150

Sürdürülebilirlik sürdürülebilir mi? - Konuk: Canan Keleş


Listen Later

Bu ilk konuklu bölümümüzde Canan Keleş'i ağırlıyoruz. Kendisi ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü 2012 yılında bitirdi.Stajlar,yarı zamanlı iş tecrübeleriyle geçen öğrencilik hayatından sonra profesyonel iş hayatına başladı.Son dönemlerde yogayla ilgileniyor , Suluboya ile kartpostallar yapmaya ve elmalı tarçınlı muffine bayılıyor!

Kompozisyon ödevleri dahil her yaşta yazmayı çok sevmişti, hala da seviyor…Anlatmak istediklerini kalemle kağıtla her zaman var olsun istiyor ama 150'ye misafir ol teklifini kabul ederek bugün bizimle...

Neden bu konu? Çünkü tam da bugün yaşam zincirimizin en önemli halkalarında sorun var.Tüm raporlarda,toplantılarda sürdürülebilirlik konu başlığının odağında olan ‘insan hayatı’ ciddi tehdit altında!Hem de statü,para,eğitim,iş,varlık,soyisim gözetmeden..

COVID19 küresel salgını, hepimizin çalışma ve yaşama biçimini değiştirdi. Bugün sürdürülebilirliğin çok daha önem kazandığını görüyoruz. Neden? Salgınla birlikte yoksulluğun azaltılmasının, eğitim kalitesinin artırılmasının, insana yakışır istihdam yaratmanın, girişimciliğin, yenilikçiliğin, yaratıcılığın desteklenmesinin insan hayatına ve doğaya olan katkılarının bir kez daha farkına vardık.

Sürdürülebilirlik+Kurumsal sürdürülebilirlik nedir?

Bugün hayatımıza baktığımızda Maslow’un ihtiyaçlar piramidinin artık yeterli olmadığını söyleyebiliriz değil mi? Hayatımızın anlamını evde otururken bile bu üçgene sığdıramıyoruz bugünlerde. Hep bir şeyler eksikmiş gibi geliyor, kendini gerçekleştirme evresi bir türlü oturmuyor, izliyoruz okuyoruz yetmiyor, yoga seansları, meditasyonlar, nefes terapileri, online eğitimler…Ama bir türlü cevabını bulamıyoruz. Yani bu bir doğum süreci ve eskiden bildiğimiz piramit artık değişiyor!Hayatı sürdürebilmek için farklı yollar arıyoruz.Ekosistemin de varlığını sürdürebilmek için alternatif yollara ihtiyacı var,tıpkı bizim gibi..

Sürdürülebilirlik tanım olarak, üretimin ve çeşitliliğin devamı sağlanırken insan yaşamının daimi kılınabilmesi. Yani bir kazan-kazan stratejisi aslında.İlk kez 1972’de Birleşmiş Milletler’in Stokholm Konferansı’nda konuşulmuş. Kavram olarak içinde,ekonomik kalkınma,sosyal kalkınma ve çevrenin korunması temaları var.Ağırlıklı olarak ekonomik kalkınmayı çağrıştırıyorsa da bize,aslında bu, kavramın ekonomik karar alma mekanizmalarının hareketleriyle bağlantılı olmasından kaynaklanıyor. Ancak cinsiyet eşitliği bile bir devletler,kurumlar,sosyal hayat için sürdürülebilirlik maddesi aslında..

Bugün dünya üzerindeki tüketim alışkanlıklarımızın 1.7 gezegenin üretebileceği kaynaklara eşdeğer olduğu ölçümlenmiş. Yani, tüketmemiz gerekeninin %70 üzerinde kaynak kullanıyoruz

Bu kavram yalnızca şirketleri ilgilendiren bir konu olmadığında sürdürülebilir. Sürdürülebilirlik; ekonomi, toplum ve ekoloji ile bağlantılı bu nedenle bireylere de bu anlamda büyük sorumluluklar düşüyor.Bir CEO,profesyonel işi gereği yapması gereken sürdürülebilirlik görevlerinden kaçınsa bile Sürdürülebilirlik insan olarak yapması gerekenlerden kaçınamıyor,mutlaka bir parçası oluyor. Tabiki mükemmel plan için bireyin ve kurumun beraber hareket ettiği bir sistemin sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum.

Tarihin bize gösterdiği bir şey varsa o da bir krizin gerçek bir değişim yaratabileceğidir.COVID19 sonrası özellikle sürdürülebilirlik hayatımızın merkezi haline gelecek. Önümüzdeki dönemde temel gereksinimlere odaklanıldığı, tasarruf oranının arttığı, mümkün olduğunca kendi içinde ihtiyaçların karşılanmaya çalışıldığı, belki de küreselleşmeye farklı alternatif çözümlerin geliştirilmeye çalışıldığı bir dünya ile devam edeceğiz.

Yeni normalimizle birlikte “sağlıklı yaşam”, yoksulluğa ve açlığa çözüm, sorumlu üretim ve tüketim, sürdürülebilir kalkıma amaçları arasında gündelik yaşamımızda ön plana çıkacak. Bu amaçları desteklemeyi hedefleyen şirketler ekonomik sürdürülebilirliklerini sağlayabilecek,hayatta kalabilecekler.

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

150By Engin Özören