Herkese merhaba!
Acilci.net ailesi olarak, Amerikan Kalp Cemiyeti'nin (AHA) zehirlenmiş hastalarda yaşamı tehdit eden toksisite ve kardiyak arrest yönetimi ile ilgili yayınladığı odaklanmış güncellemeleri1 sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Dr. Emre Kudu’nun giriş bölümünü yazdığı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Bugünkü yazımızda ise, güncellemenin özellikle kritik zehirlenmelerle ilgili spesifik önerilerini ve tedavi yaklaşımlarını inceleyeceğiz.
Hadi başlayalım!
Benzodiazepinler
Giriş
Benzodiazepinler, anksiyete, uykusuzluk, nöbetler ve yoksunluk sendromları gibi durumları tedavi etmek ve genel anestezi ile prosedürel sedasyonda kullanılan yaygın sedatif-hipnotik ilaçlardır.
Bu ilaçlar, genellikle opioidler veya alkol gibi diğer merkezi sinir sistemi baskılayıcıları ile birlikte, zehirlenme ile ilişkili birçok ölüme neden olabilirler. Benzodiazepin aşırı dozu, GABA-A reseptörüne etki ederek merkezi sinir sistemi depresyonuna ve solunum yolu komplikasyonlarına neden olabilir. Bu durum, hipoksemi ve hiperkarbi gibi sorunlara yol açarak doku hasarına ve ölüme sebep olabilir. Benzodiazepin zehirlenmesi olan hastalarda havayolunun açıklığının sağlanması, balon-maske ventilasyonu gereklilik halinde endotrakeal entübasyon standart yaşam desteğinin önemli basamaklarıdır.
Flumazenil, benzodiazepinlerin GABA-A reseptörüne bağlanmasını engelleyen bir antagonisttir. Bu ilaç, merkezi sinir sistemi ve solunum depresyonunu tersine çevirebilir, ancak benzodiazepin bağımlısı hastalarda nöbet riskini artırabilir. Ayrıca, özellikle disritmojenik ilaçlar (örneğin, siklik antidepresanlar) veya hipoksi varlığında kalp ritmi bozukluklarına yol açabilir. Flumazenil, sempatik tonusun benzodiazepin aracılı baskılanmasını ortadan kaldırır.
Flumazenil, karışık aşırı dozlarda solunum depresyonunu tamamen tersine çeviremeyebilir.
Çoklu ilaçla aşırı doz zehierlenmeler sık karşılaşılan bir durumdur. Benzodiazepin doz aşımı, opioid doz aşımından şüphelenildiğinde naloksonun zamanında uygulanmasını engellememelidir. Bu durum, opioid katkılı yasadışı uyuşturucuların varlığı göz önüne alındığında önemlidir.
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
İzole benzodiazepin zehirlenmesi nadiren hayatı tehdit eden hipoventilasyon veya hemodinamik instabiliteye neden olur. Böyle durumlarda opioid, etanol veya diğer SSS depresan zehirlenmelerinin olabileceği de düşünülmelidir. Opioid zehirlenmeleri benzodiazepin zehirlenmelerinden daha yaygındır, daha belirgin solunum depresyonuna neden olur ve nalokson flumazenil ile karşılaştırıldığında daha güvenilirdir.
Flumazenil bazı düşük riskli durumlarda (örn. pediatrik keşif amaçlı alımlar ve prosedürel sedasyon sırasında iyatrojenik aşırı dozlar) ve yüksek riskli durumlar (örn. kronik benzodiazepin bağımlılığı ve diğer tehlikeli maddelerin birlikte alımı) güvenilir bir şekilde dışlandığında güvenlidir.
Flumazenil, doğrudan kalp ritmini etkilemez veya spontan dolaşımı geri döndürmez.
Benzodiazepin aşırı dozunun varsayıldığı hastalar üzerinde gerçekleştirilen randomize klinik çalışmaların meta-analiz sonuçlarına göre, flumazenil uygulaması, standart bakıma kıyasla nöbetler ve disritmiler gibi ciddi yan etkilerin daha yüksek oranda ortaya çıkmasına neden olmuştur. Flumazenil kaynaklı zararlar genellikle nadir görülmekte ve çoğunlukla etkin bir şekilde yönetilebilmektedir. Ancak, tıbbi öyküsü, madde kullanım geçmişi ve maruz kalınan potansiyel toksin(ler) hakkında yeterli bilgiye sahip olunmayan ayırıcı tanı yapılamamış koma durumundaki hastalarda, flumazenilin olası riskleri, elde edilen faydalardan daha fazladır.
β-Blokerler
Giriş
β-Blokerler zehirlenme kaynaklı ölümlerin önde gelen nedenlerindendir. Ciddi β-bloker zehirlenmesi olan hastalarda bradikardi ve kardiyak kontraktilitenin azalmasına bağlı olarak hipotansiyon gelişir.
Bazı β-blokerler ayrıca sodyum veya potasyum kanal blokajından kaynaklanan disritmilere neden olabilirler. Bradikardi, β1-adrenerjik reseptör üzerindeki doğrudan etkilerden kaynaklanırken, hipotansiyon, α1-adrenerjik reseptör antagonizmasından kaynaklanan vazodilatasyona veya multifaktöryel nedenlere sekonder olabilir ve sıklıkla vazopresör tedavisine dirençlidir.
β-bloker zehirlenmesi bazen hipoglisemiyle ilişkilidir, ancak bu ilişki karmaşıktır. Hipoglisemi, standart tedavinin bir parçasına ek olarak dextroz ile tedavi edilir.
Yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri arasında atropin, glukagon, kalsiyum, vazopresörler, yüksek doz insülin ve İntravenöz Lipid Emülsiyon (ILE) tedavisi bulunur. Bazı dirençli vakalarda venoarteriyel ekstrakorporeal membran oksijenasyonu ( VA-ECMO) kullanılmıştır. Bu tedavilerin β-bloker zehirlenmesinden kaynaklanan kardiyak arrest durumunda kullanımı ile herhangi bir çalışma yoktur. Bu nedenle, öneriler ciddi β-bloker kaynaklı şoku olan zehirlenmiş hastalarda yapılan çalışmalardan türetilmiştir. Vazopressin, anjiyotensin II, amrinon, milrinon, metilen mavisi ve hidroksokobalamin gibi diğer nonadrenerjik vazopresör kullanım önerileri desteklemek için yeterli kanıt yoktur.
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
Yüksek doz insülin, β-bloker zehirlenmesinden kaynaklanan kardiyojenik şokta inotropiyi iyileştirir. Büyük bir kohort çalışması, vasopresörlerle tek başına tedaviye göre daha düşük vazokonstriktif komplikasyon oranları ile olumlu sonuçlar bildirmektedir. Bazı durumlarda, yüksek doz insülin tedavisi vazopresöre ihtiyacı azaltmakta, insülin tedavisi azaltıldığında veya durdurulduğunda vazopresöre dirençli hipotansiyonun tekrarladığı gözlenmiş, ancak bu durum her çalışmada gözlenmemiş.
İnotropların ve vazopresörlerin başarılı kullanımı, son dönemde yapılan sistemik incelemelerde, vaka raporlarında, vaka serilerinde ve hayvan çalışmalarında tanımlanmıştır. Hızlı etki göstermeleri ve kolay erişilebilir olmaları nedeniyle vazopresörler genellikle β-bloker kaynaklı hipotansiyon için ilk tedavi seçeneğidir.
İntravenöz glukagonun, kontraktiliteyi arttırdığını ve hemodinamiği iyileştirdiğini gösteren vaka serileri mevcuttur. Kullanılan dozlar hipoglisemi tedavisinde kullanılandan daha yüksektir. Bolus dozlarda kusma ve hızlı Bolus ile sıkça kusma görülmekte ve ilaca hızlı bir şekilde tolerans geliştiği gözlenmiş.
Vaka raporları, vaka serileri ve gözlemsel çalışmalara göre, VA-ECMO’nun dirençli kardiyojenik şok vakalarında etkin bir yöntem olabileceği önerilmektedir.
Kalp hızı ve kan basıncında iyileşmelerle ilişkili olan atropin kullanımını tanımlayan yalnızca vaka raporları mevcuttur.
Yakın zamanda yapılan bir sistemik inceleme, kalp pili tedavisine tutarsız yanıtlar göstermiştir. Elektriksel ve mekanik yakalama her zaman başarılı olmamakta ve mekanik yakalamaya rağmen hipotansiyonun devam edebileceği gözlenmiştir.
Böbrek yetmezliği olan hastaların atenolol veya sotalol nedeniyle ciddi zehirlenmeleri halinde hemodiyalizden fayda gördüklerini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Benzer şekilde nadolo da diyalizden fayda görebilir; ancak bu durum ile alakalı yeterli kanıta dayalı veri bulunmamaktadır.
ILE kullanımı, β-bloker zehirlenmesi olan hastalarla ilgili vaka raporlarında ve gözlemsel çalışmalarda tanımlanmıştır. Oral β-bloker doz aşımı olan hastalara ILE uygulandığında VA-ECMO filtrelerinin tıkanması, pankreatit ve ani kardiyovasküler kollaps gibi yan etkiler bildirilmiştir.
KALSİYUM KANAL BLOKERLERİ
Giriş
L-tipi kalsiyum kanal antagonistleri (genellikle KKB'ler olarak adlandırılır) iki farmakolojik sınıfa ayrılır: dihidropiridinler (örneğin, nifedipin, amlodipin) ve nondihidropiridinler (örneğin, diltiazem, verapamil). Terapötik dozlarda, nondihidropiridinler kalp dokusunda, özellikle sinoatriyal ve atrioventriküler düğümlerde daha belirgin etkilere sahiptir, bu da negatif kronotropiye yol açar. Dihidropiridinler periferik vazodilatasyon yapar. Bu ayrımlar, terapötik dozlar aşıldığında çoğunlukla kaybolur ve hastalar bradikardi, vazodilatasyon ve negatif inotropiye bağlı şok tablosuyla başvururlar.
KKB'ler zehirlenme kaynaklı ölümlerin önde gelen nedenlerindendir. Yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri arasında atropin, kalsiyum, vazopresörler, yüksek doz insülin tedavisi, nitrik oksit inhibitörleri (örneğin, metilen mavisi) ve ILE tedavisi önerilir. Dirençli vakalarda ekstrakorporeal yaşam desteği olarak VA-ECMO kullanılabilir. Bu tedavilerin kardiyak arrest veya dirençli şok tedavilerinde kullanımı ile ilgili herhangibir randomize kontrollü klinik çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, verilen öneriler, ciddi derecede zehirlenmiş hastalara dair sınırlı ve düşük kaliteli bilgilere dayanmaktadır. Vasopressin, anjiyotensin II, amrinon, milrinon ve hidroksokobalamin gibi diğer nonadrenerjik vazopresörlerin kullanımını destekleyecek yeterli bilimsel kanıt olmadığı için, bu ilaçların kullanımı önerilmemektedir.
Öneriye Özgü Destekleyici Metin
KKB kaynaklı şok hastalarında sıklıkla vazopresör tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedavi, özellikle norepinefrin kullanımıyla, yüksek hayatta kalma oranları ve düşük iskemik komplikasyon riski sunmaktadır.
Ciddi kardiyojenik şok kliniğindeki hastalarda, KKB zehirlenmesine karşı yüksek doz insülin tedavisi inotropiyi iyileştirdiği ve vazopresörlerle tek başına tedaviye göre daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir.
Şiddetli KKB toksisitesi için kalsiyum monoterapisi sınırlı olmakla birlikte, yüksek doz kalsiyum glukonat uygulamasının, kalp atış hızına ve kan basıncına olumlu etkileri vardır.
KKB zehirlenmesi sonucu bradikardi gözlenen hastalarda atropin sıkça kullanılan bir ilk tedavi yöntemidir, ancak bazı durumlarda tedavi başarısızlığı gözlenebilir.
VA-ECMO, refrakter kardiyojenik şok hastaları için kullanıldığında yüksek hayatta kalma oranları bildirilmiştir ve bu tedavi, en üst düzey destekleyici bakıma dirençli vakalarda hayat kurtarıcı olabilir.
Elektriksel pacing, KKB zehirlenmesi sonrası hemodinamik olarak önemli bradiaritmileri olan hastalar için bir alternatif bir