
Sign up to save your podcasts
Or


Bir dil öğrenmek sadece kelimelerin karşılıklarını ezberlemek midir, yoksa zihnimizin duvarlarını tamamen yıkıp yenisini inşa etmek mi? Denis Villeneuve’ün Arrival filmindeki o büyüleyici zaman algısından yola çıktığımız bu bölümde; konuştuğumuz kelimelerin dünyayı algılama biçimimizi nasıl mühürlediğini ve beynimizin gizli haritalarını inceliyoruz.
1930’ların sarsıcı Sapir-Whorf Hipotezi’nden Edward T. Hall’un "Sessiz Dil" kavramına; Seinfeld ve Lost in Translation’daki kültürel iletişim krizlerinden farklı dillerdeki çevrilemeyen sözcüklere uzanıyoruz. Ayrıca nörolinguistiğin kapılarını aralayarak ikinci bir dil konuşmanın zihnimize kriz anlarında nasıl rasyonel bir "süper güç" kazandırdığını ve dillerin ekonomi üzerindeki şaşırtıcı etkilerini masaya yatırıyoruz. Zihninizin ve dilinizin sınırlarını genişletmeye hazırsanız, keyifli dinlemeler!
🔗 Takipte Kalın:Instagram: @ezgi.ordu
#Podcast #Arrival #SapirWhorf #İletişimBilimi #Psikoloji #MonoTalks #SessizDil #Nöro Dilbilim #Edward T. Hall
Sydney Sweeney’nin kumar reklamından ilk buluşmadaki "hesabı kim öder" kavgasına: Popüler kültürün vitrine koyduğu çekicilik, cüzdanınızı boşaltan bir sistemi nasıl perdeliyor? MONOTALKS’un bu bölümünde magazinel bir tartışmadan yola çıkıp erkeklik krizlerini, iş hayatındaki cam tavanları, flört ekonomisini ve feminizmin gerçekte kimi özgürleştirdiğini konuşuyoruz. Feminizm sanıldığı gibi erkeklerin düşmanı mı, yoksa omuzlarınızdaki ağır yükü söküp alan tek nefes alanı mı?
Düşüncelerinizi, sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram’da @ezgi.ordu üzerinden benimle paylaşmayı unutmayın. Keyifli dinlemeler!https://www.instagram.com/ezgi.ordu/
Eylül gelip havalar serinleyince her içsel yavaşlamamıza uluorta "depresyondayım" demek en kolayı. Ama majör depresyonun ağır gerçekliği başka, melankolinin o zarif ve insani sızısı bambaşka.
MONOTALKS’ın bu yeni bölümünde; majör depresyonu bizzat tecrübe etmiş biri olarak günlük dilde harcanan kavram kargaşasını temizliyoruz. Majör depresyonun rol yapmayan ağır gerçekliğinden yola çıkıp Anhedoni ve Ennui’yi ayırıyor; melankoliye hak ettiği estetik itibarı iade ediyoruz.
Teoman’dan Sabahattin Ali’ye, Amélie’nin bakliyat çuvalından Dead Poets Society’nin sararan yapraklarına, Eternal Sunshine’dan Lars von Trier’in Melancholia’sına uzanan; şiirler, şarkılar ve şifalı filmlerle dolu uzun bir sonbahar sığınağı sizi bekliyor.
Kulaklığınızı takın, sıcak içeceğinizi alın; bırakın melankoli gelsin, kapınızı çalsın ve baş köşeye otursun. 🎧🍂
🔔 MONOTALKS’a Destek Olun:Eğer bu bölüm ruhunuza dokunduysa takip etmeyi ve paylaşmayı unutmayınBu bölümle ilgili düşüncelerini ve eylül sohbetlerini Instagram'da @ezgi.ordu üzerinden benimle paylaşabilirsin.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere! 🎧🍂
#MONOTALKS #Podcast #Melankoli #Depresyon #Sonbahar #FilmÖnerileri #Teoman #Psikoloji #Felsefe
Yazın akışkan temposundan Eylül'ün keskin eşiğine geçerken neden her yıl aynı atalet çukuruna düşüyoruz? Bu bölümde; 19. yüzyıl felsefecisi Jules Payot’nun İrade Terbiyesi klasiğini modern nörobilimin penceresinden masaya yatırıyoruz. Dopaminin bir haz değil "arzu arayışı" motoru olduğunu, prefrontal korteks ile limbik sistem arasındaki o görünmez sinaptik savaşı, asetilkolin ve kortizol dengesini ve işe yarar odaklanma sırlarını konuşuyoruz. Kendimizi hırpalamadan, beynimizin biyolojisiyle uyumlu bir şekilde Eylül disiplinine nasıl geçebiliriz? Cevaplar ve Hemingway Tekniği bu bölümde!
Bu bölümle ilgili düşüncelerini ve Eylül sohbetlerini Instagram'da @ezgi.ordu üzerinden benimle paylaşabilirsin.
Bölümler ilgini çekiyorsa takip etmeyi, paylaşmayı ve beğenmeyi unutma :)
2006 yapımı Idiocracy filminin altındaki bilimsel gerçekler neler? 🧠💥
Bu bölümde, kült film Idiocracy üzerinden insan zekasının dününü ve bugününü konuşuyoruz. Avcı-toplayıcı atalarımızın devasa enerji harcayan V8 motorlu beyninden, 15 saniyelik dopamin videolarına ve Yapay Zeka çağındaki "bilişsel tembelliğe" uzanan çarpıcı bir yolculuk.
📌 Bu bölümde öne çıkanlar:
IQ skorları neden son 30 yıldır düşüşte? (Ters Flynn Etkisi)
Yapay zeka beynimizi paslandırıyor mu? (Bilişsel Dışnakil)
Doğal seçilim bitti mi, genetik olarak ne durumdayız?
Aptallaşıyor muyuz yoksa sadece tembelleştik mi? Cevabı podcast'te. 👇
#MONOTALKS #Idiocracy #YapayZeka #Podcast #Evrim #Zeka
Soru ve konu önerileriniz için: https://www.instagram.com/ezgi.ordu/
Sabah çalan alarmdan akşam kaydırdığın ekrana, ödediğin faturalardan adı konulamayan "situationship" ilişkilerine... Doğanın akışıyla yaşayan özgür insan topluluklarından, elindeki cam ekrana bedava veri üreten modern serflere nasıl dönüştük?
MONOTALKS’un bu bölümünde parıltılı uygarlık masallarını çöpe atıyor; mülkiyetin, gücün ve teknolojinin gölgesinde adım adım gerçekleşen o büyük insani dramı konuşuyoruz.
Buğday Tuzağı: Tarım bir gelişme değil, çaresiz insanın kapana kısılması mıydı?
Mülkiyet ve Kadın: Evlilik romantik bir aşk hikayesi mi, yoksa mülkiyetin doğru mirasçıya geçmesi için örülen bir tapu senedi mi?
Aşk Evliliği Masalı: Kapitalizm iş gücünü düzenli tutabilmek için "aşkı" nasıl pazarladı?
Dijital Feodalizm: Tekno-lordların tarlasında dikkatini ve duygusal verilerini feda eden birer "Bulut Serfi" misin?
Tarladaki ilk çitlemeden cebimizdeki ekrana uzanan bu tarihsel sömürü düzeninde kendi hayatının ne kadar aktörüsün? Telefonunun ekranını kapat, arkanıza yaslan ve dinlemeye başla.
Surların dışında hâlâ bir hayat var.
Elde ettiğiniz başarıların arkasında kendinizi sürekli bir "sahtekar" gibi mi hissediyorsunuz, yoksa etrafınız hiç bilmediği konularda fütursuzca uzmanlık taslayanlarla mı dolu?
MONOTALKS’un bu bölümünde, psikoloji ve sosyolojinin iki uç noktasına yolculuk yapıyoruz: Başarısını şansa bağlayan İmposter Sendromu (Sahtekarlık Sendromu) ile gücün ve aşırı özgüvenin getirdiği Hubris (Kibir) Sendromu.
Peki, Dunning-Kruger Etkisi’nin o meşhur "Ahmaklık Zirvesi" ile gündelik hayattaki mansplaining nerede kesişiyor? İçsel ve dışsal denetim odağımız, yaşadığımız başarısızlıkları algılama biçimimizi nasıl şekillendiriyor?
Pauline Clance, David Dunning, Pierre Bourdieu ve Erich Fromm gibi isimlerin teorileriyle şekillenen bu bölümde, bireysel özşüphelerimizden toplumsal günah keçilerimize kadar pek çok konuyu masaya yatırıyoruz.
Aşırı özşüphe ile kör bir özgüven arasındaki o ince çizgide kendinizi aramaya hazırsanız, kulaklıkları takın.
Çölün ortasında feda ettiğin, "uyumlu" olmak uğruna arkanda bıraktığın o kadim kemikleri toplayıp onlara kendi otantik sesinle can üflemeye hazır mısın?
Mono Talks’un bu bölümünde, Dr. Clarissa Pinkola Estés’in dünya çapında kadın psişesini dönüştüren başyapıtı Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı masaya yatırıyoruz. Bu yayını sıradan bir masal incelemesi olarak değil; Carl Jung’un kolektif bilinçdışı teorisi, derinlik psikolojisi ve mitopoetik (masallarla iyileşen) okuma modeli üzerine kurulu kapsamlı bir yol haritası olarak tasarladık.
"Yüksek İşlevsel Kadın" maskelerimizin altında biriken o kronik yorgunluğu ve yabancılaşmayı konuşuyor; Mavi Sakal'ın "doğal yok edici" tuzağından Vasalisa'nın sezgi bebeklerine, Karın Tanrıçası Baubo'nun şifalı neşesinden Elsiz Kız'ın yeraltı ormanındaki 7 erginlenme evresine kadar kitabın tüm omurgasını adım adım haritalandırıyoruz.
Kitabı kütüphanesinde bekletenler, okurken kaybolduğunu hissedenler ya da kendi vahşi özüyle yeniden bağ kurmak isteyenler için hazırladığımız bu başucu kılavuzuna davetlisiniz. Kulaklığınızı takın; çöle, o ilk kemiği bulduğumuz yere geri dönüyoruz.
Modern dünyada ekonomik özgürlüğünü kazanmış, kariyer basamaklarını tırmanan ve dışarıdan bakıldığında her şeyi çözmüş gibi görünen çağdaş kadının içindeki o derin sıkışmışlık hissi nereden geliyor? Başarıya bu kadar yakınken neden farkında olmadan aniden frene basıyoruz?
Mono Talks’un bu bölümünde, o dar cam ayakkabıları ve bize çocukluktan beri dayatılan uysallık masallarını parçalıyoruz. Colette Dowling’in 1981 yılında literatüre kazandırdığı Sindrella Kompleksi kavramından yola çıkıyor; Dr. Matina Horner'ın çarpıcı "Başarı Korkusu" deneyini ve kadınların diline, kariyer kararlarına, ilişkilerine sızan o görünmez prangaları masaya yatırıyoruz.
Amy Preston’ın kadın duygularının tarihsel olarak hastalıklaştırılmasına (patologize edilmesine) getirdiği feminist eleştiriyi inceliyor ve tıbbın 1990’lara kadar kadın biyolojisini nasıl ihmal ettiğini somut verilerle konuşuyoruz. Düştüğümüz bu rasyonel boşluktan çıkış biletini ise Clarissa Pinkola Estés’in kadim eseri "Kurtlarla Koşan Kadınlar" ile kesiyoruz. "Mavi Sakal" masalı üzerinden uyuşan sezgilerimizi, ilişkilerdeki "kırmızı bayrakları" neden göremediğimizi ve dışımıza ördüğümüz o buzdan öfke zırhını analiz ediyoruz.
Sindrella gibi küllerin arasında oturup bir kurtarıcı beklemeyi bırakmanın; La Loba (Kurt Kadın) gibi kendi çölümüze inip feda ettiğimiz kemiklerimizi toplamanın vakti geldi mi?
Yaşadığınız yılların ne kadarını başkalarının yazdığı masallara sığarak, ne kadarını kendi otantik benliğinizle geçirdiniz?
Cam ayakkabıları fırlatıp atmaya ve çöle çıkıp kendi sesimizi bulmaya hazırsanız; Mono Talks başlıyor.
Değinilen Kavramlar, Deneyler ve Eserler:
Colette Dowling — Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu
Dr. Matina Horner — Başarı Korkusu Araştırması (Michigan Üniversitesi)
Simone de Beauvoir — Varoluşçu Feminizm ve Kadın İnşası
Amy Preston — Masal Kültürü ve Duyguların Patolojisi
Clarissa Pinkola Estés — Kurtlarla Koşan Kadınlar (Vahşi Kadın ve Mavi Sakal Analizi)
Büyümek gerçekten bir özgürlük mü, yoksa kaçtığımız bir klostrofobi mi?
Mono Talks’un bu bölümünde, edebiyattan analitik psikolojiye uzanıyor ve modern dünyanın en sinsi salgınıyla yüzleşiyoruz: Peter Pan Sendromu. Jung’un 'Ebedi Çocuk' (Puer Aeternus) arketipinden dijital dünyanın kolay dopamin tuzaklarına, sorumluluktan kaçan Peter Pan’lerden onların arkasını toplayan yorgun Wendy’lere kadar yetişkinlik kaygısını masaya yatırıyoruz. Kendimizi korumak için sığındığımız o sahte cennetten, Neverland’den inme vakti.
Kulaklığınızı takın; büyümeyi ve seçenekleri kısıtlama sanatını konuşuyoruz.
From the publisher's feed