Halen dünyanın değişik yerlerine dağılmış nitelikli insanların arkalarında bıraktığı, haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında eli kolu bağlı ve kendileri için bir şeyler yapılmasını bekleyen büyük bir kitle var. Zulümden kaçarak kurtulabilenlerin ise bu kitleye karşı vefa borcu ve sorumluluğu devam ediyor.
Herkese ulaşmanın ve herkesten donanımına göre istifade etmenin kolay olmadığını, pratikte bunun bir karşılığı bulunmadığı biliniyor. Ancak, “Bir şeyi bütünüyle elde edememek, o şeyi bütünüyle terk etmeyi gerektirmez” prensibinden hareketle, “Biz ne yapabiliriz? Hukuksuzluklardan ülkemizi nasıl kurtarabiliriz? Zulme uğrayan, hukuksuzlukların muhatabı mağdurlara nasıl yardım edebiliriz?” gibi soruların cevabı için mücadele edeceklerle birlikte, bir kez daha “Toparlanın, gitmiyoruz!” diyoruz.
Yapılması gereken çalışmalar var. Az veya çok, küçük veya büyük, önemli veya önemsiz bir şeyler yapılması gerektiği de malum. Devleti babasının çiftliği sanan oligarşik yapının ve yargı eliyle insanlara zulmedenlerin ipliğini pazara çıkarmak ve bugün olmasa da bir gün mutlaka yerel ve uluslararası yargı önünde hesap vermelerini sağlamak da ayrıca boynumuzun borcu olarak duruyor.
“Neden ülkenizde hukuk mücadelesi vermediniz? Neden vatanınızdan ayrılmayı tercih ettiniz?” diye iyi niyetle soran yabancı dostlarımıza önce acı bir tebessüm ediyor sonra da anlatmaya başlıyor ve diyoruz ki; “Bizler, hiçbir suç işlemedik. Ancak suç işleyenler suçüstü yakalandığı için, bizleri suçlu ilan ettiler… Her şeyiyle kontrol ettikleri medyanın ve devlet mekanizmalarının tüm gücüyle kendilerine muhalif gördükleri her bireyi, günah keçisi haline getirdikleri bir grupla irtibatlı ve iltisaklı göstererek ‘Vatan Haini’, ‘Terörist’ gibi en ağır ithamlarla, savunma hakkı vermeden, yargılamadan önce işlerinden attılar, sonra da hapislere attılar. Oluşturdukları nefret söylemi nedeniyle de güvenli bir şekilde mücadele etmek bir yana mahkemeler önünde özgürce savunma yapma hakkımızı bile yok ettiler. Meğer kendilerine muhalif olabilecek, hukuksuzluklarına dur diyebilecek kişileri yıllardır fişliyorlarmış. 15 Temmuz darbe operasyonu gecesi, 3 bin civarında hakim ve savcıyı derhal görevden almaları ve tutuklamaya başlamaları sonrasında da bunun en büyük delili. Rejim ve destekçileri, ülkemizde adil yargılanma ve hatta yaşama hakkımızı elimizden aldılar. Yanlı ve yandaş rejimin kanunsuz, hukuksuz uygulamalarından, işkencelerinden kaçarak buralara gelmek zorunda kaldık.”
Tüm bu sebeplerle bir kez daha ‘ne yapabilirim’ diyerek ilgi alanımıza giren, yapılmasını gerekli gördüğümüz çalışmaları tespit edelim ve hayata geçirmek için mücadele eden diğer kişi ve kurumlarla irtibata geçelim.
Yapılacak çalışmalarda iki ana yön bulunmalı; geriye ve ileriye dönük. Başka bir tabirle reaktif ve proaktif davranmak. Olmuş olanın zararlarını ortadan kaldırmak, azaltmak, imkan varsa tazmin edilmesini sağlamak ve öngörüyle davranıp mücadele yol ve yöntemleri geliştirmek, geleceğimizle ilgili yol haritaları ve stratejik planlar oluşturmak. Bu yüzden her bilgi, belge, görüş, yorum ve öneri değerli ve önemli.
İşte bu önemli konuyu Kemal Gülen Gün Bugün programında Avukat Nurullah Albayrak ile ele alıyor. Bu önemli roportajı lütfen kaçırmayın.
Paypal üzerinden direk kolayca destek olabilirsiniz:
https://www.paypal.com/donate/?hosted_button_id=HPHZMAUHLAHNE
-PATREON HESABIMIZDAN BİZİ DESTEKLEYEBİLİRSİNİZ:
https://www.patreon.com/raindropstv