
Sign up to save your podcasts
Or


Bazı aylar yalnızca takvimde değil, kalpte açar sayfalarını. Aralık, işte tam da öyle bir ay. Bir bitişle başlangıcın arasına sıkışmış, zamanın nabzını yavaşlatan bir durak. Kendine dönmenin, “buraya kadar” ya da “buradan sonra” diyebilmenin ayı bu. Yılın bütün sesleri, yüzleri, yorgunlukları bir sofrada toplanırken, insan kendine denk gelir.
Bu kez kelimeler kar taneleri kadar sessiz, bir çayın buharı kadar sıcak.
Belki de bu bölüm bir kapanış değil, sadece bir “ara” ve kendine varmanın en sessiz hâli.
By Serkan YıldırımBazı aylar yalnızca takvimde değil, kalpte açar sayfalarını. Aralık, işte tam da öyle bir ay. Bir bitişle başlangıcın arasına sıkışmış, zamanın nabzını yavaşlatan bir durak. Kendine dönmenin, “buraya kadar” ya da “buradan sonra” diyebilmenin ayı bu. Yılın bütün sesleri, yüzleri, yorgunlukları bir sofrada toplanırken, insan kendine denk gelir.
Bu kez kelimeler kar taneleri kadar sessiz, bir çayın buharı kadar sıcak.
Belki de bu bölüm bir kapanış değil, sadece bir “ara” ve kendine varmanın en sessiz hâli.