
Sign up to save your podcasts
Or


Neden bu kadar yorgunuz? Ve neden bazı günler içimizden sadece “yapmamayı tercih ederim” demek geçiyor?
Bu bölümde Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu isimli kitabı üzerinden, Michel Foucault’nun disiplin toplumundan, Jeremy Bentham’ın Panoptikonuna, oradan da bugün cebimizde taşıdığımız dijital gözetim düzenine uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Sürekli “verimli”, “erişilebilir” ve “görünür” olma baskısının bizi nasıl performans öznesine çevirdiğini değerlendiriyoruz.
Gündelik hayatın yeni fenomeni “task masking” yani çalışıyor gibi görünmek, meşguliyet simülasyonu yapmak, bu hikayede bir “tembellik” değil; çoğu zaman sınırsız beklentiler karşısında bir hayatta kalma stratejisi olarak beliriyor.
Ve tam burada edebiyat sahneye çıkıyor: Herman Melville’in Katip Bartleby’si… “I would prefer not to.” yani “Yapmamayı tercih ederim.” sessiz bir cümleyle sistemi kilitleyen opposite direniş, bugün belki de en insanca soruyu hatırlatıyor:
“Gerçekten mi yapıyorum, yoksa sadece görülmek için mi?”
Belki de bazen en radikal şey “yapmamayı tercih etmektir.”
By Ayşe Dilşad Çetin ÖzyurtNeden bu kadar yorgunuz? Ve neden bazı günler içimizden sadece “yapmamayı tercih ederim” demek geçiyor?
Bu bölümde Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu isimli kitabı üzerinden, Michel Foucault’nun disiplin toplumundan, Jeremy Bentham’ın Panoptikonuna, oradan da bugün cebimizde taşıdığımız dijital gözetim düzenine uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Sürekli “verimli”, “erişilebilir” ve “görünür” olma baskısının bizi nasıl performans öznesine çevirdiğini değerlendiriyoruz.
Gündelik hayatın yeni fenomeni “task masking” yani çalışıyor gibi görünmek, meşguliyet simülasyonu yapmak, bu hikayede bir “tembellik” değil; çoğu zaman sınırsız beklentiler karşısında bir hayatta kalma stratejisi olarak beliriyor.
Ve tam burada edebiyat sahneye çıkıyor: Herman Melville’in Katip Bartleby’si… “I would prefer not to.” yani “Yapmamayı tercih ederim.” sessiz bir cümleyle sistemi kilitleyen opposite direniş, bugün belki de en insanca soruyu hatırlatıyor:
“Gerçekten mi yapıyorum, yoksa sadece görülmek için mi?”
Belki de bazen en radikal şey “yapmamayı tercih etmektir.”