Kutsal Kitap bizlere ölümden sonraki yaşamdan ne kadar bahsetse de bunu anlamak pek kolay değildir. Belki de bizler bunu anlama kapasitesine tam olarak ulaşamadığımız için. Bir örnek verelim: Bir anne karnında doğumdan sonraki yaşamı merak eden ikizleri hayal edin. Birçok soruları olurdu. Onlara gelecekte ne olacağını bildirmek için sana bir görev verilmiş olsun. Bunu ne şekilde yapardın? Belki ışıkla dolu bir dünyadan bahsedebilirdin, ancak anne karnında karanlık bir ortamdaki bu bebekler “ışığı” nasıl anlayabilirlerdi? Onları saran bu sıvıdan tamamen kurtulacaklarını ve gelecekte hava soluyacaklarını söyleyebilirdin. Bu ifadenle onlara huzurdan ziyade korkutucu bir ortam sunmuş olmaz mıydın? Sana sıvı olmadan bir insanın nasıl varlığını sürdürebileceğini sorarlardı. Peki ya hava ne anlama geliyor? Veya bu bebeklere şu anki ağırlıklarının otuz katına kadar gelişebileceklerini ve olgunlaşabileceklerini söylemeye çalıştığında? Ya da anne ve babalarından ayrı yaşayacaklarını? Baba ne demek? Aslında annelerinden ayrı yaşayacaklarını söylemek bile çok saçma. İkizler sana bu saçmalığa bir son vermeni söyleyeceklerdir. Daha doğmamış olan
bu bebeklere gelecekteki ortamlarını tarif etmek pek kolay olmasa gerek.