Fluent Fiction - Turkish:
Soaring Above Heartache: A Journey to Fearless Freedom Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-24-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Ege, sabah erken saatlerde Ölüdeniz Plajı'na yaklaştı.
En: Ege approached Ölüdeniz Plajı early in the morning.
Tr: Hava soğuktu, hafif bir rüzgar esti.
En: The weather was cold, and a light breeze blew.
Tr: Plajın sakinliği içinde dalgaların sesleri yankılanıyordu.
En: Within the tranquility of the beach, the sounds of the waves echoed.
Tr: Bu manzaranın üzerine uçmak, Ege'nin işini çok özel kılıyordu.
En: Flying over this view was what made Ege's job very special.
Tr: O gün görüşmesi gereken biri vardı, adı Meral’di.
En: That day, there was someone he needed to meet, her name was Meral.
Tr: Meral, kışın soğuk günlerinde bile sessizliği ve huzuru arıyordu.
En: Meral was searching for silence and peace even on the cold days of winter.
Tr: Gönül yarasını unutmak, yeni bir başlangıç yapmak istiyordu.
En: She wanted to forget her heartache and make a new beginning.
Tr: Bu yüzden yanındaki adama, "Ege, benden emin misin?" diye sordu.
En: That's why she asked the man next to her, "Ege, are you sure about me?"
Tr: Ege gülümsedi, "Korkma," dedi, "ben yanındayım."
En: Ege smiled and said, "Don't worry, I'm here with you."
Tr: Ege'nin yüzündeki güven, Meral’i rahatlattı.
En: The confidence on Ege's face comforted Meral.
Tr: Fakat içindeki korkuyu yenmek kolay değildi.
En: However, overcoming the fear inside her wasn't easy.
Tr: Ege, "Ölüdeniz'de uçmak bir ayrıcalık.
En: Ege said, "Flying in Ölüdeniz is a privilege.
Tr: Sadece manzara için bile denemeye değer," dedi.
En: It's worth trying just for the view."
Tr: Meral'in gözleri denizin sonsuz maviliğine kaydı.
En: Meral's eyes wandered to the endless blue of the sea.
Tr: Ancak rüzgar sertleşti, bu durum bir süre beklemelerini gerektiriyordu.
En: However, the wind grew stronger, requiring them to wait for a while.
Tr: Ege, "Güvenlik her şeyden önemli," dedi.
En: Ege said, "Safety is more important than anything."
Tr: Meral’in içinde ufak bir hayal kırıklığı oluştu, ama Ege’nin sakin tavrı ona cesaret verdi.
En: A small disappointment formed within Meral, but Ege's calm demeanor gave her courage.
Tr: "Biraz bekleyebiliriz. Sonra birlikte uçacağız."
En: "We can wait a bit. Then we'll fly together."
Tr: Bekleyiş anlarında sohbet ettiler.
En: They chatted during the waiting moments.
Tr: Meral, gezip gördüğü yerleri anlattı.
En: Meral talked about the places she had visited.
Tr: Ege, nefes kesici anılarını paylaştı.
En: Ege shared his breathtaking memories.
Tr: Rüzgar hafifleyince, Ege ve Meral yavaşça uçuş noktasına yürüdüler.
En: When the wind subsided, Ege and Meral slowly walked to the launch point.
Tr: Paraşüt hazırdı.
En: The parachute was ready.
Tr: Ege, "Uçmaya hazır mısın?" diye sordu.
En: Ege asked, "Are you ready to fly?"
Tr: Meral başıyla onayladı.
En: Meral nodded in agreement.
Tr: Korku ve heyecan iç içeydi.
En: Fear and excitement were intertwined.
Tr: Havalanma anı geldiğinde, Meral'in kalbi hızla çarptı.
En: When the moment to take off arrived, Meral's heart beat rapidly.
Tr: Rüzgar yeniden yön değiştirdi.
En: The wind changed direction again.
Tr: Ege, "Rahatla," dedi, "sadece manzaranın tadını çıkar."
En: Ege said, "Relax, just enjoy the view."
Tr: Meral, alttaki masmavi suları ve yemyeşil dağları izlerken, yavaş yavaş rahatladı.
En: As Meral watched the deep blue waters and lush green mountains below, she gradually relaxed.
Tr: Ege, güven verici bir tonla Meral'in dikkatini hep güzel manzaraya çekti.
En: Ege, in a reassuring tone, constantly directed Meral's attention to the beautiful scenery.
Tr: Sonunda, kumlara güvenle iniş yaptılar.
En: Eventually, they made a safe landing on the sands.
Tr: Meral, nefesini tutarak Ege'ye baktı.
En: Meral looked at Ege, holding her breath.
Tr: "Bu olağanüstüydü!" dedi.
En: "That was extraordinary!" she said.
Tr: Gözlerinde yeni bir ışık parlıyordu.
En: A new light shone in her eyes.
Tr: Korkularının üstesinden gelmişti.
En: She had overcome her fears.
Tr: "Teşekkür ederim, Ege," dedi.
En: "Thank you, Ege," she said.
Tr: Ege, mutlulukla bakarak, "Sen burada başardın," dedi.
En: Ege, looking on happily, said, "You achieved this here."
Tr: Birlikte Ölüdeniz Plajı'nda yürümeye başladılar.
En: Together, they started to walk on Ölüdeniz Plajı.
Tr: Meral artık yeni bir yolculuğa çıkmaya hazırdı.
En: Meral was now ready to embark on a new journey.
Tr: Ve Ege, bir ruhu daha uçmanın özgürlüğü ile tanıştırmanın huzuruyla yürüdü.
En: And Ege walked with the peace of introducing yet another soul to the freedom of flying.
Vocabulary Words:
- approached: yaklaştı
- tranquility: sakinlik
- breeze: rüzgar
- echoed: yankılanıyordu
- privilege: ayrıcalık
- demeanor: tavır
- breathtaking: nefes kesici
- subsided: hafifleyince
- launch: uçuş
- parachute: paraşüt
- intertwined: iç içeydi
- gradually: yavaş yavaş
- reassuring: güven verici
- remarkable: olağanüstü
- embark: çıkmak
- extraordinary: olağanüstüydü
- overcoming: üstesinden gelmek
- direction: yön
- heartache: gönül yarası
- confidence: güven
- subsided: hafifleyince
- reassuring: güven verici
- wandered: kaydı
- disappointment: hayal kırıklığı
- safety: güvenlik
- confidence: güven
- courage: cesaret
- scenery: manzara
- sands: kumlara
- freedom: özgürlüğü