Bu bölüm bir pencerenin önünde başlıyor.
Onursuz olduğumuz bir aşkta, onurlu bekleyişlerimizle geçiyor.
Cemal Süreya’yı yalnızca dizeleriyle değil,
sabahladığı pencerelerle,
yarım bıraktığı cümlelerle,
ve tamamlayamadığı aşklar üzerinden konuşuyoruz.
Aşkın utançla kol kola yürüdüğü o uzun sokaklarda,
bazen sadece bir şairi değil,
kendi geçmişimizi de buluruz.
Bu bölüm;
Beklemekten yorulanlara,
Onuru ve aşkı aynı anda taşımaya çalışanlara,
Ve sabahı beklerken geceye sığınanlara ithaf edilmiştir