Yoksulluk, Yeşilçam’da yapıldığı gibi tertemiz bir Türkçe ile anlatılan bir şey değildir. Kirli bir Türkçe gerektirir. Üzülmek buralarda kabadır. Uzun bir monolog ile değil, “böyle gelmiş böyle gider”e çalan bir teslimiyetle dile gelir. Nadiren bir monoloğa dönüşür. Genellikle birkaç cümleyi geçmeyen iç geçirmeler, dert yanmalara varır.