Şiirlenelim

20 Yaşıma Mektup...(10)


Listen Later

Sevgili 20 yaşım,

Aydınlanma çağının ilk ışıklarıyla birlikte, "rutin"e meydan okumaya başlamıştım. Özgürlüğünü bayrak yaparak, teke tek kavgaya girecektim onunla. Yaşamın sıradan uğraşılarına teslim olmayacaktım.

Ancak bazı beklentiler, umulmadık limanlara savuruveriyordu insanı.

İnsan bir kere doğar ve binlerce kez ölür. İnsan hem iyi hem kötü olur. Hem bostan hem mısır eker pazara göre. Hem hain hem dürüst olur kadına göre, adama göre ve onun verdiği ya da vermediği sevgiyi göre.

Kim olduğunu değil, kimin gözünde nasıl biri olarak algılanmak istediğini daha fazla önemsemek zorunda kaldığın bir dünyada yaşıyorsun zaten.

Anlayanlar yüzünden yalnızlık çektin,

Bundandır anlamayanlar yüzünden kalabalık olman.

Kendinden kaçmaktan yorulduysan, tüm kaçışlarından ellerin boş döndüysen, sığındığın limanlarda dalgakıranlara maruz kaldıysan, güvenli bulduğun sığınaklarda üşüdüysen, artık kaçınılmazdır kendine dönüşün.

Her tecrübe, her karşılaşma, her beklenmedik durum, her zorluk, her sıkıntı, her felaket, her kayıp, her kazanç, her yenilgi hep bir mertebeye hazırlar insanı...Her yara kabuk bağlar, bilirsin.

Sevgili 20 yaşım,

Zamanın yel değirmenleri günlük yaşamı öğütürken, "rutin" hep yaralar seni. Şu yaşlarında yaptığı gibi. Sonsuzluğa tırmanıyorsan, rutine yakalanamazsın. Bir yanılsamadır o...


Bir an gelir, bir tel kopar içinden sebepsiz. Bir tuğla yerinden oynar, yıkılır ellerinle yaptığın evin. Ürker kuşlar, göğüs kafesinin ta içinden havalanır. Bir an gelir yıkılır evin.

Bir an gelir, bir bakarsın hayatının bütün camı çerçevesi inmiş ayazın ortasında çırılçıplaksın.

Hayat kimseye yolun sonunu görme garantisi sunmaz...Yaşamayı serüvene dönüştüren şey de budur zaten.

Ama ne en güçlü olan tür hayatta kalır ne de en zeki olan...Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.

Bugün kendine zaman ayır ve bir yürüyüşe çık. Aklında çözülmeye bekleyen bir sürü iş, geri dönmeni bekleyen bir dolu cevapsız çağrı, halledilmesi gereken birçok sorun olabilir. Beklesinler... Sen yürürken dünya batmayacak. En azından sen yürüdün diye batmaz.


Nietzsche, "Bir dağın zirvesine tırmanırken karlılaştığımız güçlükler, sıkıntılar, acılar, hayal kırıklıkları, zaferler, başarılar, hepsi birden hayatın anlamını oluşturur." der.

Zaten en dibe vurduğunda, yukarı çıkmaktan başka gidecek bir yer kalmamıştır, senin, benim gibi inatçılar için.

Dibe yayılıp da, boğulmayı bekleyenlerden olamayız biz.


İnceldiğin yerden kopmasına izin vermediğin her şeyin, en sağlam yerinden hiç beklemediğin anda canını göğüs kafesinden çıkartırcasına koptuğunu göreceksin.

En soğuk gecelerde çırılçıplak kalacaksın bir yalnızlık sokağında. Ama korkma, geçecek.


Bir gün, umudunun bittiği bir anda bir el uzanacak sana.

Bütün dünyayı karşısına alıp, herkesin sana sırtını çevirdiği yerde sana her şey olacak.

Ellerini tut. Nefes almayı hatırlatacak, yaralarından öpecek seni. Korkma öpsün.


Aradığın şey kitaplarda değil. Okuyarak bileceksin. Ama ancak severek anlayacaksın.

Sevmek biraz da yaralarını sevmektir.


Sevgili 20 yaşım,

Kiminle sohbet ederken için rahatsa, kelime seçmiyor ve acaba bir gün bunları bana karşı bir koz olarak kullanır mı şüphesine düşmüyorsan o kişi doğru kişidir. O kişi, insanın sahiden evidir.

Sevgili 20 yaşım,

Seni çok sık düşündüğümü bilmeni isterim. Ama seni hatalarınla birlikte ilerleyip, yol almaya bırakıyorum. Sen en çok kendinden öğreneceksin.


...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida