Savaş Ortamı Metaforu
Acil tıp yaşam tarzı hep bir savaşa benzetilir akılların bir köşesinde. Mücadele bitmez ve karşılıklı meydan okumalar zaferlerle ya da küçük geri çekilmelerle sürer gider. Sürekli bir mücadele vardır evet, ama savaş başka bir kavramdır ve ciddi derinlikte bir literatürü, akademisi ve binlerce yıllık derinliği, deneyimi ve bilgi birikimi vardır.
Ülkemizde harp akademileri, askerlerin yanında sivil bürokratlara da kurmaylık eğitimi vermektedir. Keza savaş ve stratejiyle ilgili klasik eserlerin Türkçe basımlarının olması önemli bir ihtiyaca karşılık vermektedir. Tıp ve bizim özelimizde acil tıp bu birikimle olan ilişkilerde doğası gereği aşağı sıradadır. Siyasal Bilgiler başta olmak üzere, hukuk, uluslararası ilişkiler gibi sözel branşların lisans eğitimlerinde karşılaştığı kavramlar tıp fakültesi ve sonrasındaki uzmanlık ve sürekli eğitim süreçlerinde yer almamaktadır. Almalı mıdır? Biz hekimler savaş ile ilgili bilgi birikimimizi afet yönetimi ötesine taşımalı mıyız?
Bu soruların yanıtını bir parantez açarak, kesinlikle evet olarak verebilirim; Parantezin içinde, savaş derken akıllarda ilk canlanan, beden bütünlüğüne ve düşman ordularının topyekün imhasına yönelik eylemler olmadığını belirterek. Savaşın teorisinde strateji vardır. Stratejik düşünme ile ilgili bilgileri edinip bu bilgileri kullanarak hasta yönetiminde bir gelişme sağlayacaksak peşinden gidilebilir, hatta gitmek için güçlü bir istek bile oluşabilir.
Savaş ortamı benzetmesi, her nöbetin bir afet olarak yaşandığı yorumları, sürekli birden çok uzmanlık alanıyla bitmeyen bir mücadele içerisinde olduğumuzdan kolay kabul görmektedir. O halde olması beklenen savaş ortamında mücadele ederken, bu konuda var olan kavram ve düşünüş biçimlerinin de acil tıp topluluğu içerisinde dolaşması, aktarılması ve pratiğe yön vermede kullanılması olmalıdır. Ama gerçekler böyle değil. Stratejik düşüncenin ulaştığı kavram ve düşünüş biçimlerine sahip olmadığımızı öne sürebilirim. En azında bireysel ilgi ile kişiler bu konuda kendilerini geliştirse de, bir kültür olarak acil tıp topluluğu içerisinde kurumsal araçlarla geliştirildiği ve aktarıldığı söylenemez.
İhtiyaçlar soruları, sorular da cevapları doğuracaktır.
Stratejik Düşünme
Stratejik düşünme, rakibi saf dışı bırakma ve bunu, aynı şeyi onun size yapmaya çalıştığını bilerek gerçekleştirme sanatıdır. Aynı zamanda, başkaları yardımsever niyetlerle değil kişisel çıkar dürtüsüyle hareket ediyor olsa bile, işbirliğini yapma yolları bulma sanatıdır. Başkalarını, hatta kendini ağzından çıkanı hayata geçirmeye ikna etmektir. Enformasyonu yorumlama ve içyüzünü açığa çıkarma sanatıdır. İnsanların eylemlerini önceden kestirmek ve etkilemek için kendini onların yerine koyma sanatıdır.1
Kanıta dayalı tıp çağında, kılavuzlar doğrultusunda hastalıkları yönetirken, hastanın yönetimiyle ilgili sorunları anlamada ve aşmada stratejik düşünmenin bilgi ve yönlendirmelerini kullanabiliriz. Stratejik düşünmenin bir sanat olması, stratejik düşünmede kişiden kişiye, durumdan duruma değişen yaklaşımların bulunması ve bunları seçip uygularken kişilerin yorumlarının işin içine girmesi nedeniyledir.
Yatay Düşünme
Eğer acil serviste hasta yönetimini savaş metaforuyla anlatacaksak, çözümleri de savaş kavramlarında arayabiliriz. Bunun için yatay düşünmeli, analojiyle tartışmalı ve başka sahalardan kavramlar almalıyız. Yatay düşüme derken özel bir konuya derinlemesine girmek yerine - ki buna dikey düşünme diyelim- konuları geniş bir şekilde düşünme kastedilmektedir.