Şiirlenelim

20 Yaşıma Mektup...(13)


Listen Later

Sevgili 20 yaşım,

20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum.

40 yaşımın karşısına da ben geçtim.

İnsanları izliyorum, uzaktan, yakından. Garip bir sakinlikle, kimseye kızmadan. Kimseyi üzmeden, kimseye kırılmadan. Sadece sessizliği hissediyorum. Hissettiğim sadece sessizlik. İnsanları izliyorum.

20 yaşında sanata ilgi duyan birçok genç olmasına rağmen, en çok ziyaret ettiği yerler tiyatrolar, kütüphaneler, sinemalar değil, mezarlıklardı. Çünkü her hafta bir arkadaşı öldürülüyordu. İstanbul’un neredeyse bütün mezarlıklarını ezbere biliyordu.

Tek dertleri daha özgür bir dünya, daha güzel bir ülke, daha iyi bir insanlık için mücadele etmekti.

Dolayısıyla ben 20 yaşına geldiğimde, aynı yaşta olan pek çok gençten çok fazla yaşamış ve hayatın acımasız yüzüyle çok erken tanışmıştım.

İç sesim en büyük saadetimdi. Ruhum her şeyi anlıyordu.Tüm oyunları, tüm maskeleri.


İyi ve kötü dediğimiz kavramlar insan var olmadan önce de var mıydı?

Yoksa insan mı var etti bu kavramları?


Bazı beklentiler, umulmadık limanlara savuruveriyordu insanı.

Ben kapısında yıllarca beklediğim her evden, geriye dönerken artık ardına bakmanın bir öneminin kalmadığını öğrendim.

Okuduğum pek az şeyden düşlere yarayacak malzemeyi çıkarıp almayı öğrendim.

Çekingen yanlarımı körelttim.

Görüyorsun ya, birbirine bağlı değil her şey. İyi, ne iyiye ne kötüye iletir. Çalıp da yakalanmayanlar, iyi hayat yaşar. Başkaları; yalan söyler, hile yapar ve seçimi kazanırlar. Bazı insanlar yolda kalmış birine yardım etmek için dururlar ve bir tır tarafından ezilirler. Bunun için hesap bile sorulmaz. Kartlar nasıl dağıtılmışsa öyle oynarsın.

Beni anla Sevgili 20 yaşım,

Değişmedim, büyüdüm.


Korkma, diyemem. Arkadaşlarının çocukları yanlış sokakta oynadıkları için kayboldular. Korkma, diyemem ki. Devrim, sevdiklerimin canını aldı. Hikayenin en acıklı yanı, kimse onlara soru sormadı. Korkma diyemem. Çünkü ruhumu, iskelenin yanında üç kişi öldürerek, ''beni hiç sevmiyor olacak'' birileri çaldı. Işık söndü, ben de içtiklerimi yazılarımın üstüne döktüm. Sayfaları alevin dansını seyretmek için değil, sadece öyle olmasını arzuladığım için yaktım.

Pençeleri olmadığı için kendini iyi zanneden zayıflara ne çok gülüyorum. Oysa bir sütun gibi olmalısın, onun erdemini almalısın, yükseldikçe güzelleşmelisin ama içten içe sertleşmeli ve dayanıklı hala gelmelisin.

Kendin kendine iyi geldikten sonra, başkasının sana nasıl geldiği, senden nasıl gittiği önemsiz...

Gerçeği, güzeli ve tamam olanı şahsi hırslarının, kızgınlıklarının, kırgınlıkların gölgelemesine müsaade edenler hep çaresiz, hep eksik, hep yarım kalırlar. Sen yaralansan da, tam kalmaya devam et.

Göreceksin, onca yaşayacağından sonra, daha az insanı seveceksin ama sevmeyi seçtiklerine daha çok “Seni seviyorum” diyeceksin.

Öyle fazla üzülme. İçeceğin o acı ilaçları başkaları da içti.

İnsanın beyninde unutmak gibi bir kavram olduğu sürece, insan her duygunun altından kalkar, her duygunun boyunduruğundan kurtulur, her duygunun boşluğuna alışır.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu.

Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse.

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar. Her gün aynı yoldan yürüyenler. Yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler. Giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler. Tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Kıyıda gözden kaybolmadan, yeni yerler keşfedemezsin.

Sevgili 20 Yaşım,

Aç gözlerini.

Gerçek, bildiğinden de ötede.

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida