HAYBEDEN BİLİNÇÜSTÜ SOHBETLER

HAYBEDEN BİLİNÇÜSTÜ SOHBETLER

By Ezgi Ordu, Ece AtasoySociety & Culture
Download on the App Store

HAYBEDEN BİLİNÇÜSTÜ SOHBETLER episodes

  • 10 | Eylül, Dopamin Salıncağı ve Sürdürülebilir İrade

    Yazın akışkan temposundan Eylül'ün keskin eşiğine geçerken neden her yıl aynı atalet çukuruna düşüyoruz? Bu bölümde; 19. yüzyıl felsefecisi Jules Payot’nun İrade Terbiyesi klasiğini modern nörobilimin penceresinden masaya yatırıyoruz. Dopaminin bir haz değil "arzu arayışı" motoru olduğunu, prefrontal korteks ile limbik sistem arasındaki o görünmez sinaptik savaşı, asetilkolin ve kortizol dengesini ve işe yarar odaklanma sırlarını konuşuyoruz. Kendimizi hırpalamadan, beynimizin biyolojisiyle uyumlu bir şekilde Eylül disiplinine nasıl geçebiliriz? Cevaplar ve Hemingway Tekniği bu bölümde!

    Bu bölümle ilgili düşüncelerini ve Eylül sohbetlerini Instagram'da @ezgi.ordu üzerinden benimle paylaşabilirsin.

    Bölümler ilgini çekiyorsa takip etmeyi, paylaşmayı ve beğenmeyi unutma :)

    27 min
  • 09 | İnsanlık Gerçekten Aptallaşıyor mu? Idiocracy’den Yapay Zekaya Bilişsel Çöküş

    2006 yapımı Idiocracy filmi bir kehanet mi, yoksa günümüz dünyasının eğlenceli bir karikatürü mü?

    Bu bölümde "tersine evrim" efsanesini rafa kaldırıp işin bilimsel ve sosyolojik arka planına bakıyoruz. Avcı-toplayıcı atalarımızın devasa enerji harcayan V8 motorlu beyninden, 15 saniyelik dopamin videolarına ve düşünmeyi Yapay Zekaya devrettiğimiz bu yeni bilişsel tembellik çağına...

    Flynn Etkisi neden tersine döndü? Zihinsel kaslarımız paslanıyor mu?

    Cevaplar yeni MONOTALKS bölümünde!

    Soru ve konu önerileriniz için: https://www.instagram.com/ezgi.ordu/




    21 min
  • 08 | Özgür İnsanın Büyük Teslimiyeti: Tarladan Dijital Feodalizme

    Sabah çalan alarmdan akşam kaydırdığın ekrana, ödediğin faturalardan adı konulamayan "situationship" ilişkilerine... Doğanın akışıyla yaşayan özgür insan topluluklarından, elindeki cam ekrana bedava veri üreten modern serflere nasıl dönüştük?

    MONOTALKS’un bu bölümünde parıltılı uygarlık masallarını çöpe atıyor; mülkiyetin, gücün ve teknolojinin gölgesinde adım adım gerçekleşen o büyük insani dramı konuşuyoruz.

    • Buğday Tuzağı: Tarım bir gelişme değil, çaresiz insanın kapana kısılması mıydı?

    • Mülkiyet ve Kadın: Evlilik romantik bir aşk hikayesi mi, yoksa mülkiyetin doğru mirasçıya geçmesi için örülen bir tapu senedi mi?

    • Aşk Evliliği Masalı: Kapitalizm iş gücünü düzenli tutabilmek için "aşkı" nasıl pazarladı?

    • Dijital Feodalizm: Tekno-lordların tarlasında dikkatini ve duygusal verilerini feda eden birer "Bulut Serfi" misin?

    Tarladaki ilk çitlemeden cebimizdeki ekrana uzanan bu tarihsel sömürü düzeninde kendi hayatının ne kadar aktörüsün? Telefonunun ekranını kapat, arkanıza yaslan ve dinlemeye başla.

    Surların dışında hâlâ bir hayat var.

    18 min
  • 07 | Ben Kimim Ki? İmposter Sendromu, Hubris ve Cahil Cesareti!

    Elde ettiğiniz başarıların arkasında kendinizi sürekli bir "sahtekar" gibi mi hissediyorsunuz, yoksa etrafınız hiç bilmediği konularda fütursuzca uzmanlık taslayanlarla mı dolu?

    MONOTALKS’un bu bölümünde, psikoloji ve sosyolojinin iki uç noktasına yolculuk yapıyoruz: Başarısını şansa bağlayan İmposter Sendromu (Sahtekarlık Sendromu) ile gücün ve aşırı özgüvenin getirdiği Hubris (Kibir) Sendromu.

    Peki, Dunning-Kruger Etkisi’nin o meşhur "Ahmaklık Zirvesi" ile gündelik hayattaki mansplaining nerede kesişiyor? İçsel ve dışsal denetim odağımız, yaşadığımız başarısızlıkları algılama biçimimizi nasıl şekillendiriyor?

    Pauline Clance, David Dunning, Pierre Bourdieu ve Erich Fromm gibi isimlerin teorileriyle şekillenen bu bölümde, bireysel özşüphelerimizden toplumsal günah keçilerimize kadar pek çok konuyu masaya yatırıyoruz.

    Aşırı özşüphe ile kör bir özgüven arasındaki o ince çizgide kendinizi aramaya hazırsanız, kulaklıkları takın.

    20 min
  • 06 | Jung, Arketipler ve Çöl: Kurtlarla Koşan Kadınlar İçin Bir Yol Haritası

    Çölün ortasında feda ettiğin, "uyumlu" olmak uğruna arkanda bıraktığın o kadim kemikleri toplayıp onlara kendi otantik sesinle can üflemeye hazır mısın?

    Mono Talks’un bu bölümünde, Dr. Clarissa Pinkola Estés’in dünya çapında kadın psişesini dönüştüren başyapıtı Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı masaya yatırıyoruz. Bu yayını sıradan bir masal incelemesi olarak değil; Carl Jung’un kolektif bilinçdışı teorisi, derinlik psikolojisi ve mitopoetik (masallarla iyileşen) okuma modeli üzerine kurulu kapsamlı bir yol haritası olarak tasarladık.

    "Yüksek İşlevsel Kadın" maskelerimizin altında biriken o kronik yorgunluğu ve yabancılaşmayı konuşuyor; Mavi Sakal'ın "doğal yok edici" tuzağından Vasalisa'nın sezgi bebeklerine, Karın Tanrıçası Baubo'nun şifalı neşesinden Elsiz Kız'ın yeraltı ormanındaki 7 erginlenme evresine kadar kitabın tüm omurgasını adım adım haritalandırıyoruz.

    Kitabı kütüphanesinde bekletenler, okurken kaybolduğunu hissedenler ya da kendi vahşi özüyle yeniden bağ kurmak isteyenler için hazırladığımız bu başucu kılavuzuna davetlisiniz. Kulaklığınızı takın; çöle, o ilk kemiği bulduğumuz yere geri dönüyoruz.

    30 min
  • 05 | Küllerden Çöle: Sindrella Kompleksi ve Kurtlarla Koşan Kadınlar

    Modern dünyada ekonomik özgürlüğünü kazanmış, kariyer basamaklarını tırmanan ve dışarıdan bakıldığında her şeyi çözmüş gibi görünen çağdaş kadının içindeki o derin sıkışmışlık hissi nereden geliyor? Başarıya bu kadar yakınken neden farkında olmadan aniden frene basıyoruz?

    Mono Talks’un bu bölümünde, o dar cam ayakkabıları ve bize çocukluktan beri dayatılan uysallık masallarını parçalıyoruz. Colette Dowling’in 1981 yılında literatüre kazandırdığı Sindrella Kompleksi kavramından yola çıkıyor; Dr. Matina Horner'ın çarpıcı "Başarı Korkusu" deneyini ve kadınların diline, kariyer kararlarına, ilişkilerine sızan o görünmez prangaları masaya yatırıyoruz.

    Amy Preston’ın kadın duygularının tarihsel olarak hastalıklaştırılmasına (patologize edilmesine) getirdiği feminist eleştiriyi inceliyor ve tıbbın 1990’lara kadar kadın biyolojisini nasıl ihmal ettiğini somut verilerle konuşuyoruz. Düştüğümüz bu rasyonel boşluktan çıkış biletini ise Clarissa Pinkola Estés’in kadim eseri "Kurtlarla Koşan Kadınlar" ile kesiyoruz. "Mavi Sakal" masalı üzerinden uyuşan sezgilerimizi, ilişkilerdeki "kırmızı bayrakları" neden göremediğimizi ve dışımıza ördüğümüz o buzdan öfke zırhını analiz ediyoruz.

    Sindrella gibi küllerin arasında oturup bir kurtarıcı beklemeyi bırakmanın; La Loba (Kurt Kadın) gibi kendi çölümüze inip feda ettiğimiz kemiklerimizi toplamanın vakti geldi mi?

    Yaşadığınız yılların ne kadarını başkalarının yazdığı masallara sığarak, ne kadarını kendi otantik benliğinizle geçirdiniz?

    Cam ayakkabıları fırlatıp atmaya ve çöle çıkıp kendi sesimizi bulmaya hazırsanız; Mono Talks başlıyor.

    Değinilen Kavramlar, Deneyler ve Eserler:

    • Colette Dowling — Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu

    • Dr. Matina Horner — Başarı Korkusu Araştırması (Michigan Üniversitesi)

    • Simone de Beauvoir — Varoluşçu Feminizm ve Kadın İnşası

    • Amy Preston — Masal Kültürü ve Duyguların Patolojisi

    • Clarissa Pinkola Estés — Kurtlarla Koşan Kadınlar (Vahşi Kadın ve Mavi Sakal Analizi)

    32 min
  • 04 | Peter Pan Sendromu: Büyümeyi Reddeden Ebedi Çocuklar

    Büyümek gerçekten bir özgürlük mü, yoksa kaçtığımız bir klostrofobi mi?

    Mono Talks’un bu bölümünde, edebiyattan analitik psikolojiye uzanıyor ve modern dünyanın en sinsi salgınıyla yüzleşiyoruz: Peter Pan Sendromu. Jung’un 'Ebedi Çocuk' (Puer Aeternus) arketipinden dijital dünyanın kolay dopamin tuzaklarına, sorumluluktan kaçan Peter Pan’lerden onların arkasını toplayan yorgun Wendy’lere kadar yetişkinlik kaygısını masaya yatırıyoruz. Kendimizi korumak için sığındığımız o sahte cennetten, Neverland’den inme vakti.

    Kulaklığınızı takın; büyümeyi ve seçenekleri kısıtlama sanatını konuşuyoruz.

    32 min
  • 03 | Madalyonun Kaçıngan Yüzü: Fear of Commitment

    Geçen bölümde 'Biz şimdi neyiz?' sorusunun peşine düşmüş, situationship arafında hırpalanan tarafı konuşmuştuk. Bu hafta ise madalyonun o görünmeyen, saklanan yüzünü çeviriyoruz: Madalyonun Kaçıngan Tarafı: Fear of Commitment.

    Peki ya o belirsizliği yaratan, kapıyı ne tamamen açan ne de tamamen kapatan o 'fail' bizsek? Sırf incinmemek için bilinçli olarak 'olmayacak' insanları hayatımıza alıp kendimizi güvenli bir sabotajın içine mi sıkıştırıyoruz? Mono Talks’un bu bölümünde, flört uygulamalarının yarattığı seçenek paradoksundan bedenin heyecan ve anksiyeteyi karıştırma yanılgısına kadar kaçışımızın ardındaki 9 rasyonel nedeni masaya yatırıyoruz. Kendimizi korumak için inşa ettiğimiz o steril fanustan 10 pratik adımla çıkma ve taahhüt kasımızı eğitme rehberi.

    Kulaklığınızı takın; bu kez mağdurun değil, o kaçıngan duvarların arkasındayız.

    32 min
  • 02 | Biz Şimdi Neyiz? Modern Flörtün Arafı "Situationship" Kıskacı

    Günümüz flört dünyasının en konforlu ama en çok can yakan gri alanına hoş geldiniz. Mono Talks’un ikinci bölümünde, modern ilişkilerin en popüler girdabını masaya yatırıyoruz: Situationship.

    Her anı paylaştığınız, sevgili gibi davrandığınız ama iş geleceğe ya da bir etiket koymaya geldiğinde görünmez duvarlara çarptığınız o belirsiz alanda mısınız? Sürekli içinizi kemiren "Biz şimdi neyiz?" sorusundan kaçmak için ne kadar duygusal sermaye harcıyorsunuz?

    Bu bölümde; durum ilişkileri (situationship) ile gerçek ilişkiler arasındaki bilimsel ve psikolojik farkları, insan beynini bu belirsizliğe sülük gibi bağlayan "aralıklı pekiştirme" kumarını ve gelecekteki potansiyele aşık olma yanılgısını (batık maliyet tuzakları) adım adım inceliyoruz.

    Eğer siz de yalnız kalma korkusuyla yarım yamalak ilişki kırıntılarına razı olduysanız, bu araftan öz saygınızı koruyarak nasıl çıkacağınızı ve kendi hayatınızın başrolüne nasıl geçeceğinizi konuşuyoruz.

    Çünkü siz birinin hayatındaki anlık bir "durum" seçeneği değil; aşkla, kasıtlı olarak seçtiği o ana hikaye olmayı hak ediyorsunuz.

    21 min
  • 01 | İlişki Psikolojisi: Neden Hep Aynı Tipleri Seçiyoruz?

    Geriye dönüp flört geçmişinize baktığınızda hep aynı döngünün içinde kısıldığınızı hissediyor musunuz? Bedenler ve isimler değişse de yaşanan o değersizlik, terk edilme ya da duygusal ulaşılmazlık hissi neden hep bu kadar tanıdık?

    Bu bölümde; "ilişki psikolojisi" ve "bağlanma teorisi" ışığında, farkında olmadan çocukluğumuzdan kalma eski senaryoları yeni insanlarla nasıl tekrar tekrar sahnelediğimizi konuşuyoruz. Hafızamızın bize oynadığı oyunları, gitmiş ve bitmiş olanı neden idealize ettiğimizi (Zeigarnik Etkisi) ve o "eski sevgilinin" hayaletinden nasıl özgürleşebileceğimizi masaya yatırıyoruz.

    Geçmişi romantize etmeyi bırakıp şimdiki zamana demir atmak ve zihnimizde reytingi düşen o eski dizileri resmi olarak iptal etmek üzerine dürüst bir sohbet. Bölümde paylaştığım, hayatınızı hafifletecek 4 güçlü stratejiyi not etmeyi unutmayın.

    Keyifli dinlemeler!

    30 min

About HAYBEDEN BİLİNÇÜSTÜ SOHBETLER

From the publisher's feed

Merhaba biz @e.eceatasoy & @ezgi.ordu Bu podcast serisinde kendi aramizda konustugumuz ve konusurken hem eglenip hem aydinlandigimiz konulari sizlerle de paylasmak istiyoruz. "Bu bana da oluyor,…