Merhabalar. Bilindiği üzere, glukokortikoid için kritik olan ve olmayan hastalarda çeşitli kullanım alanları mevcut. ARDS, septik şok, toplum kaynaklı pnömoni gibi ciddi hallerde ise rolü tartışmalı. Bunun sebebi ise genellikle hastalıkların patogenezinin ve konağın glukokortikoidlere yanıtının hastadan hastaya değişmesi. Bugün glukokortikoidlerin kritik bakımdaki kullanımı ile ilgili bulduğum 90 sayfalık bir kaynağı1 özetlemeye çalışacağım.
Kortizol üretimi emosyonel ve fiziksel streslerle tetiklenmekle birlikte, bazal olarak gece git gide artan ve sabah uyanmaya yakın saatte pik yapan bir sirkadyen ritmi izler. Gün içerisinde ise kortizol düzeyleri giderek azalır. Bu düzen, hipotalamusun suptakiazmatik çekirdeği tarafından kontrol edilir.
Mekanizma
* Glukokortikoidler birtakım genleri aktive ederek veya baskılayarak immunsupresyon oluşturur.* Bu etki birkaç basamakta meydana gelir ve etki başlangıç süresi 4-24 saat arasında değişir.* Ekstraselüler alanda, glukokortikoidlerin çoğunluğu kortikosteroid bağlayıcı globüline bağlı ve inaktif halde bulunur.* Bağlı olmayan glukokortikoidler ise plazma membranından geçerek sitoplazmadaki glukokortikoid reseptörü ile bir araya gelir.* Glukokortikoid ile bağlı olmadığı zamanlarda, glukokortikoid reseptörü sitoplazma içerisinde çeşitli şaperon moleküllerine (ısı şok proteinleri, immunofilinler) bağlı halde inaktif halde bulunur.* Glukokortikoidlerin glukokortikoid reseptörleri ile bağlanması sonucu şaperon moleküller reseptörden ayrılır ve glukokortikoid-reseptör kompleksi çekirdek içerisine girerek belirli genleri aktive veye suprese eder.
Glukokortikoidlerin dokulara geçişi çeşitli faktörlere bağlıdır. Örneğin, glukokortikoidlerin plazma proteinlerine bağlanması, beyin omurilik sıvısına geçişini etkiler. Prednizolonun proteine bağlanması konsantrasyon bağımlı olup %60-95 arasında değişmekteyken deksametazon daha sabit olarak %70 oranında proteine bağlanır. Buna göre, deksametazonun daha uzun yarı ömrüne ek olarak BOS geçişi daha iyidir.
Glukokortikoid Kullanımın Genel Olarak Kabul Gördüğü Akut ve Kronik Hastalıklar :
Bu hastalıklarda glukokortikoid kullanılmasında herkes hemfikir.
Astım ve KOAH Alevlenmeleri
* Astım veya KOAH alevlenmesinde olan hastalar için glukokortikoidler hayat kurtarıcı olabilir.* Ciddi astım tedavisinde 125 mg iv başlangıç dozunu takiben (GINA kılavuzuna göre 60-80 mg), hasta yanıtına göre her 6-12 saatte bir 60 mg oral metilprednizolon, toplam 5-10 gün süresince önerilir.* KOAH alevlenmesinde, kısa süreli glukokortikoid kullanımının faydalı olduğu gösterilmiş.* Glukokortikoid tedavisinin yardımlı ventilasyon ihtiyacı olmayan hastalarda havayolu obstrüksiyonu ve semptomlarda daha hızlı iyileşme, daha az tedavi başarısızlığı ve daha kısa hastane yatış süreleri ile ilişkili olduğu gösterilmiş. Bunun yanı sıra, glukokortikoidlerin oral veya iv yoldan verilmesinin tedavi başarısında, relaps veya mortalitede bir fark yaratmadığı da gösterilmiş2.* KOAH alevlenmesi nedeniyle yoğun bakımda takip edilen 17.239 hastalık gözlemsel bir çalışmada, günlük 240 mg veya daha düşük dozda metilprednizolon verilmesinin, günlük 240 mg’dan daha yüksek dozda verilmesiyle mortaliteya katkısı açısından farkı olmadığı, bunun yanı sıra, düşük doz grubunun daha kıza yoğun bakım yatışı ve mekanik ventilasyon süresi ile ilişkili olduğu görülmüş3.
Pnömosistoz
* Pneumocystis Jiroveci’nin neden olduğu, CD4+ T hücre sayısı< 200/mm3 olan veya intrinsik T hücre disfonksiyonu olan, sitotoksik kemoterapi veya uzamış yüksek doz glukokortikoid kullananlar gibi immunkompromize hastalarda meydana gelen bir enfeksiyondur.* Tedavi seçenekleri arasında trimetoprim-sulfometaksazol, pentamidin,