
Sign up to save your podcasts
Or


''Yetenek, disiplin ve sıkı çalışma olmadan garajda güzel görünen, hiçbir yere gitmeyen ve eskiyen bir Porsche’dir.''
''Sevgili 20 yaşım,
Bu mektubu sana asla göndermeyeceğim. Ama şu an anlıyorum ki, bu satırları okumaya ihtiyacı olan zaten sen değilsin...Benim. Seni hatırlamaya gerek duyduğum, yaşamın bazen katlanılması zor olan koşturmacasında, yolumu kaybetmekten korktuğum zamanlarda, bu mektubu elime alacağım. Sakin bir köşeye çekileceğim, ve yolculuğunu- yani yolculuğumuzu- bir kez daha zihnimde canlandıracağım. Nerede ve nasıl başladığımı, bugüne kadar aldığım yolu, ve o yolun her adımını hatırlayacağım. Yatağımın başucuna astığım o fotoğrafları, ve sonrasında şahit olmaya devam ettiğim sayısız acıyı kendim yaşamış gibi tüm zerrelerimde hissedeceğim. Belki arada bir yirmi üç sene önce yaptığım gibi başkalarının görmeyeceği anlarda usulca gözyaşı dökeceğim. O yılları yeniden yaşayabilseydim, seni gene çok hızlı bir yarış arabası kullanır gibi kullanır mıydım, 20 yaşım?
Bazı sorular insanın içini kemirir, yaralar, öfkelendirir. Unuttum mu sanıyorsun? Unutmadım. Kimi ayrıntılar hafızamın derinliklerinde kaldı belki ama nerden nereye geldiğimi hep hatırlamayı bildim. Aradan kırk yıl geçtiği halde...On üç yaşında filan çıtalı uçurtmaların peşinde koşarken, kırmızılı-mavili gıpgıcır misketler cep yırtığından kayıp, teker teker düşmüştü ya hani, bir bakmıştın azıcık kalmış - hep üzüldün o misketlere- . Şimdi 20 yaşında yeni heveslerin peşinde koşarken yine, yani sen yine öyle hiç farkında değilken, -söylemedi deme- teker teker eksilecek yılların...Unutma. Henüz pek kullanılmamış, hatta gıpgıcırken...
Çocukluk ne zordu! Karanlık, korkular ve kaygılardan örülmüş yalnız bir karadelik sanki. Sevincini yitirmiş öyle kekre bir dönemden geçiyordum ve öyle dalgındım ki. Gerçi, seviyorum gülmeyi. Ama gülmeye eskisi kadar çok bahane bulamıyorum. Ben biraz kaderci oldum 20 yaşım. Hayat örgümüzün ince ince çok önceden dokunduğuna inanan bir tarafım var artık. Sana durduğum yerden hayat dersi vermek değil amacım. Sana bambaşka öğütler verirsem başka birine dönüşürsün diye korkarım. Ben, seninle dertleşiyorum şimdi...
Yüreğinin doymaz sesini dinle , diyemem. Yürek çok seslidir. Fayda ister. Her ne yaptıysan, kulağını tırmalayacak kadar dikkatini verdiğin, önemsediğin sesi dinlemişsindir. Gerçi, eskisi kadar taptaze filan değilsin ama korktuğun gibi de olmadı. Meğer, insanın bedeni yaşlansa da, gönlü ihtiyarlamıyormuş. Yenilerim olmasaydı, kazandığım başarıların keyfini bu kadar yürekten yaşayamazdım. Düş kırıklıklarına uğramamış olsaydım, hayallerimizle aramızda duran engelleri keşfedemez, yol haritamı başka insanlarla paylaşmanın ve rüyalarını gerçeğe dönüştürmelerine yardımcı olmanın hazzını tadamazdım. Travmaların, öğrenme merdiveninde basamak olacak maalesef...Yıllar gitgide hızlanacak ve sandığından daha kısa zamanda o dünyada yaşıyor olacaksın. Bazen deli akan suyun yolunu değiştiren kaya olacaksın. Ama bunlar gözünü korkutmasın; 74 yaşına gelince her şeye rağmen iyi bir hayattı benimki diyeceksin.''
By Hedablida''Yetenek, disiplin ve sıkı çalışma olmadan garajda güzel görünen, hiçbir yere gitmeyen ve eskiyen bir Porsche’dir.''
''Sevgili 20 yaşım,
Bu mektubu sana asla göndermeyeceğim. Ama şu an anlıyorum ki, bu satırları okumaya ihtiyacı olan zaten sen değilsin...Benim. Seni hatırlamaya gerek duyduğum, yaşamın bazen katlanılması zor olan koşturmacasında, yolumu kaybetmekten korktuğum zamanlarda, bu mektubu elime alacağım. Sakin bir köşeye çekileceğim, ve yolculuğunu- yani yolculuğumuzu- bir kez daha zihnimde canlandıracağım. Nerede ve nasıl başladığımı, bugüne kadar aldığım yolu, ve o yolun her adımını hatırlayacağım. Yatağımın başucuna astığım o fotoğrafları, ve sonrasında şahit olmaya devam ettiğim sayısız acıyı kendim yaşamış gibi tüm zerrelerimde hissedeceğim. Belki arada bir yirmi üç sene önce yaptığım gibi başkalarının görmeyeceği anlarda usulca gözyaşı dökeceğim. O yılları yeniden yaşayabilseydim, seni gene çok hızlı bir yarış arabası kullanır gibi kullanır mıydım, 20 yaşım?
Bazı sorular insanın içini kemirir, yaralar, öfkelendirir. Unuttum mu sanıyorsun? Unutmadım. Kimi ayrıntılar hafızamın derinliklerinde kaldı belki ama nerden nereye geldiğimi hep hatırlamayı bildim. Aradan kırk yıl geçtiği halde...On üç yaşında filan çıtalı uçurtmaların peşinde koşarken, kırmızılı-mavili gıpgıcır misketler cep yırtığından kayıp, teker teker düşmüştü ya hani, bir bakmıştın azıcık kalmış - hep üzüldün o misketlere- . Şimdi 20 yaşında yeni heveslerin peşinde koşarken yine, yani sen yine öyle hiç farkında değilken, -söylemedi deme- teker teker eksilecek yılların...Unutma. Henüz pek kullanılmamış, hatta gıpgıcırken...
Çocukluk ne zordu! Karanlık, korkular ve kaygılardan örülmüş yalnız bir karadelik sanki. Sevincini yitirmiş öyle kekre bir dönemden geçiyordum ve öyle dalgındım ki. Gerçi, seviyorum gülmeyi. Ama gülmeye eskisi kadar çok bahane bulamıyorum. Ben biraz kaderci oldum 20 yaşım. Hayat örgümüzün ince ince çok önceden dokunduğuna inanan bir tarafım var artık. Sana durduğum yerden hayat dersi vermek değil amacım. Sana bambaşka öğütler verirsem başka birine dönüşürsün diye korkarım. Ben, seninle dertleşiyorum şimdi...
Yüreğinin doymaz sesini dinle , diyemem. Yürek çok seslidir. Fayda ister. Her ne yaptıysan, kulağını tırmalayacak kadar dikkatini verdiğin, önemsediğin sesi dinlemişsindir. Gerçi, eskisi kadar taptaze filan değilsin ama korktuğun gibi de olmadı. Meğer, insanın bedeni yaşlansa da, gönlü ihtiyarlamıyormuş. Yenilerim olmasaydı, kazandığım başarıların keyfini bu kadar yürekten yaşayamazdım. Düş kırıklıklarına uğramamış olsaydım, hayallerimizle aramızda duran engelleri keşfedemez, yol haritamı başka insanlarla paylaşmanın ve rüyalarını gerçeğe dönüştürmelerine yardımcı olmanın hazzını tadamazdım. Travmaların, öğrenme merdiveninde basamak olacak maalesef...Yıllar gitgide hızlanacak ve sandığından daha kısa zamanda o dünyada yaşıyor olacaksın. Bazen deli akan suyun yolunu değiştiren kaya olacaksın. Ama bunlar gözünü korkutmasın; 74 yaşına gelince her şeye rağmen iyi bir hayattı benimki diyeceksin.''