Uyanışlar

72. Oğuzhan Süral - Karar Vermeden Önce Dur, Düşün ve Soluklan


Listen Later

Bu bölüm, ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠Coimagin Design Studio & Consultancy ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠sponsorluğunda sunulmuştur.

—————

Oğuzhan Süral kendini şöyle ifade ediyor:

Benim hikâyem yaşıtlarıma göre biraz erken başladı. İlkokulu Londra’da okudum. Küçük yaşta başka bir ülkede olmak insanı ister istemez gözlemci yapıyor. İnsanları, sistemleri, kültürleri izlemeyi orada öğrendim. Çok bağımsız büyüdüm; kararları kendine bırakılan bir çocuktum. O dönem Londra benim için konfordan çok karakter inşasıydı.


Sonra İzmir’e döndüm. Üniversite tercihim bile başlı başına bir hikâye. En yakın arkadaşım Hacettepe Tıp yazınca “ayrılmayalım” diye ben de Hacettepe İşletme yazdım. Meğerse iki kampüs arası 80 kilometreymiş, beş yılda üç kez görüşmüşüzdür 😊 O puanla başka okullara da girebilirdim. Kimse bana bunu söylemedi. Ama yıllar sonra sağlık sektörüne girince Hacettepeli olmanın ciddi faydasını gördüm. Hayat bazen anlamı sonradan çıkan kararlarla ilerliyor.


Üniversite yıllarında Yeminli Mütercimlik yaptım. Arkadaşlarım kantinde King oynarken ben bakanlıklarda simultane çeviri yapıyordum. Çalışmak benim için hiçbir zaman mezuniyet sonrası bir şey olmadı. Üretmek ve sorumluluk almak erken yaşta refleksim oldu.


Kariyerim ise tam bir tesadüfle başladı. 1997’de Ankara’da bir barda, bir müşteriye kısa Camel’ın kült bir ürün olduğunu anlatırken aslında Philip Morris’in genel müdürüyle konuştuğumu bilmiyordum 😊 Böylece FMCG dünyasına girdim. Orası bana hız ve sonuç odaklılık öğretti. Ama sabır öğretmedi. Kendimi sistemde anlamlı bir yerde hissetmeyince ayrıldım. Bugün dönüp baktığımda en büyük pişmanlıklarımdan biri o erken kopuş.


Sevilen Şarapları’nda geçirdiğim 7 yıl hayatımın en mutlu iş dönemidir. Marmaris’ten başlayıp ülke satış müdürlüğüne uzanan yolculukta şunu öğrendim: Liderlik sahada öğrenilir. Ekibiniz size inanıyorsa büyürsünüz, inanmıyorsa unvanınızın bir anlamı yoktur.


Tam her şey yolundayken Tip-1 Diyabet teşhisi aldım. Bu, kariyerimde radikal bir kırılma oldu. Hızlı tüketimden çıktım, sağlık sektörüne geçtim. Medline’da şirket tarihinin en yüksek cirolu projelerini yaptık. Ama benim için asıl önemli olan yaptığım işin “anlamı”ydı.


Ardından AON dönemi geldi. Büyük hedeflerle transfer oldum, büyük bir başarısızlık yaşadım. Sıfır ciro. Beklentilerin altında sonuçlar. Egom kırıldı ama bakış açım büyüdü. Şirket kültürünün ve doğru ekosistemin başarıdan daha önemli olduğunu orada öğrendim.


Acıbadem Sağlık Grubu ile yeniden yükseldim. Yaklaşık 7 yıl boyunca büyüme, inovasyon ve yurt dışı projeleri yürüttük. Amsterdam açılımı gurur duyduğum işlerdendir. Ama benim için en büyük başarı, ekibimdeki gençlerin bugün sektörde yönetici olmalarıdır. Liderliğin gerçek çıktısı budur.


İçimdeki girişimci beni yine rahatsız etti. Dünyagöz, ardından danışmanlık yılları… Büyük projeler ve ikinci büyük duvara toslama. Büyütmeyi planladığım klinik zincirini devretmek zorunda kaldım. Artık “başarısızlık” kelimesinden korkmuyorum. Çünkü her biri beni dönüştürdü.


2020 sonunda WeHealth ile yeni bir sayfa açtım. “Kişiselleştirilmiş Sağlık” dedik. CEO’luğu devraldıktan sonra şirketin cirosunu bir yılda 4 kat büyüttük. Şimdi Birleşik Krallık ve Körfez planlarını konuşuyoruz.


Bu arada büyük bir kurumda Genel Müdür olmak hep hayalimdi. VAMED’den gelen teklif ve 9 ay süren görüşmeler bana sabrı öğretti. Orada şunu fark ettim: Başarı kavga ederek değil, sistem kurarak ve insanları kırmadan da mümkün.


Capital’in “En Güçlü Global 50 Türk Yönetici” listesine girmek gurur vericiydi ama benim motivasyonum hiçbir zaman unvan olmadı. Hep bir şey inşa etmek istedim.


Bugün geriye baktığımda şunu görüyorum:

Başarı bir sonuç.

Başarısızlık ise bir eğitim.


Daha erken uyanabilirdim belki. Ama ilk 50 yılı doya doya yaşadım.

Şimdi sırada bilinçli, dengeli ve daha güçlü ikinci 50 yıl var.

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

UyanışlarBy Duygu Yılmaz Hancılar