Maske
Tüm gezegende insanların ilk gündeminde Covid-19'un olduğu bir dönem yaşıyoruz. Bilim kurgu senaryosu yazanların dahi hayal edemeyeceği olaylar gerçekleşirken herkesin maske takmasının teşvik edildiği bu zamanları Çin'in modern Halk Sağlığı yaklaşımının kurucularından Dr.Whu Lien-teh görse neler düşünürdü acaba?
Ortaçağda ağzı ve burnu mendille kapatmanın hastalıklardan korunmada etkili olacağı düşünülüyordu. Rönesans dönemi tablolarında yüzünü kuş gagasına benzeyen bir maskeyle kapatan kişilerin tasvirinin altında veba ve benzeri hastalıkların miasma denilen pis havadan kaynaklandığı düşüncesi yer almaktaydı.1 Miasma, Yunan mitolojisinde kendi başına bağımsız bir yaşamı olan bulaşıcı bir güçtür. Günahkar olanın bir kurban gibi ölene kadar, topluma kronik olarak felaket bulaşacaktır. Tüm Ortaçağ ve rönesans döneminde hakim olan bu düşünceye göre kötü kokudan kaçınılması, tütsü ve benzeri iyi kokan şeylerle yer değiştirmesiyle hastalıktan uzak durulacağı sonucuna varıyordu. Veba salgınlarında doktorlar yüzlerini bir maske ile kapatıyordu. Kuş gagasına benzeyen maskenin yanlarında tütsüler için delikler de bulunuyordu.
17. yy'da Roma'da bir veba doktoru
1870'lerde bakteriler hakkında bilinenlerin etkisiyle miasma gözden düştü. 1879'da Johann von Mikulicz Radecki ilk defa gazlı bezden yapılan bir maske tanımladı. Cerrahi sepsisi önlemeye yönelik çabalar bu maskenin daha etkili tasarımlarını geliştirmek yönünde ilerledi. Bu süreç ameliyatlarda en etkili cerrahi maskelerin hangi maddeden yapılmış olması gerektiği, ne kadar sürede etkinliğini kaybedeceği, kaç kat olacağı gibi konularında günümüz standartlarına uzanan yoğun araştırma ve geliştirme çabalarıyla geçti.2
Dr. Wun Lien-teh Cambridge'den mezun olan ilk Çinli olarak maske kullanımına aşinaydı ve tarih onu siyasi ve politik çekişmelerin ortasına itiverdi. Onun öyküsü, kişisel kader ile tarihsel olaylar arasındaki ve bilim insanlarının, tıp adamlarının, politikacıların ve işadamlarının ulusal ve uluslararası zeminlerdeki çıkarlarının ayrılmaz bağlarına bir örnektir.
Mançurya, Japonya'nın karşı kıyısında Rusya'nın uzak toprakları Sibirya'nın güneyinde, Çin'in kuzeydoğusunda adını üzerinde yaşayan Mançu'lardan alan bir bölgedir.
Çin'in Batılı güçlerce ticaret için topraklarını ve limanlarını açmaya zorlanması, içeride Çin hanedanlığının da zayıfladığı bir döneme rastladı. Japonya'nın doğudan Kore yarımadası ürerinden Çin ile temas kurması, Rusya'nın Sibirya'nın güneyindeki Mançurya'ya ilgi duyması uluslararası rekabet ve ticaret savaşları zayıflamakta olan Çin hanedanlığının devlet yapısını reforme etmek zorunda bıraktı. Avrupalı güçler ise Çin'e girdiklerinde sefalet içinde bir toplum ve çok kötü hijyen koşullarıyla karşılaştılar. Batı ile olan ticaretin gelişmesi beraberinde kolera ve veba gibi hastalıkların da Avrupa'ya taşınması riskini taşıyordu. Çin'deki yerleşik sağlık anlayışının Batılı normlarla yer değiştirmesi için kurumların dönüşmeye zorlanması da bu döneme denk geldi.
Büyük Mançurya vebası salgını 1910 sonbaharında Çin-Rus sınır kasabası Manzhouli'de patlak verdi ve hızla demiryolları boyunca güneye, krize neden olduğu Harbin ve diğer Mançurya şehirlerine %100 fatalite oranıyla yayıldı. Bu salgının yarattığı yeni koşulları Mançurya'ya nüfuz etmek için kullanmak isteyen Rusya ve Japonya'ya karşı Çin hanedanlığı kendi imkanlarıyla salgınla mücadele etmek yönünde bir siyaset benimseyerek Dr. Wu Lien-teh'i bölgede görevlendirdi.3
Dr. Wu Lien-teh
Vebadan ölen bir Japon kadında otopsi yapan Wu, akciğerlerinde veba etkilerini gözlemleyince, hastalığın nefes ve damlacık yoluyla havadan yayılarak diğer insanlara bulaşabileceğini düşündü. O zamana kadar hastalıklar damlacık yoluyla hav...