Kişi; terapiye karmaşık bir iç dünya ile gelir, bu yolculukta en derin duyguları, korkuları, önyargıları, inançları, arzuları ona eşlik eder.
Tüm bu deneyimler bize terapide, başka dünyalara geçebilmeyi mümkün kılan kapıları açar.
Terapiye başvuran her kişinin hikayesi biricik ve eşsizdir. Kişinin öyküsü, duyguları ve arzuları kendine hastır, içinde gizli gerçeklikler taşır. Terapi seanslarında o saklı anlamlar ortaya çıkar ve yeniden anlam kazanır. Bu yeni anlamlar bazen bir rüyadan, boş gözüken bir fikirden, bir şakadan, yanlışlıkla söylenen bir sözden, gözden kaçan ve unutulandan çıkarılır. Terapinin konusu çoğu zaman hastanın seansa getirdiğinden daha fazlasıdır.
Terapiye getirilen sorun; bir adaya, kişinin yaşantıları ise bir okyanusa benzetilebilir.
Kişinin seansa getirdiği, “bugün ve burada” ya ait problemlerin kökenleri, daha önceden kurulan ilişkiler ve yaşantılar ile ilişkili olabilir. Çocukluk deneyimleri, bu deneyimlerin içinde geçtiği çevrenin özellikleri, anne, baba, kardeşler gibi temel figürler ile kurulan ilişkiler…