Fluent Fiction - Turkish

A Culinary Quest Through İstanbul's Enchanted Spice Bazaar


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: A Culinary Quest Through İstanbul's Enchanted Spice Bazaar
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-07-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un kıştan soğuyan havasında, Kapalıçarşı'nın dar sokakları arasında yol alan iki arkadaş vardı: Emir ve Selma.
En: In the chill of winter in İstanbul, there were two friends navigating the narrow streets of the Kapalıçarşı: Emir and Selma.

Tr: Emir, meraklı bir aşçı adayıydı ve mutfak sanatları profesörü için özel bir yemek hazırlamak istiyordu.
En: Emir was an aspiring chef, keen on preparing a special meal for a culinary arts professor.

Tr: Hedefi, ihtişamlı bir burs kazanmak ve geleceğini garanti altına almaktı.
En: His goal was to secure a prestigious scholarship and guarantee his future.

Tr: Selma ise, macera peşindeki güvenilir bir dosttu.
En: Selma, on the other hand, was a trustworthy friend in pursuit of adventure.

Tr: Baharat Pazarı, rengârenk tezgahlarla ve egzotik kokularla canlanıyordu.
En: The Spice Bazaar came alive with colorful stalls and exotic scents.

Tr: Kadim baharatların kokusu, havaya gizemli bir sihir misali yayılıyordu.
En: The aroma of ancient spices filled the air like a mysterious spell.

Tr: Emir ve Selma, uğur getireceği söylenen nadir bir baharat bulma umuduyla buradaydılar.
En: Emir and Selma were there in hopes of finding a rare spice believed to bring good fortune.

Tr: Ancak işler hiç de kolay görünmüyordu.
En: However, things did not look easy.

Tr: Baharatın varlığına dair pek çok efsane dolaşıyordu, fakat satıcılar bu söylentileri sürekli reddediyordu.
En: Many legends surrounded the existence of this spice, but the vendors constantly denied these rumors.

Tr: "Emir, bu kadar karmaşada o baharatı bulmamız imkansız," dedi Selma, endişeli bir sesle.
En: "Emir, it's impossible to find that spice in this chaos," Selma said in an anxious voice.

Tr: "Vaktimiz de kısıtlı.
En: "Our time is also limited.

Tr: Güneş batmadan dönmeliyiz."
En: We must return before sunset."

Tr: Emir kararlıydı.
En: Emir was determined.

Tr: "Belki yaşlı satıcılardan biri bize yardım eder," dedi.
En: "Maybe one of the older sellers will help us," he said.

Tr: Selma, eski satıcıların çoğu zaman müşterileri hileyle kandırdıklarını düşünüyor, bu yüzden dikkatli olmayı öneriyordu.
En: Selma thought that the old vendors often tricked customers, so she advised caution.

Tr: Ama Emir'in kararlılığına hayranlık duydu ve karara katıldı.
En: Yet, she admired Emir's determination and agreed with the plan.

Tr: Aralarında sıcak kestane dumanlarının yayıldığı tezgahlardan geçtiler.
En: They passed through stalls where the warm smoke of roasted chestnuts wafted.

Tr: Baharatların parlak renkleri, onlara adeta göz kırpıyordu.
En: The bright colors of the spices seemed to wink at them.

Tr: Emir, eski bir satıcıyla konuşmaya karar verdi.
En: Emir decided to speak with an older vendor.

Tr: Yavaşça yaklaştılar.
En: They approached slowly.

Tr: Ancak yanıt her zamanki gibi olumsuzdu.
En: However, the response was the usual negative one.

Tr: Zaman daralıyordu.
En: Time was running out.

Tr: Tam umutsuzluğa kapıldıkları anda, köşe başında oturan eski bir kadın onlara seslendi.
En: Just when they were about to lose hope, a voice called out from an old woman sitting at the corner.

Tr: "Siz nadir baharatı arıyorsunuz, değil mi?"
En: "You are looking for the rare spice, aren't you?"

Tr: dedi kısık ama bilge bir sesle.
En: she said in a quiet but wise voice.

Tr: "Fakat bu baharatı hak etmek için bir sınavdan geçmeniz gerekecek."
En: "But to earn that spice, you will have to pass a test."

Tr: Emir şaşkındı ama meydan okumayı kabul etti.
En: Emir was surprised but accepted the challenge.

Tr: Kadın, onlardan mevcut baharatlarla yaratıcı bir yemek yapmalarını istedi.
En: The woman asked them to create a creative dish with the available spices.

Tr: Emir, yeteneklerini kanıtlamak için ter dökerken, Selma'nın cesaretlendirici bakışı ona güç verdi.
En: While Emir sweated to prove his skills, Selma's encouraging glance gave him strength.

Tr: Selma'nın önerisiyle, farklı baharatları ustaca birleştirdiler.
En: With Selma's suggestion, they skillfully combined different spices.

Tr: Tadım anı geldiğinde, yaşlı kadın tebessüm etti.
En: When the moment of tasting arrived, the old woman smiled.

Tr: "Etkileyici," dedi ve elleriyle bir kutu uzattı.
En: "Impressive," she said, extending a box with her hands.

Tr: Aradıkları baharat nihayet onlardaydı.
En: The spice they sought was finally theirs.

Tr: Günü tamamladıklarında, Emir yalnızca baharatı elde etmekle kalmamıştı; Selma'nın yardımıyla iş birliğinin önemini öğrenmişti.
En: By the end of the day, Emir had not only acquired the spice but also learned the importance of collaboration with Selma's help.

Tr: Selma ise, bilinmeze güvenmenin heyecanını tatmıştı.
En: Selma experienced the thrill of trusting the unknown.

Tr: Dostluklarının bu zorlu sınavı, onları yalnızca baharat pazarında değil, hayat yolunda da birlikte yürümeye teşvik etmişti.
En: This challenging trial in their friendship encouraged them to walk together not only in the spice market but on the journey of life as well.


Vocabulary Words:
  • chill: soğu(k)
  • navigating: yol alan
  • aspiring: meraklı
  • prestigious: ihtişamlı
  • guarantee: garanti altına almak
  • culinary: mutfak
  • trustworthy: güvenilir
  • pursuit: peşinde
  • aroma: koku
  • exotic: egzotik
  • spell: sihir
  • legends: efsane(ler)
  • denied: reddedildi
  • anxious: endişeli
  • determined: kararlı
  • vendors: satıcılar
  • wafted: yayıldı
  • approached: yaklaştılar
  • response: yanıt
  • impressive: etkileyici
  • acquired: elde etti
  • collaboration: iş birliği
  • thrill: heyecan
  • trusting: güvenmek
  • challenge: meydan okuma
  • encouraging: cesaretlendirici
  • creative: yaratıcı
  • mingled: karıştı
  • glance: bakış
  • test: sınav
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org