savaşın, göçün ve belleğin izlerini takip ediyor. Peki Shamsie’yi ekolojik kriz çağında yeniden okumak, şiddetin yalnızca insanlarda değil, kentlerde, toprakta ve yeryüzünün belleğinde bıraktığı izleri görmemizi nasıl sağlayabilir?

    Peter Morey’nin Kamila Shamsie çalışmasından yola çıkarak Shamsie’nin edebiyatını ekolojik ve gezegensel bir perspektiften yeniden düşünüyoruz.

    30 min
  • Yeryüzünün Belleğinde En Uzun Yol: Anlatılmayanın İzinde

    Konuğumuz çevirmen ve yazar Işıl Aydın ile kendisinin yazdığı ve Kafka Kitap'tan 2024'te çıkan "En Uzun Yol" romanını konuşuyoruz.

    Romanda hem doğa, hem de insanlar açısından anlatılmayanı anlatan, genellenen bakış açılarının dışına çıkan özgün tavrı, hikaye anlatıcılığını, yeryüzünün belleğini ele alıyoruz. 

    30 min
  • Mysia Yolları

    Mysia Yolları, Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından kurulan yaklaşık 800 kilometre uzunluğunda doğa, tarih ve kültür rotası. Üçpınar ise bu geniş ağın en önemli duraklarından, köy evleri ve yürüyüş parkurlarının kesişim noktası olan merkezi bir yer.

    Mysia antik yollarını, Osmanlı yerleşimlerini, bugünkü köy yollarını, orman patikalarını ve yaşayan kırsal kültürü aynı coğrafi ağ içerisinde düşünerek Mysia belleğini ve kozmopolit yaşamını konuşuyoruz.  

    27 min
  • In the Company of Men: Ebola’nın Gölgesinde İnsan ve Doğa

    Véronique Tadjo’nun sarsıcı romanı In the Company of Men üzerine konuşuyoruz. 

    Roman, Batı Afrika’da 2014 yılında yaşanan Ebola salgınını anlatırken insan ve insandan ibaret olmayan yaşamların ve varlıkların bakış açılarını bir araya getirerek çok sayıda farklı perspektif sunuyor. İlk olarak 2017’de Fransızca, ardından 2021’de İngilizce yayımlanan bu güncel roman, önemli bağlantılar kurarken insanların gezegene nasıl davrandığının yıkıcı sonuçlarını gözler önüne seriyor.

    28 min
  • Ekolojik Odaklı Kurgu ve Performans

    Ekolojik performans, insan ile çevre arasındaki ilişkiyi merkeze alarak tiyatronun kendisini ekolojik, politik ve sömürgeci bağlamları içinde yeniden düşünmesini gerektiriyor. 

    Konuğumuz oyunculuk ve yönetmenlik yapan, hikaye anlatıcılığı, fiziksel anlatım teknikleri, oyunculuk alanlarında eğitim vermeye devam eden Zinnure Türe ile de tam da buradan hareketle, iklim krizinin temsil edilecek bir konuya sıkışmasının ötesinde, insan-doğa ilişkilerini ve birlikte yaşama  ve öğrenmek biçimlerimizi dönüştüren hallerini konuşuyoruz. 


    Performans sanatı bu krizi anlatmanın ötesine geçerek başka türlü yaşama, ilişki kurma ve birlikte var olma biçimlerini nasıl görünür kılabilir?

    29 min
  • Taşlaşmış Orman ve Midilli

    Midilli (Lesvos) Taşlaşmış Ormanı'nı ve sakladığı hafızayı konuşuyoruz. Petrified Forest, Ege’nin batı kıyısında, Sigri ve çevresine yayılan dünyanın en etkileyici fosil ormanlarından biridir. Bugün UNESCO tarafından korunan bu coğrafya, yalnızca taşa dönüşmüş ağaçların değil, yeryüzünün milyonlarca yıllık hafızasının da mekânıdır. Burada zaman akmaz, katmanlaşır. Her taş gövde, her kök, her damar, gezegenin derin belleğinde saklı kalmış bir cümle gibi durur.

    Yaklaşık 18–20 milyon yıl önce, Erken Miyosen döneminde, Midilli bugünkünden bambaşka bir iklime sahipti. Sıcak, nemli ve gür bir subtropikal ormanla örtülüydü. Ardışık volkanik patlamalar bu ormanı kül ve lav katmanlarının altına gömdüğünde, felaket yalnızca yıkım getirmedi, aynı zamanda unutulmaya karşı çalışan bir hafıza mekanizmasına dönüştü. Silis bakımından zengin yeraltı suları, ağaçların dokusunu molekül molekül minerallerle değiştirerek gövdeleri, kökleri, dalları ve yaprakları taşa dönüştürdü. Böylece yaşamın kırılgan dokusu, jeolojik zamanın en dayanıklı arşivlerinden birine dönüştü.

    ​​​​​​​Bu orman, sekoya, servi ve çam atalarıyla birlikte geniş yapraklı meyve veren ağaçların, eğrelti otlarının ve sayısız bitki türünün iç içe yaşadığı nemli subtropikal karma bir ormandı. Bugün ise başka bir dünyanın izini ve hafızasını saklıyor. 

    27 min
  • Antroposen ve Kuir Ekolojileri

    Antroposen zamanlarında mekanı, zamanı, insanı, insandan ibaret olmayanları "tuhaf yabancılar" dediğimiz kuir ekolojilerle nasıl yeniden bașka türlü anlamanın ve yorumlamanın yollarını arıyoruz.  

    30 min
  • Otokurmaca, Dolayımsızlık ve Geç Kapitalizm

    Konuğumuz İbrahim Şipmen ile Anna Kornbluh'un Dolayımsızlık ya da Geç Kapitalizmin Biçimi kitabından hareketle otokurmaca türünü tartışıyor; otokurmacanın neoliberal kültürle ilişkisini, direniş potansiyelini ve çağdaş edebiyattaki yerini farklı kuramsal yaklaşımlar üzerinden ele alıyoruz.  

    23 min
  • Dolayımsızlık Çağı: Geç Kapitalizmin Yeni Üslubu

    Akademisyen ve eleştirmen Anna Kornbluh'ın 'Immediacy, or The Style of Too Late Capitalism' çalışmasını konuşuyoruz. 

    ​​​​​​​Kornbluh özellikle "dolayımsızlık" (immediacy) kavramına yönelik eleştirisiyle son yıllarda edebiyat ve kültür kuramında öne çıkan isimlerden biri. Ona göre günümüz kültürü, doğrudanlık, özgünlük, şeffaflık ve anında erişim gibi değerleri yüceltiyor. Ancak bu "dolayımsızlık" ideali, toplumsal, tarihsel  ekonomik ve çevresel ilişkilerin deneyimi nasıl biçimlendirdiğini görünmez kılıyor. Kornbluh, buna karşılık dolayımı (mediation) savunuyor. Yani biçimlerin, kurumların, soyutlamaların ve kolektif yapıların eleştirel düşünme ve siyasal eylem için vazgeçilmez olduğunu ileri sürüyor. 

    26 min
  • Temas Bölgesi

    Bu programda Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”ni konuşuyoruz. Konuğum sergini küratörü Melis Golar ve sergideki sanatçılardan Kıymet Daştan ve Ayça Ay.

    Barbare Studio’nun ikinci sergisi “Temas Bölgesi”, 14 Haziran’da T. Melis Golar küratörlüğünde Tekirdağ’da yer alan Barbare Bağları’nda açıldı.

    Üç senedir Barbare Studio bünyesinde rezidans küratörü olarak çalışmalarını yürüten Melis Golar, her serginin bir sonrakini doğurduğu organik yapıyı öne çıkarıyor.

    Sanatçıları üzüm bağlarında yapıtlar üretmeye davet eden sergi, bir önceki dönemde Barbare Bağları’nın manzarası, sınırları ve konumunu anlamaya yönelik çalışmalara odaklanmıştı. “Temas Bölgesi” sergisinde bu kez sanatçılar, bağlara daha sistematik ve araştırmacı bir bakışla yaklaşarak dürbün yerine mikroskobu ellerine alıyor ve toprağın, organizmaların, üzümün ve tüm bu simbiyotik ilişkilerin işleyişini gözlemliyor, dikkat aralıklarını derinleştiriyor. Barbare Bağları’nın yüzeyinde değil, damarlarında dolaşarak hissedilmeyeni işitmeye, düzenin altında işleyen sistemleri görünür kılmaya çalışıyor. Bu yaklaşımın odağında gezegeni yaşayan bir beden olarak algılayan Gaia Hipotezi yer alıyor. Dünyayı yaşayan bir sistem olarak ele alan hipotez, atmosferi, yer kabuğunu, bitkileri, hayvanları, insanı birbirine bağlı bir bütünlük içinde bir organizma gibi düşünür. Canlı ve cansız ayrımı ortadan kaldıran yaşamı parçalar arasında akan bir ilişkiler ağı olarak düşünen hipotez sanatçıların da çıkış noktası.​


    29 min

About Ekokozmopolitan

From the publisher's feed

Yerel, küresel ve ekolojik ağlar (Hazırlayan ve Sunan: Deniz Gündoğan İbrişim)