İkinci Baskı

İkinci Baskı

By Ayşe Dilşad Çetin ÖzyurtBusinessManagement
Download on the App Store

İkinci Baskı episodes

  • 29 | Sofalogy

    Bu bölümde size yeni bir kelime önermek istiyorum.


    Belki de yeni bir felsefe.

    Belki de unuttuğumuz eski bir yaşam biçimi.


    Adı: Sofalogy.


    “Sofa”… Yani koltuk.


    “-logy”…Yani üzerine düşünme, anlamlandırma.


    Kısacası… Koltukta geçirilen keyifli zamanların felsefesi.


    Ama hayır. Bu tembelliğin manifestosu değil.


    Bu, sürekli hızlanmak zorunda bırakılan insanın yavaşlama hakkını geri alma girişimi.


    Çünkü galiba hepimiz biraz yorulduk.

    23 min
  • 28 | Attention Economy & Friction Maxxing/Minning

    “Attention is the new oil.”

    Yani… Dikkatin artık senin en değerli kaynağın.


    Bugün modern insanın en büyük mücadelesi, dijital dünyanın tam ortasında zihnini koruyarak yaşamak. Kolay değil.

    Çünkü farkında olmadan hepimiz dev bir “dikkat rekabetinin” içindeyiz.

    Telefonumuzdaki her uygulama, her bildirim, her ping… Hepsi bizden küçük bir parça koparıyor.


    Modern dünyanın para birimi artık zaman değil; dikkat. Ve bu dikkat, sonsuz akışlar, algoritmalar, otomatik oynatmalar arasında her gün biraz daha parçalanıyor.


    Tam da bu noktada iki davranış modeli devreye giriyor:


    🔸 Friction Maxxing: kötü alışkanlıkları bilinçli olarak zorlaştırmak

    🔸 Friction Minning: iyi alışkanlıkların akışını kolaylaştırmak


    Bu iki yaklaşım birleştiğinde ortaya çok güçlü bir sonuç çıkıyor:

    Dikkat ekonomisi karşısında kendi iç sistemini yeniden tasarlayan bir insan.


    Çünkü dikkatini korumak, aslında kendi yaşam alanını korumak. Zihinsel enerjini, odaklanma kapasiteni, üretkenliğini ve sakinliğini…


    Bu konular üzerine kaydettiğim podcast belki sizin günlük rutininizde de küçük bir kıvılcım yakar. ✨

    25 min
  • 27 | The Nice (Good) Girl / Guy Syndrome

    “Sevilmek için kim olmaktan vazgeçiyorum?”


    Nice Girl Syndrome…

    Adı soft, etkisi derin.

    Birçoğumuzun çocuklukta öğrendiği, yetişkinlikte otomatiğe aldığı o görünmez strateji:

    Herkesi memnun ederek hayatta kalmak.


    Bu bir zayıflık değil;

    Bir zamanların çok akıllıca çözümü.

    Ama bağlam değişince, çözüm birden yük oluyor.


    Kadınlarda duygusal aşırı yüklenmeye,

    erkeklerde dolaylılık ve bastırılmış öfkeye,

    hepimizde görünmez bir people pleasing döngüsüne dönüşüyor.


    Peki mesele ne?

    İyi olmayı bırakmak değil.

    İyiliği korkudan değil, seçimden yapmak.

    Onaydan değil, hizadan beslenmek.


    Bu bölümde, kim olmak için kendimizden vazgeçtiğimizi…

    Ve kendimize nasıl geri dönebileceğimizi konuşuyoruz.


    Hazırsanız, başlıyoruz. 😊

    10 min
  • 26 | The Burnout Society & Task Masking

    Neden bu kadar yorgunuz? Ve neden bazı günler içimizden sadece “yapmamayı tercih ederim” demek geçiyor?


    Bu bölümde Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu isimli kitabı üzerinden, Michel Foucault’nun disiplin toplumundan, Jeremy Bentham’ın Panoptikonuna, oradan da bugün cebimizde taşıdığımız dijital gözetim düzenine uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Sürekli “verimli”, “erişilebilir” ve “görünür” olma baskısının bizi nasıl performans öznesine çevirdiğini değerlendiriyoruz.


    Gündelik hayatın yeni fenomeni “task masking” yani çalışıyor gibi görünmek, meşguliyet simülasyonu yapmak, bu hikayede bir “tembellik” değil; çoğu zaman sınırsız beklentiler karşısında bir hayatta kalma stratejisi olarak beliriyor.


    Ve tam burada edebiyat sahneye çıkıyor: Herman Melville’in Katip Bartleby’si… “I would prefer not to.” yani “Yapmamayı tercih ederim.” sessiz bir cümleyle sistemi kilitleyen opposite direniş, bugün belki de en insanca soruyu hatırlatıyor:


    “Gerçekten mi yapıyorum, yoksa sadece görülmek için mi?”


    Belki de bazen en radikal şey “yapmamayı tercih etmektir.”

    16 min
  • 25 | Girlmossing

    Son zamanlarda karşıma çıkan bir kavram var: girl mossing. TikTok ve Instagram’da insanlar orman zeminine uzanıyor, yosunlara dokunuyor, yapraklara bakıyor ve sadece duruyorlar. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Orman Vakfı bile 2024’te Instagram hesabını bu kavramla tanıttı.


    Yosun hızlı büyümez. Ama güçlüdür. Toprağı korur, suyu tutar. Yumuşaktır, ama yere köklenmiştir. Ve bana göre girl mossing tam da bu hissi çağrıştırıyor: yumuşaklıkla direnmek.


    Bu kavram, aslında başka yavaşlama hareketleriyle de örtüşüyor. Quiet quitting, niksen, tangping, bai lan… hepsi bir şeyi söylüyor: Bu kadar koşmaya mecbur değiliz. Kendimizi dinlemek, sınır koymak, yavaşlamak bir zayıflık değil, aksine derin bir farkındalık göstergesi.


    Yazar Brett Scott’ın da dediği gibi:

    “Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmaz. Onu sadece daha hızlı ve daha dolu hale getirir.”

    28 min
  • 24 | Hiper Bağımsızlık
    Bağımsızlık, kendi kendine yetmek veya kendine bakmak demek. Ancak her özellik gibi bağımsızlık da aşırıya kaçıldığında tehlikeli olabiliyor. Bireyin olağan bağımsızlık düzeyinin ötesinde, aşırı bir bağımsızlık arzusu veya davranışı hiper bağımsızlık belirtisi olabilir. Hiper-bağımsızlık, gerçekten başkalarının yardımına veya desteğine ihtiyaç duyduğunda bile, her konuda tamamen bağımsız olmaya yönelik bireysel çabaları ve kendi başına her şeyi halletme dürtüsünü ifade ediyor. Tabii özellikle de kadınlarda serde bir yandan da kendi ayakları üzerinde durma, kendi kendine yetebilme, başkasına -özellikle de bir erkeğe- muhtaç olmama baskısıyla ve mesajıyla büyütülmüş olmak da var. “Aşırı bağımsızlık resmi bir tanı olmasa da bir travma ve stres tepkisi olabilir; travma sonrası stres bozukluğu veya travma geçmişinin tetiklediği başka bir zihinsel sağlık sorunu olan kişiler de aşırı bağımsızlık yaşayabilir” deniyor. Şimdi gelin hiper bağımsızlığın işaretlerinin neler olduğuna bir bakalım... Siz de kendinizi bir değerlendirin, bu cendereye düşmüş müsünüz, kıyılarında gezmiş misiniz? Yoksa her şey yolunda mı?
    23 min
  • 23 | Bir Kurtarıcı Beklemek (Sindirella / Andromeda / Godot / Tatar Çölü Kompleksleri)
    Türkiye Cumhuriyetimizin 100. yaşını kutladığımız bugüne ben de bir anı bırakmak istedim. Son 40 yılına şahit olduğum Cumhuriyetimiz, benim özgür ve mücadeleci bir kadın olmamı sağladı. Bir mucizenin olmasını beklediğim anlar yaşasam da hiçbir zaman bir kurtarıcı beklemedim. Küresel araştırma şirketlerinin raporları ne derse desin ben hep ümitvardım, hep de öyle olacağım. Andromeda / Sindirella / Godot / Tatar Çölü kompleksleri her ne kadar adlarını mitlerden, masallardan, hikayelerden almış olsalar ve cinsiyetlerimizden bağımsız günümüz insanının yaşadığı bağımlılık ve kurtarıcı bekleme sorunlarına işaret ederler. Gelin biz bu masalları yeniden yazalım, kendimizi ve çocuklarımızı bir kurtarıcı beklemeye mahkum etmekten ve “o geminin bir gün geleceğine” inandırmaktan vazgeçelim. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “şayet bir gün çaresiz kalırsak bir kurtarıcı beklemeyelim; kurtarıcı kendimiz olalım.” Cumhuriyetimizin 100. yaşı kutlu olsun. Cumhuriyetimiz sonsuz olsun. 🇹🇷
    25 min
  • 22 | Dolce far niente
    Bu bölümde sevgili dostum Yasemin’le birlikte “tembellikten alınan zevk, boşluğun verdiği keyif, hiçbir şey yapmamanın tatlılığı” anlamına gelen İtalyan yaşayış tarzı “dolce far niente”den yola çıkarak uzun uzun İtalya dedikodusu yaptık. Peki biz neden duramıyoruz? Sanki dursak ne olur? Yasemin ve ben doktorayı ne zaman bitireceğiz? Yasemin anketlerde istenen sayıya ulaşabilecek mi? Nail-artist olsak daha mı iyiydi? Biz anlatırken keyif aldık, umarız dinlerken sizi de gülümsetebiliriz.
    27 min
  • 21 | “Nasılsın” Sorusuna “Meşgulüm” Cevabı
    Meşguliyet kavramı son yıllarda hepimizi, özellikle de iş hayatında olanlarımızı, iş hayatında olmasa bile aktif olarak bir şeyler yapmaya çalışanlarımızı ilgilendiren bir konu haline geldi. Kendimizi bir işle uğraşmadığımız an kötü hissediyoruz. Meşguliyet bir erdem değil ve organizasyonların meşguliyeti yüceltmeyi bırakmasının üzerinden çok zaman geçti. Buna rağmen meşguliyeti neden hala kutsuyoruz? Meşgul görünmenin neden önemli olduğunu düşünüyoruz? Bu gidişatı nasıl tersine çevirebiliriz? Bu bölümde, Harvard Business Review Türkiye dergisinin Nisan 2023 sayısında yer alan, psikolog Adam Waytz’ın “meşguliyet tuzağı, sürekli yoğun olmak bir başarı ölçütü değil” makalesinden yola çıkarak bu sorulara cevap arıyoruz.
    18 min
  • 20 | Yas ve Hedonik Adaptasyon
    Kul kurar kader gülermiş… Bambaşka planlar yaparken büyük bir acıyı kucaklamak zorunda kaldığım 3,5 aydan sonra tekrar yayındayım. Koskocaman bir yasın içindeyim. Hayatımdaki her süreçten öğrenerek çıkabilmem nasıl büyük bir delilikse bu bölümde bu yasın daha başındayken öğrendiğim “hedonik adaptasyon” kavramından bahsediyorum. Bu sefer büyük yıkıldım. Bunu biliyorum ve bunu yaşıyorum. Her zaman olduğu gibi bunu da sosyal destekle sağaltmaya çalışıyorum. Dünyadaki direğim, rol modelim, suç ve dert ortağım, Vuslat’ım seni çok seviyorum. ❤️
    30 min

About İkinci Baskı

From the publisher's feed

Merhaba, ben Dilşad Çetin. Evlatlıktan ebeveynliğe, öğrencilikten eğitimciliğe hayattaki farklı rollerimde öğrendiklerimi ve deneyimlediklerimi bu podcast aracılığıyla paylaşıyorum. Hayattaki her durumun daha önce yaşandığına inandığım için paylaştıklarıma “ikinci baskı” etiketini atfediyorum.