Nöbetçisiniz. Ekranda sinsi sinsi yanan hasta çağırma butonuna tıklıyorsunuz. Kapıdan bir hasta giriyor. 30’lu yaşlarında, yüzünden kan damlayan, atik ve çevik bir delikanlı. Yeşil alan kapısından masanıza kadar olan 4-5 metreyi bir çırpıda geçiveriyor. Elinde bir EKG. Belli ki triyaj hemşireniz şikayetlerinin kardiyak olabileceğini düşünerek EKG’sini muayene öncesinde çekmiş. Çok güzel. EKG’yi elinden alıp bir çırpıda bakıyorsunuz. Jilet gibi. Temel EKG derslerine koyun, üzerinden ders işlensin, öylesine güzel. Şikayetini soruyorsunuz. “Hocam” diyor. “Benim göğsüm ağrıyor.” Hayda! Anamnezi yazmaya başlarken beyninizin Troponin lobu kaşınmaya başlıyor. Ağrısını tarif etmesini istiyorsunuz. “Ağrıyor işte” diyor. “Ha, bir de sol koluma vuruyor. Tıpkı internette söylendiği gibi.” Kimin ağrısı sol koluna vurmuyor ki?
“Baskı tarzında mı?” deseniz de “Evet” diyor, “İğne gibi batıyor mu?” deseniz de. İhtimal, “Yürürken mi oluyor?” diye soracak olsanız, “Bazen yürürken, bazen otururken, yer yer de yatarken. En çok da düşünürken…” diyecek. Sigara içiyorsa asla “fazla” içmeyecek, aile hikayesini sorsanız “Kalp krizi var ama yaşlılıkta” diyecek.
Muayeneniz bitince olası tanıları
düşünüyorsunuz. Karşınızda pek de MI’a benzemeyen bir göğüs ağrısı hastası var.
Ancak göğüs ağrısını tipik tarifliyor. EKG’si normal. Fizik muayenesi normal.
Şimdi ne yapacaksınız?
Beyninizdeki sarkaç, “Miyalji reçetesiyle taburcu” ile “Kardiyoloji konsültasyonu ve 3 saat arayla 3 troponin takibi” arasında salınıp duruyor.
Neden Göğüs Ağrılarında Risk Skorlaması Yapıyoruz?
Göğüs ağrısı, acile en sık başvuru nedenlerinden biri. Yılda yaklaşık 100.000 hastanın başvurduğu bir acil servise, başvuruların 6.000’i “göğüs ağrısı” nedeniyle gerçekleşiyor (Neyse ki bunların küçük bir bölümü gerçekten kardiyak hadiselere bağlı oluyor). Üstelik MI’dan Pulmoner Emboliye kadar bir çok morbiditesi ve mortalitesi yüksek tanı, bu şikayet altında kümeleniyor ve bu nedenle hastalar sıklıkla acil serviste takibe alınıyor.
Amacımız, her zaman olduğu gibi, hem hızlı, hem de doğru kararlar verebilmek. Bu konuda “iç güdülerimize” güvenmemizin yeterli olmadığı biliniyor. Konu göğüs ağrısı olduğunda, kullanabileceğimiz çeşitli Göğüs Ağrısı Sınıflandırma Skorları ön plana çıkıyor. HEART, TIMI, GRACE, T-MACS, EDACS vs. Skorlama sistemleri dünya genelinde o kadar benimsenmiş durumda ki, Annals of Emergency Medicine podcastinin geçtiğimiz aylardaki bir bölümünde, Rory Spiegel, “Artık HEART skoru veya PECARN vs. uygulamanın etkilerini inceleyen çalışmaların sonuçlarında büyük yararlar görülmemesinin sebebi, klinisyenlerin zaten bunları kliniklerinde her hastaya uygulamaya başlamış olmaları” diyordu. Haksız sayılmaz.
Özünde bütün göğüs ağrısı
skorlama sistemlerinin amacı aynı:
“Acil servise göğüs ağrısı ile başvuran hastalarda majör kardiyak olumsuz olayı (MACE) öngördürmek.”
Peki ya MACE? MACE ise şu demek: Miyokard Enfarktüsü, koroner vaskülarizasyon veya herhangi bir nedenden ölüm.
Göğüs Ağrısı Skorlama sistemleri arasında sıklıkla öne çıkan biri var: HEART Skoru (1-2). Amacı, göğüs ağrısı ile acil servise başvuran hastaları 30 günlük MACE yönünden düşük, orta ve yüksek riskli olarak sınıflandırmak. HEART, çeşitli kelimelerin baş harflerinden oluşuyor: Hikaye (History), EKG (ECG), Yaş (age), Risk Faktörleri (risk factors) ve troponin. Bunlardan her biri 0,