Fluent Fiction - Turkish:
Candlelight Surprises: A Shopping Adventure in İstanbul Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-31-23-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: İstanbul'da kış günüydü.
En: It was a winter day in İstanbul.
Tr: Soğuk rüzgar, tarihi Büyük Çarşı'nın koridorlarından geçerken taze kahve kokusu havaya karışıyordu.
En: The cold wind carried the scent of fresh coffee through the corridors of the historic Büyük Çarşı.
Tr: Emir, yanında Selin ile birlikte bu tarihi mekana adım attı.
En: Emir, together with Selin, stepped into this historic location.
Tr: Hem heyecanlı hem de biraz ürkekti.
En: He was both excited and a bit apprehensive.
Tr: Kandil yaklaşıyordu ve Emir sevdiklerine anlamlı hediyeler almak istiyordu.
En: The Kandil was approaching, and Emir wanted to buy meaningful gifts for his loved ones.
Tr: Koridorlar dar ve kalabalıktı.
En: The corridors were narrow and crowded.
Tr: Çeşit çeşit dükkanlar, renkli tezgahlar, parlak takılar, el yapımı çantalar… Emir'in gözü bir o yana, bir bu yana kayıyordu.
En: There were various shops, colorful stalls, shiny jewelry, and handmade bags... Emir's eyes darted here and there.
Tr: Bu karmaşa içinde, Selin'in desteğine çok ihtiyacı vardı.
En: In this chaos, he very much needed Selin's support.
Tr: "Selin, nereden başlasam?"
En: "Selin, where should I start?"
Tr: dedi Emir, biraz çaresizce.
En: Emir said, a bit helplessly.
Tr: Selin düşündü.
En: Selin thought for a moment.
Tr: "Önce bir liste yapalım.
En: "First, let's make a list.
Tr: Kimi ne kadar sevindirmek istiyorsun, ona bakalım," dedi gülümseyerek.
En: Let's see who you want to make happy and how much," she said, smiling.
Tr: Listeleri hazırdı artık.
En: The list was ready now.
Tr: İlk durakları çini ve seramikler satan bir dükkan oldu.
En: Their first stop was a shop selling tiles and ceramics.
Tr: Emir, annesi için güzel bir kase seçti.
En: Emir chose a beautiful bowl for his mother.
Tr: Turistlerin ve yerel halkın uğrak noktası olan bu yerden çıktıklarında, daha pek çok hediye alması gerektiğini biliyordu.
En: As they left this place, which was a popular spot for both tourists and locals, he knew he had many more gifts to buy.
Tr: Bir süre sonra Emir ve Selin, Kerem'in tezgahına yaklaştı.
En: After a while, Emir and Selin approached Kerem's stall.
Tr: Kerem, tezgahının arkasından onları sıcak bir gülümsemeyle karşıladı.
En: Kerem greeted them with a warm smile from behind his stall.
Tr: "Buyurun gençler, gözleriniz ışıldıyor.
En: "Welcome, young ones, your eyes are sparkling.
Tr: Tezgahımdaki el emeği göz nuru ürünleri görmek ister misiniz?"
En: Would you like to see the handmade products on my stall?"
Tr: dedi neşeyle.
En: he said cheerfully.
Tr: Kerem'in standı göz kamaştırıcıydı.
En: Kerem's stand was dazzling.
Tr: Ebrulu bir kutu Emir'in dikkatini çekti.
En: A marbled box caught Emir's attention.
Tr: "Bu gerçekten güzel," dedi Emir.
En: "This is really beautiful," Emir said.
Tr: Ama fiyat etiketini görünce içi biraz burkuldu.
En: But when he saw the price tag, his heart sank a bit.
Tr: Bütçesini aşmak istemiyordu.
En: He didn't want to exceed his budget.
Tr: Selin, Kerem'e döndü.
En: Selin turned to Kerem.
Tr: "Bu kutu Kandil hediyesi olacak.
En: "This box will be a Kandil gift.
Tr: Belki biraz yardımcı olabilirsiniz, ne dersiniz?"
En: Perhaps you could help us out a bit, what do you say?"
Tr: diye nazikçe sordu.
En: she asked politely.
Tr: Kerem güldü.
En: Kerem laughed.
Tr: "Anladım, Kandil için özel.
En: "I understand, it's special for Kandil.
Tr: O zaman aramızda bir anlaşma yapabiliriz."
En: We can make a deal between us then."
Tr: Kerem, önerilen fiyatı biraz düşürdü, Selin de Emir'e göz kırptı.
En: Kerem slightly lowered the suggested price, and Selin winked at Emir.
Tr: Emir, Selin'e güvendiği için mutluydu.
En: Emir was happy to trust Selin.
Tr: Pazarlık sayesinde bütçelerini aşmadan hediye alabileceklerdi.
En: Thanks to the negotiation, they would be able to buy the gift without exceeding their budget.
Tr: Mutlu bir şekilde tezgahdan uzaklaşırlarken Emir, Selin'e döndü ve "Sen olmasan ne yapardım?"
En: As they walked away from the stall happily, Emir turned to Selin and said, "What would I do without you?"
Tr: dedi gülümseyerek.
En: smiling.
Tr: Alışveriş sona ermişti, hediyeler alınmış, bütçe korunmuştu.
En: The shopping was over, the gifts were bought, and the budget was preserved.
Tr: Kandil gecesi yaklaşırken, Emir bir şey daha öğrenmişti: Arkadaşlarının desteği ile zorlukların üstesinden gelebileceğini.
En: As the night of Kandil approached, Emir learned something else: With the support of his friends, he could overcome difficulties.
Tr: Böylece, Emir ve Selin, kalabalık çarşının içinden geçip eve dönmeye başladılar.
En: Thus, Emir and Selin began to pass through the crowded çarşı and head home.
Tr: Emir artık sevdiklerine ters mi düşerim diye değil, nasıl daha mutlu ederim diye sormayı öğrenmişti.
En: Emir had now learned not to ask if he would upset his loved ones, but rather how to make them happier.
Tr: Her bir hediyenin ardında sevgi ve dostluğun gücü yatıyordu.
En: Behind each gift lay the power of love and friendship.
Vocabulary Words:
- apprehensive: ürkek
- corridors: koridorlar
- meaningful: anlamlı
- narrow: dar
- crowded: kalabalık
- stalls: tezgahlar
- darted: kaydı
- chaos: karmaşa
- helplessly: çaresizce
- tiles: çini
- ceramics: seramikler
- dazzling: göz kamaştırıcı
- boxed: kutulu
- marbled: ebrulu
- sank: burkuldu
- exceed: aşmak
- deal: anlaşma
- trust: güven
- negotiation: pazarlık
- preserved: korunmuş
- approached: yaklaştı
- sparkling: ışıldıyor
- cheerfully: neşeyle
- suggested: önerilen
- budget: bütçe
- overcome: üstesinden gelmek
- attempt: çaba
- difficulties: zorluklar
- gifts: hediyeler
- support: destek