Davetul İslam

1370 - Ölmeden Önce Yapılan Miras Taksimi Öldükten Sonra Geçerli Midir? - Necati Koçkesen


Listen Later

NEDEN BÖYLEYİZ?
Bugün Müslümanların parça parça olmasının, birbirlerine düşmelerinin, kâfirlerin önünde çil yavrusu gibi dağılmalarının, kâfirlerin galip, Müslümanların mahkûm olmalarının, tâgûtî sistemlerin tahakkümü altında dinlerini yaşayamamalarının birçok sebebi vardır.
Aslında Kurân’a ve sünnete baktığımız zaman bu nedenleri apaçık görmemiz mümkündür. Fakat Kur’ân’a, sünnete bakılması gerektiği gibi bakmadığımız, baksak bile o ikisindeki yol göstermelere göre hareket etmediğimiz için durumumuzda hiçbir değişiklik olmamaktadır. Gelin, şimdi Kur’ân’a ve hadislere bakarak neden böyle olduğumuzun cevablarını görmeye çalışalım. Allah azze ve celle şöyle ferman etmişti:
وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ
“Allâh’a ve Resûl’e itaat edin! Birbirinizle çekişmeyin! Yoksa korkuya kapılırsınız da (güç, kuvvet, devlet ve sâhip olduğunuz nîmetler elinizden) gider. Sabredin; çünkü Allâh sabredenlerle berâberdir.” (el-Enfâl, 46)
Ümmet olarak hulefâi râşidînin devirlerinden sonra birbirimize düştük. Mevkî-makam hırsı, mal, mülk, dünyayı kazanma hırsı bizi birbirimize düşürdü. Kâfirlerle uğraşacağımıza daha çok birbirimizle uğraştık. Zâlim idârelerin ya yanında yer aldık veya yanında yer almasak bile onların zulümlerine sessiz kaldık. İşte o zaman Allah’ın âyette belirttiği gibi rüzgarımız yâni gücümüz zayıfladı. Dillerimiz hakkı söylese bile kalblerimiz başka başkaydı. Bunu fırsat bilen kâfirler üzerimize çullanmaya başladı ve onların önlerinde sellerin önündeki saman çöpleri gibi olduk.
Allah yine şöyle buyuruyordu:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
“Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfâl, 24)
Evet, bize hayat verecek olan şeyler Kur’an’da idi. Ve biz onu her gün okumamıza, her gün bir cüz okumamıza, ayda bir hatim yapmamıza rağmen okuduğumuz Kur’an okuduğumuz yerde kalıyordu. Onun içindeki hükümleri hayatımıza yansıtmıyorduk. Çünkü Kur’an’ı içindeki hükümlerle amel etmek için değil, sadece okumak için okuyorduk. Halbuki Allah rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle vasiyette bulunmuştu:
تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ
“Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sıkı sıkıya sarıldığınız sürece doğru yoldan asla sapmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Rasûlünün sünnetidir.” (İmam Malik, Muvatta’, Kader, 3)
Evet, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bize iki sağlam ip, iki sağlam kulp bıraktığını, şayet onlara sıkı sıkıya tutunursak asla sapıtmayacağımızı, kimsenin de bizi sapıtamayacağını beyan etmişti ama biz o iki kulpa yapışmadık, ara sıra yapışır gibi yaptık. Onlardaki direktiflere göre hareket etmedik, o iki kaynağın ahlâkını, edebini arkamıza attık ve bize düşman olanların, yahudilerin ve hristiyanların yaşam tarzlarını yaşam tarzı edindik. Onlar gibi yiyip içmeye, onlar gibi giyinmeye, onlar gibi evlenmeye, onlar gibi boşanmaya, onlar gibi miras taksimi yapmaya başladık. Çoğu dinin rükünleri olan namaz, zekât ve oruç gibi ibadetleri de terkettiler. Dış görünüş olarak kâfirlerden hiçbir farkları kalmadı. Bu ibadetleri yapmaya gayret edenler de dış şartlarını, rükünlerini bilmeden, anadan babadan görme bir şekilde yapmaya devam ettiler. İçsel huşû ve huzur ise hiç yoktu. O kıldığımız namazlar kılınması gerekektiği gibi kılınmadığı için bizi kötülüklerden alıkoymuyordu. Halbuki eğer namazlar bilinçli olarak kılınsaydı bizleri her türlü kötülüklerden alıkoyması gerekiyordu. Zîrâ Allah subhânehû ve Teâlâ şöyle buyurmuştu:
اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَۜ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebüt; 45)
Allah “namaz insanı her türlü hayasızlıktan ve kötülükten alıkor” demesine rağmen kıldığımız namaz bizi hayasızlıktan ve kötülükten alıkoymamışsa demek ki namazı kılınması gerektiği gibi kılmıyorduk. Namaz kıldık yalan söyledik, namaz kıldık haram helal demedik, namaz kıldık insanları aldatmaya devam ettik.
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Davetul İslamBy Necati Kockesen