Acilcinin Sesi

Parasentez: Ultrasonografi Eşliğinde Uygulama


Listen Later


Mevcut literatüre bakıldığında, ultrasonografi (USG) eşliğinde parasentez işlemi, geleneksel (körleme) parasentez işlemi yerine tercih edilmektedir. Bunun sebebi USG eşliğinde parasentez ile hem başarısız sıvı aspirasyonu oranında hem de işleme bağlı kanama komplikasyonlarında önemli bir azalma sağlanmasıdır. Bu yazımızda USG eşliğinde parasentez konusuna değineceğiz.​1​



Asit, karaciğer yetmezliği, karaciğer sirozu, böbrek ve kalp yetmezliği, hipoalbüminemi, maligniteler gibi birçok hastalıkta görülen periton boşluğuna sıvı sızması durumudur. Asit birikimi arttıkça abdominal distansiyona neden olur. Karın içi basıncın artması akciğer hacimlerinin azalmasına bu da özellikle hasta yatar durumdayken nefes darlığı oluşmasına yol açar. Asit tedavisinde tuz alımının azaltılması ve diüretikler gibi girişimsel olmayan tedaviler uygulansa da hastaların önemli bir kısmı bu tedavilerden fayda görmemektedir. Özellikle diüretiğe yanıt vermeyen, ağrılı abdominal distansiyona ve nefes darlığına neden olan durumların tedavisinde acil serviste parasentez yapılmaktadır. Bunun dışında spontan bakteriyel peritonitin tanısında da örnekleyici parasentez yapılmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak parasentez sıvısının analizi hakkında daha önce yayınladığımız şu yazıya gözatabilirsiniz.



USG’nin hem peritoneal serbest sıvıyı belirlemek hem de parasentez amacıyla 1980’lerden beri kullanıldığı bilinmektedir. USG en az 100 ml asit varlığında tanısaldır. Günümüzde klinisyenlerin birçoğu asit şüphesi olan hastaların değerlendirilmesinde yatak başı USG’yi kullanmaktadır. Yine acil tıp eğitim programlarının çoğunda tanı doğruluğunu arttırmak için yatakbaşı USG kullanılmaktadır.



Parasentez sırasında karaciğer ve dalak yaralanmalarından kaçınmak için bu alanlar dikkatle incelenmelidir (Şekil-1, Şekil-2). Suprapubik bölgeler asitin ilk tespit edilebileceği alanlar olduğu için erkek ve kadın hastalarda bu bölgeler de incelemeye dahil edilmelidir (Şekil-3, Şekil-4, Şekil-5). Daha sonra asitin en fazla olduğu bölgeler tespit edilmelidir. Yapılan bir çalışmada en az sıvı derinliği (en yüzeysel barsak ansından karın duvarına kadar olan mesafe) ile drene edilen parasentez sıvısının hacminin korele olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmada en küçük sıvı derinliğindeki her 1 cm’lik artış için drene edilen sıvı miktarında 1 litrelik bir korelasyon olduğu saptanmıştır. Bir sonraki adımda girişim yapılması planlanan karın duvarı değerlendirilmelidir. Asitli hastalarda ödem sonucu karın duvarı kalınlığı artabileceğinden karın duvarının en ince olduğu alan tespit edilmelidir. Bu ölçümle karın duvarını geçecek iğnenin uzunluğu belirlenebilir. Son olarak, özellikle alt epigastrik damarlar ve portal hipertansiyona bağlı olarak gelişebilecek kollateral yapılar belirlenmelidir. Asit hacmi düşük hastalarda bu prosedürler daha da önemli hale gelmektedir.



Şekil-1: Asitli hastada sağ üst kadranın USG ile incelenmesi.











Şekil-2: Asitli hastada sol üst kadranın USG ile incelenmesi.











Şekil-3: Asitli erkek hastada suprapubik alanın USG ile incelenmesi, transvers kesit.











Şekil-4: Asitli kadın hastada suprapubik alanın USG ile incelenmesi, transvers kesit.







...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Acilcinin SesiBy Acilci.Net


More shows like Acilcinin Sesi

View all
Hiçbir Şey Tesadüf Değil by Podbee Media

Hiçbir Şey Tesadüf Değil

9 Listeners