Merhabalar… Nasılsınız? Umarım her şey olabildiğince yolundadır. COVID-19 ile ilgili bir yazı ile yeniden karşınızdayım. Sizlerin de sık sık benzer sorular ile karşılaştığınızı düşündüğüm ve benim hemen hemen her gün konu hakkında sınandığım bir soru silsilesine, kılavuzlar eşliğinde birlikte yanıt bulmaya çalışacağız.
Haydi başlayalım…
Bizi şaşırtmak, dehşete düşürmek ve kara kara düşündürmek için gösterdiği başarı ile, akranlarını çoktan geride bırakan ve kendini her gün daha da geliştiren COVID-19’un arteriyel ve venöz trombotik komplikasyonlarla ilişkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Birleşik Devletler’de yapılan bir çalışmada, hastaneye yatırılarak tedavi altına alınan 229 durumu kritik olmayan hastada, trombotik komplikasyon oranını %2.6 olarak saptanırken, bu oranın hastaneye yatırılarak tedavi altına alınan 170 durumu kritik olan hastada %35.3 olduğu ortaya konmuştur. 1
COVID-19 hastalarında miyokardiyal infarktüs, iskemik inme ve venöz tromboembolizm trombotik komplikasyonlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Akciğerler, kalp böbrekler gibi çoklu organ sistemlerinde, otopsi bulgusu olarak görülen mikrotrombüsler, şiddetli COVID-19 vakalarında çoklu organ yetmezliği durumuna neden olabilir.2 COVID-19 hastalarında yüksek D-dimer düzeyleri, yüksek fibrinojen düzeyleri ve yüksek faktör VIII düzeyleri gibi, hiperkoagülabilite parametreleri tespit edilmiştir. 3 Bunun yanında, bu hasta grubunda antifosfolipid antikorları, azalmış protein C, protein S ve antitrombin seviyeleri de görülmektedir. Koagülasyon anomalileri inme, periferik arteriyel iskemi ve venöz tromboemboli ile ilişkilidir. 3
Aberran makrofaj aktivasyonu ile birlikte, dens perivasküler T hücre infiltrasyonunun eşlik ettiği, endotelyal hücrelerin doğrudan viral enfeksiyonu, endotelyal ve inflamatuar hücre ölümü, trombotik mikroanjiopati ve daha sonra devam eden anjiogenez, diğer solunum sistemi virüslerinden COVID-19’u histopatolojik olarak ayırmaktadır. 4
COVID-19 dışı patolojilerle kıyaslandığında COVID-19 hastalarında görülen tromboembolizmin patofizyolojisi, koagülasyon faktörlerinin artmış konsantrasyonları, edinilen antifosfolipid antikorları ve azalmış endojen antikoagülan protein konsantrasyonları ile ilişkili hiperkoagülabiliteye ek olarak, viral aracılı endotelyal inflamasyon ile ilişkili daha sıklıkla platelet bağımlı olabilir. COVID-19 hastalarında daha şiddetli sistemik inflamasyon ve solunumsal kötüleşme, daha yüksek trombotik komplikasyon prevalansı ile ilişkilidir.
Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Kılavuz Önerileri
DMAH: Düşük molekül ağırlıklı heparin, DOAK: Direkt oral antikoagülan
American College of Chest Physicians (ACCP):5
* Aktif kanama gibi komplikasyonların olmaması durumunda, hastaneye yatırılarak tedavi edilen tüm COVID-19 hastalarına, anfraksiyone heparin veya direkt oral antikoagülanlardan ziyade, düşük molekül ağırlıklı heparin veya fondaparinux ile profilaksi uygulanmasını önerilmektedir. * Bu anlamda günlük tek doz 40 mg düşük molekül ağırlıklı heparin ve 2.5 mg fondaparinux, anfraksiyone heparin yerine tercih edilmektedir. Bu şekilde günde 2-3 kez uygulanması gereken anfraksiyone heparin ile kıyaslandığında, klinisyenin enfekte hasta ile karşılaşma sıklığı daha az olmaktadır.* Direkt oral antikoagülan ajanlar antiviral ajanlar ile olası etkileşimleri nedeni ile tercih edilmemektedir.* Kritik olsun olmasın hastaneye yatırılan COVID-19 hastalarında, VTE profilaksisi için antiplatelet ajanların kullanılması önerilmemektedir.* Kritik COVID-19 hastalarında, asemptomatik derin ven trombozunun tespiti için rutin ultrason görüntülemesi önerilmemekte...