Akış

İnsan ölünce dünya eksilmez


Listen Later


Müzik :Piazza - Absent Haven


İnsan öldüğünde dünya yerinden oynamaz. 

Sabah yine olur. Ezan yine okunur. 

İnsanlar yine telaşla işine gücüne gider, vapurlar yine kalkar, kuşlar yine öter, caddeler yine dolar.

Ve hayat… 

Bir kişi eksilse de akışını sürdürür.

Belki de insanın içini en çok sarsan hakikat tam olarak budur. 

Çünkü biz, çoğu zaman kendimizi dünyanın merkezine yerleştiririz. 

Acılarımızı eşsiz sanır, mutluluklarımızı vazgeçilmez… 

Oysa dünya, bizim içimizde büyüttüğümüz anlamların hiçbirine muhtaç değildir.

Bugün “olmazsa olmaz” dediğimiz şeyler, 

yarın başkasının gündeminde küçük bir ayrıntıya dönüşür. 

Bugün uğruna uykusuz kaldığımız meseleler, 

birkaç ay sonra hatırlarken bile zorlandığımız gölgelere dönüşür.

Demek ki mesele… 

Ne kadar önemli olduğumuz değil. 

Ne kadar kalıcı olduğumuz hiç değil.

Asıl mesele, 

neye tutunduğumuzdur.

Çünkü insan bu dünyada bir sahip değil, 

bir yolcudur. 

Ve bu yolculuk, sandığımız kadar uzun değildir.

Bize verilen şeyler; zaman, beden, sevdiklerimiz, hatta düşüncelerimiz bile… 

Birer emanettir. 

Ve emanetin doğasında kalıcılık yoktur.

Bunu gerçekten idrak ettiğinde insan, 

hırsının sesi değişir.

Eskiden bağıran bir istek, 

artık daha kısık konuşur. 

Eskiden içini yakan bir kıskançlık, 

yavaş yavaş sönmeye başlar.

Kibir… 

Belki de en çok yara alan odur. 

Çünkü kibir, insanın kendini kalıcı sanma yanılgısından doğar. 

Oysa faniliğin farkına varan biri, 

üstün görünmenin ne kadar kırılgan bir oyun olduğunu anlar.

Ve kırgınlıklar… 

Onlar da birer birer anlamını yitirir.

Çünkü insan şunu fark eder: 

Bugün kalbini kıran kişi de, 

yarın bu dünyadan geçip gidecek.

Sen de… 

Ben de…

O zaman, neyin kavgasını veriyoruz?

Bir bakışın, bir sözün, bir anlık gururun 

bu kadar büyütülmesi… 

Gerçekten ne kadar anlamlı?

Belki de hayatın bize anlatmaya çalıştığı şey çok basittir: 

Hiçbir şey sandığımız kadar büyük değil. 

Ve hiçbir şey, bu kadar yüklenmeye değecek kadar kalıcı değil.

Gösteriş… 

İnsan onunla kendine bir sahne kurar. 

Ama o sahne, seyircisiz kaldığında çöker.

Üstün görünme çabası… 

Başkalarının gözünde büyümeye çalışırken 

kendi özünden uzaklaşmanın başka bir adıdır.

Ve en sonunda insan şunu anlar: 

Görünür olmak ile gerçek olmak arasında büyük bir fark vardır.

Dünya seni alkışlasa da, 

hakikatten uzak bir hayatın içi boştur. 

Kimse seni görmese bile, 

hakikate yakınsan… 

İşte orada gerçek bir ağırlık vardır.

Belki de bu yüzden, 

hayatın en büyük meselesi görünmek değil, 

yakın olmaktır.

Neye mi?

Hakikate. 

Kendine. 

Ve geçiciliğin bilgeliğine.

Çünkü insan, neyi kaybedeceğini gerçekten idrak ettiğinde 

nasıl yaşayacağını da öğrenir.

Ve o zaman hayat… 

Aynı kalır.

Ama sen değişirsin.

Hoşçakalın


...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

AkışBy Kültür