Küba, 'Bir Gün Mutlaka Gideceğim…' diye planlar yaptığınız renkli evleri, sıcak kanlı insanları, farklı kültürü ve atmosferi ile hayalleri süsleyen bu fantastik ülkenin “sendromu" bile güzel olur diye düşündünüz değil mi?
Ama üzgünüm, ne "Castro’nun ayağı" ne de "purosunun dumanı" öyle değil…
Küba’da ne oldu?
İlk olarak bundan tam beş yıl önce 2016 yılının yakıcı bir Ağustos sıcağında Havana’da ABD büyükelçiliğinde CIA adına çalışan bir diplomatik ataşede baş ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik, yorgunluk vb şikayetleri ortaya çıkar. Bir acil tıpçı için bile son derece can sıkıcı olan bu semptomlar için hastaya Havana’da gerekli rutin tanısal tetkikler yapılır; ancak spesifik bir tanı konamaz, semptomatik tedavi ile taburcu edilir. Ancak şikayetleri bir türlü tam olarak geçmez; dahası, sonraki iki ay içerisinde aralıklarla toplam 16 ABD Konsolosluk çalışanı ve 2 Kanada vatandaşı da benzer şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurur1. Durum ABD Dışişlerinin dikkatini çeker ülkede hasta olan diplomatlar Amerika’ya geri çağrılır ve kapsamlı bir sağlık taramasından geçirilir. Sonuçlar bugüne kadar tanımlanmamış, yepyeni ancak kaynağı belirsiz bir hastalığı işaret etmektedir .
2018 yılında JAMA’da bu yeni hastalığın semptomlarını gösteren 21 kişinin bulguları yayınlanır 2. Şikayetlerin ilk başlangıcından yaklaşık üç ay sonra bile hastalarda bilişsel bozukluk (n = 17, %81), denge (n = 15, %71), görsel (n = 18, %86) ve işitsel (n = 15, %68) bozukluk, uyku bozukluğu (n = 18, %86) ve baş ağrısı (n = 16, %76) şikayetlerinin devam ettiği saptanır. Hastalarda bilişsel (n = 16, %76), vestibüler (n = 17, %81) ve okülomotor (n = 15, %71) açıdan objektif bulgular vardır. Farmakolojik müdahale gereken kalıcı uyku bozukluğu (n = 15, %71) ve baş ağrısı (n = 12, %57) şikâyeti yüksek orandadır. Sonuçta bu hastalardan 14’ü emekli edilir ve sadece 7’si sıkı bir iş, ev egzersiz programları ve bilişsel rehabilitasyon sonrası işe geri dönebilir.
Çin’de ne oldu?
Bu bilinmeyen hastalıkla ilgili araştırmalar sürerken Çin’in Guangzhou kentindeki ABD konsolosluğunda çalışan bir görevlinin 2018 yılı başlarında "çeşitli fiziksel semptomlar" yaşadığını öğrenilir. Bu kişinin de "hafif ve belirsiz, ancak anormal, ses ve basınç hissi" yaşadığı anlaşılır. Bu kişiye hafif travmatik beyin hasarı teşhisi konarak Amerika’ya geri çağrılır ancak ABD Dışişleri tüm personeline şu uyarıyı yapar: "Çin'deyken, olağandışı seslerin veya delici gürültülerin eşlik ettiği herhangi bir olağandışı akut işitsel veya duyusal fenomen yaşarsanız, bunların kaynağını bulmaya çalışmayın. Bunun yerine, ses ve basınç hissinin bulunmadığı bir yere gidin”. Buna rağmen ABD-Çin Dışişleri yetkileri tarafından “olayın büyütülmemesi ve daha fazla politize edilmemesi” konusunda açıklamalar yapılır3.
ABD Dışişleri tüm dünyaya yayılmış diplomat ve ajanlarına “Havana Sendromu” olarak tanımlanan belirti ve bulguları da içeren “açıklanamayan sağlık olaylarını” bildirmeleri için 2020 yılının Aralık ayında bir bilgilendirme yapar.
Avusturya’da ne oldu?
Sonrasında ilk olası Havana sendromu vakası 2021 yılının ilk aylarında Viyana'daki ABD konsolosluğunda çalışan bir görevlide rapor edilir. Bu ve ardı ardına gelen yeni vakalar Washington'a bildirildi ama yetkililer Viyana salgınını duyurmamaya karar verir 4. Ancak basına sızan bilgilerden bugüne kadar düzinelerce ABD personelinin etkilendiği söylenmektedir.
Havana sendromu nedir?
Havana Sendromu, ilk olarak 2016 yılında Küba'da ve daha sonra diğer bazı ülkelerdeki Amerikan diplomat ve ajanlarında görüldüğü iddia edilen bir dizi nörolojik, vestibüler ve oküler klinik belirti ve semptomlardır. Etkilenenlerde,