Bu bölümde, dünya edebiyatının en nevrotik ve dahi kalemlerinden biri olan Franz Kafka’nın, çevirmeni Milena Jesenská’ya yazdığı o meşhur mektupların derinliklerine iniyoruz. 1920-1923 yılları arasında geçen bu yazışmalar, sadece bir aşk hikayesi değil; bir insanın içsel parçalanışının, korkularının ve aidiyet arayışının en çıplak halidir.