
Sign up to save your podcasts
Or


Bize öğretilen ‘normal’ hayat gerçekten normal mi, yoksa asıl mucize her şeyin o dar kalıplara uymasını beklemek mi? Mercan Rengi’nin ikinci bölümünde; hayat bilgisi dersinden sivil toplumun çıkmazlarına, yardım temelli bakış açısından hak temelli varoluş mücadelesine uzanan samimi ve eleştirel bir köprü kuruyoruz. İçi boşaltılmış farkındalık söylemlerini, egemen sınıfın kusurlarını örtmek için kullandığı whitewashing ve disability washing (engelli aklaması) kavramlarını tarihsel kökenleriyle masaya yatırıyoruz. Birlikte soruyoruz: Sistem bizi bir ‘istisna’ değil de ne zaman bir ‘özne’ olarak görecek?
#farkındalık #washing #maskeleme #mucize
Öneri 🎙️
Tuğçe TEZER’le Şehir Defteri 6. Washing’in türlü tonları
https://open.spotify.com/episode/7vRhiS7plxwqgFGt5itWYd?si=f03227184c3a4c6b
İhtiyaç duyanlar için 📖
Russ Harris, ‘Mutluluk Tuzağı’ ve ‘Gerçeğin Tokadı’
Eşlikçi müzik 🎧
Birsen TEZER - Nefes
https://open.spotify.com/intl-tr/track/6Fa1o4JZpz4N4m2QqLJgVy?si=39ffc3e3e4ae47cd
Okyanusun en kadim mimarları olan mercanlar, renklerini ve güçlerini dokularında gizli bir dayanışmaya borçlu. Peki, yüz milyonlarca yıllık bu doğa mucizesi, bir anne ile kızının ilişkisine nasıl ilham verir? Mercan Rengi’nin ilk bölümünde; şeffaflıkla başlayan simbiyotik bir yaşamdan 25 bin yıllık takı hikâyelerine, gezegenimizi koruma sorumluluğundan kızım Mercan’la aramızdaki o renklendirici bağa uzanıyoruz. Birbirimize ışık taşıdıkça var olduğumuzu hatırlatan bu anlatı şu soruyu düşündürüyor: Renk olmasa ne olur?
#mercan #renk #taş #dayanışma #varoluş
İlgi duyanlar için 🛜
greatbarrierreef.org
Eşlikçi müzik 🎧
Özge ARSLAN - Sığmazam
https://open.spotify.com/track/3LkgJlPhUOmvyEgxMQnf6V?si=z69J5ycbRHK6FzPJ8MdZCw&utm_source=copy-link
A-Normal Radyo’nun Mercan Rengi’nden merhaba!
Ben Esin ve kızım Mercan
iki haftada bir sizlerle olacağımız Mercan Rengi’nde şu temel sorulara yanıt arayacağız:
Topluma göre normal insan nasıl olur?
Toplumsal dışlanmanın eşiğindeki özel gereksinimliler ve aileleri, neler yaşar?
Kadınlar bakım vermeye doğuştan yatkın mıdır?!
Bakım süreci nasıl normale döner?
Şehir gerçekten kimindir?
Nasıl birlikte daha iyi yaşanır?
Normalliğe, normal olmaya, sağlamcılığa sığınan çokluğun ne dediğine bakmadan hakiki cevapların peşine düşeceğiz tabii ki.
A-Normal Radyo'dan merhaba.
Şimdi size bir sürü "normal" diyeceğim. Yani çok sayıda "normal" sözcüğü duyacaksınız. Adımız A Normal ama konumuz, odağımız "normal", normallik, norm. Normalle uğraşacağız.
"Normal" diye bir şey var. Hepimiz biliyoruz onu. İçindebüyüdük. Hepimiz zaman zaman ona uymaya çalıştık.
Ya da uymadık, uyamadık ve sonuçlarını yaşadık.
İyisi mi sözlük anlamına bir bakalım.Sonrasında da başımıza ne işler açtığına.
Sözcüğün kökü Latinceden; norma: ölçü, kural, cetvel.
Zanaatkarın, duvarcının, marangozunkullandığı L şeklindeki ölçü aleti. Gönye.
Peki ne oldu da bir marangoz aleti, başta insan olmak üzere tüm canlıların bedenini, zihnini, duygusunu, duruşunu, yürüyüşünü ölçmek için kullanılmaya başlandı?
Ne zaman "bu normal, şu anormal" dendi?
Nasıl oldu da "normal", normal olmayanı tarif etmeye koyuldu?
“Normal” dediğimiz şey hepimizin hayatına dokunuyor. Nasıl yaşayacağımızı, nasıl çalışacağımızı, nasıl sevileceğimizi,nasıl yaşlanacağımızı — hangi bedenin güzel, hangi davranışın makbul, hangi hayatın başarılı, hangi insanın yeterince "sağlam" olduğunu kulağımıza bağırıyor.
Böylelikle "sağlam" kelimesi de ahlaki bir değere büründü: sağlam adam, sağlam kafa, sağlam karakter, sağlam vatandaş. Peki sağlam olmayınca ne oluyoruz? Bozuk, eksik, kusurlu, arızalı, hasta.
Engellilik, sakatlık meselesine bakarken bütün bunlar dahaaçık görünüyor. Norm, “normal”, normallik, sağlam, sağlamcılık aşikâr. hale geliyor.
Bir insanın yürüyememesi başka bir şeydir, bir binaya girememesi başka.
Bir insanın görememesi başka bir şeydir, bütün bilginin yalnızca görenler için tasarlanması başka.
Bir insanın işitmemesi başka bir şeydir, dünyadaki iletişimin yalnızca işitenlere göre düzenlenmesi başka.
Bir çocuk okulda öğrenemiyorsa, çocuk mu eksik; yoksa okul mu yalnızca belirli bir zihnin öğrenebileceği şekilde kurulmuş?
Bir iş ilanı bazı insanları daha baştan dışarıda bırakıyorsa, sorun iş arayan kişide mi, yoksa ilanın kendisinde mi?
Bir şehir bazı insanları dolaşamaz, evinden çıkamaz halegetiriyorsa, vatandaş mı bozuk, şehir mi?
Beden yerine sistem, insan yerine kaldırım bozuk olabilir mi?
Bu normalin, normalliğin, sağlamın, sağlamcılığın ettikleri bu kadar da değil.
İnsan kendisini ve normali merkeze koyduğunda, hepsi aynı kökten beslenen devasa bir ayrımcılık ağı yaratıyor.
Sağlam beden merkeze konduğunda sağlamcılık boy gösteriyor.
Erkek deneyimi ve heteroseksüel beden merkez olunca erkekegemenliği.
Üretken çalışanı merkeze koyduğunda ekonomik dışlama.
Ve kendisini diğer tüm canlı türlerinden üstün gören insan her şeyin merkezine konduğunda türcülük üretiliyor.
“Normal”; doğanın bir kanunu değil, dönemin muktedirlerinin kendine göre çizdiği berbat bir sınır.
Biz bu alana yeni bakıyoruz. Çok şey bildiğimizden değil,
Merak ettiğimizden, soracak ve öğrenecek çok şeyimiz olduğundan kuruldu A Normal Radyo.
Engelliliğe, sakatlığa, erişilebilirliğe, kentlere, mimariye, sanata, edebiyata, çalışmaya, eğitime, siyasete, gündelik hayata, seyahate, tatile, aşka, arkadaşlığa bakacağız.
Hepsinde normalin izini arayacağız, ipliğini pazara çıkaracağız.
A-Normal Radyo bu görünmez kuralların ve kibirli cetvellerin peşine düşecek. Işıkları normale ve sağlamcılığa tutacak.
Kim kurdu bu düzeni, nasıl kuruldu, kimin işine yaradı, kim dışarıda bırakıldı; ve başka türlüsü mümkün mü?
Belki de mesele, kimsenin "normal" olmak zorunda olmadığı bir dünya tasavvur etmektir.
Dünya, yalnızca tornadan çıkmış "normal"lerin değil tüm benzersiz ve asimetrik renkleriyle A-Normallerin de ortak evidir.
Bunca normallik size de anormal gelmeye başlamadı mı?
A-Normal Radyo başlıyor.
From the publisher's feed