
Sign up to save your podcasts
Or


Hazırlayan & Sunan: Orkan Varan
.
.
.
.
.
.
.
..
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Lord Voldemort, hem fiziksel hem de duygusal açıdan karmaşık bir karakterdi ve Fiennes, bu karmaşıklığı kendi liginde ustalıkla işledi. ama bence daha fazla senaryo desteğine ihtiyaç vardı. neyse dediğim gibi bu konu uzun, bir video ister.
devam
2010lardan devam edelim. büyük budapeşte oteliyle güzel bi momentum yakaladı. 2 tane james bond filminde oynadı. coenlerin hail ceasar’ında oynadı. 2018de white crowu hem yönetti hem oynadı. o film de sovyetlerden batıya kaçan tarihin en iyi baletlerinden birini anlatıyor. işte sovyet baskısı filan klasik batının sevdiği konular. bir de alın bu bilgiyle naparsanız yapın. coriolanus ve white crow’u sırbistanda çekmiş. sırbistan da buna onursal vatandaşlık vermiş. yani hem sırp hem ingiliz vatandaşı. brexite karşı gelmiş, brexit olmuş ama kendini kurtarmış. sırp pasaportuyla schengen bölgesinde 90 günden uzun kalabilir. hadi yine iyisin diyoruz.
sonuç olarak ralph fiennes voldemorttan fazlasıydı arkadaşlar. birçok oyuncu için böyle konuşuyorum ama. fiennes için gerçekten öyle. aynı şu videoda anlattığım dumbledore gibi. fiennes de bir tiyatro efsanesi. harry potter da bir ingiliz projesi olduğu için, büyük roller ingiliz tiyatro efsanelerine oynatıldı. çünkü dediğim gibi ingilterede tiyatro çok güçlü bir şey. rada, shakespeare’s globe, royal shakespeare company gibi köklü kurumlara sahipler. sırf shakespeare değil birçok farklı anlayışa sahip toplulukları var. romadan sonra tiyatroyu kurumsal anlamda devam ettiren yegane toplum ingilizlerdir. operada italyanlar neyse, tiyatroda ingilizler odur. modern müzikte de ingilizler öncüdür. 70ler 80ler efsane gruplara bakın hepsi ingiliz. büyük laflar ediyorum yine hayırlısı.
tiyatroda bir numaralar dedik ya. ralph fiennes’tan örnek verelim. coriolanus ilk yönetmenlik deneyimi. coriolanus bir shakespera metni. oyuncumuz kariyerindeki 2 büyük olguyu, tiyatro ile sinemayı birleştirebilmiş. hem oynamış hem yönetmiş. çünkü yapımcı ona güvenmiş. coriolanusun filmi dicaprionun oynadığı romeo juliet gibi birşey olsun istemiş. metin sabit görsellik dekor modern.
sinema ile tiyatroyu paralel devam ettirdi. İngiliz tiyatrosuna ve kültürüne yaptığı katkılar akarşılıksız kalamazdı. ingilizlerin walk of fameinde el izi var. diğer tarafta 2006'da Büyük Britanya İmparatorluk Nişanı (CBE) ile ödüllendirilmesi, sanat ve kültür alanındaki hizmetlerinin takdir edildiğini gösterdi. sir ünvanı da alır. demedi demeyin.
the reader sunshine gibi politik yapımlarda da oynadı. tabi kendi ülkesinin bıçak sırtı konularına pek girmeden. şunu da anlatsaydın dediğiniz filmi varsa yorumlara beklerim. belki birgün bölümünü bile yaparız.
fiennes tam bir ingiliz destanı arkadaşlar. james bond filminde oynamış ama aslında bir dönem james bond olması bile konuşulmuş. o kadar ingiliz. james bond olmamış, zaten votka martiniyi stirred severmiş. öte yandan alçak gönüllü bir profil çiziyor. james bond için iyi ki daniel craig oynadı ben onun kadar iyi yapamazdım filan diyor. val kilmer’ın batman olduğu 1995 batmande de düşünülmüş. zaten batman’e düşünülen james bond’a da düşünülüyor. bkz. robert pattinson bir yandan sahne dışında soğuk ve mesafeli olduğu söyleniyor.
By Orkan VaranHazırlayan & Sunan: Orkan Varan
.
.
.
.
.
.
.
..
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Lord Voldemort, hem fiziksel hem de duygusal açıdan karmaşık bir karakterdi ve Fiennes, bu karmaşıklığı kendi liginde ustalıkla işledi. ama bence daha fazla senaryo desteğine ihtiyaç vardı. neyse dediğim gibi bu konu uzun, bir video ister.
devam
2010lardan devam edelim. büyük budapeşte oteliyle güzel bi momentum yakaladı. 2 tane james bond filminde oynadı. coenlerin hail ceasar’ında oynadı. 2018de white crowu hem yönetti hem oynadı. o film de sovyetlerden batıya kaçan tarihin en iyi baletlerinden birini anlatıyor. işte sovyet baskısı filan klasik batının sevdiği konular. bir de alın bu bilgiyle naparsanız yapın. coriolanus ve white crow’u sırbistanda çekmiş. sırbistan da buna onursal vatandaşlık vermiş. yani hem sırp hem ingiliz vatandaşı. brexite karşı gelmiş, brexit olmuş ama kendini kurtarmış. sırp pasaportuyla schengen bölgesinde 90 günden uzun kalabilir. hadi yine iyisin diyoruz.
sonuç olarak ralph fiennes voldemorttan fazlasıydı arkadaşlar. birçok oyuncu için böyle konuşuyorum ama. fiennes için gerçekten öyle. aynı şu videoda anlattığım dumbledore gibi. fiennes de bir tiyatro efsanesi. harry potter da bir ingiliz projesi olduğu için, büyük roller ingiliz tiyatro efsanelerine oynatıldı. çünkü dediğim gibi ingilterede tiyatro çok güçlü bir şey. rada, shakespeare’s globe, royal shakespeare company gibi köklü kurumlara sahipler. sırf shakespeare değil birçok farklı anlayışa sahip toplulukları var. romadan sonra tiyatroyu kurumsal anlamda devam ettiren yegane toplum ingilizlerdir. operada italyanlar neyse, tiyatroda ingilizler odur. modern müzikte de ingilizler öncüdür. 70ler 80ler efsane gruplara bakın hepsi ingiliz. büyük laflar ediyorum yine hayırlısı.
tiyatroda bir numaralar dedik ya. ralph fiennes’tan örnek verelim. coriolanus ilk yönetmenlik deneyimi. coriolanus bir shakespera metni. oyuncumuz kariyerindeki 2 büyük olguyu, tiyatro ile sinemayı birleştirebilmiş. hem oynamış hem yönetmiş. çünkü yapımcı ona güvenmiş. coriolanusun filmi dicaprionun oynadığı romeo juliet gibi birşey olsun istemiş. metin sabit görsellik dekor modern.
sinema ile tiyatroyu paralel devam ettirdi. İngiliz tiyatrosuna ve kültürüne yaptığı katkılar akarşılıksız kalamazdı. ingilizlerin walk of fameinde el izi var. diğer tarafta 2006'da Büyük Britanya İmparatorluk Nişanı (CBE) ile ödüllendirilmesi, sanat ve kültür alanındaki hizmetlerinin takdir edildiğini gösterdi. sir ünvanı da alır. demedi demeyin.
the reader sunshine gibi politik yapımlarda da oynadı. tabi kendi ülkesinin bıçak sırtı konularına pek girmeden. şunu da anlatsaydın dediğiniz filmi varsa yorumlara beklerim. belki birgün bölümünü bile yaparız.
fiennes tam bir ingiliz destanı arkadaşlar. james bond filminde oynamış ama aslında bir dönem james bond olması bile konuşulmuş. o kadar ingiliz. james bond olmamış, zaten votka martiniyi stirred severmiş. öte yandan alçak gönüllü bir profil çiziyor. james bond için iyi ki daniel craig oynadı ben onun kadar iyi yapamazdım filan diyor. val kilmer’ın batman olduğu 1995 batmande de düşünülmüş. zaten batman’e düşünülen james bond’a da düşünülüyor. bkz. robert pattinson bir yandan sahne dışında soğuk ve mesafeli olduğu söyleniyor.