Acilcinin Sesi

Hangi Acil Tıp Kitabı?


Listen Later


İntörnlüğümüzün ortalarındayız. Bir gözümüz TUS’ta, bir gözümüz mecburide; takılıp gidiyoruz. Hani doktor çıktık çıkacağız ama içimizi de bir şeyler kemiriyor. Kendime bir dönüp bakıyorum. İlk gün baş yukarıda, kartal gibi çakmak çakmak gözler, jilet gibi kıyafetler ve müthiş bir özgüvenle “profesör” edasında geldiğim fakültemde, “Benden nasıl doktor olacak?!” düşüncesiyle boynu bükük, ürkek bakışlarla yürüdüğümü fark ediyorum. Üst dönemlerin, “Tıp fakültesine profesör olarak girilir, ‘Benden doktor olmaz!’ denildiğinde mezun olunur” dediğini hatırlamak yüreğime az da olsa su serpiyor. Demek ki işin doğası bu; cahil cesur oluyor, bilen korkuyor.



Acil Tıp rotasyonumuza sıra gelmiş. Acil Servisten içeri giriyoruz. Ortalık sakin gibi. Birden kapı açılıyor ve ambulans ekibi sedyeyle bir hasta getiriyor. Ben diyeyim unstabil, siz deyin mavi kod, o günkü bana sorarsanız “bir hayli kötü” görünüyor. Herkes bir anda arı gibi çalışmaya başlıyor. Bir rabarba, bir heyecan… Kalbimiz küt küt atıyor, kulaklarımız uğulduyor. On dakika sonra her şey tekrar sütliman oluyor. Hastanın hayatı kurtulmuş, ekip keyifle çayını içiyor.



Arkadaşlarla birbirimize bakıyoruz. “Acil Tıp güzelmiş yahu” diyoruz. Gözlerimiz parlıyor. Adrenalin kanımıza karışmış, Acil Tıp aklımıza takılmış bir kere. O ekipten belki 10 kişi bugün Türkiye’nin dört bir yanında Acil Tıp uzmanı olarak görev yapıyor. 



Peki herkesin kritik hastadan korktuğu bir dünyada sürekli kritik ve ayrışmamış hasta bakmaya talip olmak için ne lazım? Bir parça delilik gerektiği doğru, ama ondan daha önemlisi “bilmek” lazım. Hatta sadece bilmek değil; bilgiyi en yoğun, stresli, yorgun anda bile uygulayabilecek kadar içselleştirmek lazım. Bunun ise tek bir yolu var: İyi kaynağı, çok okumak ve çok uygulamak.



Hemen Acil Tıp asistan hekimlerine koşuyoruz: “Abi/abla” diyoruz. “Nasıl yapıyorsunuz? Hangi kitapları okuyorsunuz? Biz de okuyalım. Malum yarın bir ilçe hastanesinde tek doktor olarak çalışmamız gerekecek. Bizim de bilmemiz lazım.”



“Bak şimdi dostum” diyorlar. 



Twitter'a Soralım...



Dan Sanberg’in söylediği gibi; “Acil Tıp, bütün uzmanlık alanlarının en ilginç 15’er dakikasıdır”. Gerçekten de yeni mezun bir hekime bir tane kitap önerecek olsaydık, bunun bir Acil Tıp kitabı olması herhalde en mantıklısı olurdu. Peki hangi kitap?



Geçtiğimiz günlerde Twitter alemine Türkçe ve İngilizce olarak bu soruyu sordum. Gelen cevaplar, hem acil tıp kaynaklarının çeşitliliğini, hem de temel kaynak kitapların önemini bir kere daha gösterdi. 




https://twitter.com/ibrahimsarbay/status/1306179341190139904




Justin Hensley, “İnternetten okuruz” cümlesinin yanlışlığını ve günceli takip etmenin önemini şöyle hatırlattı: “Bunun tek bir doğru cevabı olduğundan emin değilim. Ama dürüst olmak gerekirse, en son baskıya sahip olanı öneririm, çünkü güncele en yakın olan o olacaktır. Temel bilgiler bir kaynaktan okunmalıdır, #FOAMed’den değil. Tabanı olmayan bir piramit inşa edemezsiniz.”



Shehni Nadeem ise şöyle söyledi:



“BİRİNİ seçmek zor. Neden mi?1) Ders kitapları bilgi temelini oluşturmak için kritiktir ancak güncel olmalıdır.2) Her ders kitabının okuması biraz farklıdır. Öğrenciyi her birini denemeye ve hangisinin kendisi için en uygun olduğunu görmeye teşvik ederdim (öğrenciyken böyle yaptım)”



“Bana” veya “x kişisine” göre en iyilerin sıralanmasından çok, kitaplarla ilgili genel bilgiler vererek tercihi okuyucuya bırakmak harika bir fikir değil mi?



...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Acilcinin SesiBy Acilci.Net


More shows like Acilcinin Sesi

View all
Hiçbir Şey Tesadüf Değil by Podbee Media

Hiçbir Şey Tesadüf Değil

9 Listeners