
Sign up to save your podcasts
Or


Sonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul'a
Akut, alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
Ben, kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak
Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
Ben bunu geç anladım.
Senin için şiir yazacaktım İstanbul
İsmini ''ağrı'' koyacaktım.
Oysa bir şiir niyeydi sanki?
Yer, içer, sevişir miydi sanki bir şiir?
Ismarlar mıydı mesela bir şiir insana?
Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda?
Bir şiir uyur muydu kuş gibi, başını alıp da kanatlarının altına?
Oysa bir şiir neydi sanki?
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun?
Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara
Bana kerametinizi gösterin
Keramatinizi gösterin bana!
Bir dikişte içtim bir şişe,
Yıldız komasına girmek istiyordum,
İstiyordum, dolunay çarpsındı beni
Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
Bu şiiri ben, bir yangın vaziyetinde yazdım
Kırmızı, elips çerçeveli gözlüklerin vardı
"Yoktu" deme vardı, biliyorum.
Bir Akdeniz gecesinde Ay'ı alaşağı ettim de
Bir elim hep cebimdeydi
Sonra da yürüye yürüye, şehrin arka sokaklarını geze geze ben bir başıma
Düşlerimi yiyip bitirdikten sonra geldim
Kimselere görünmeden geldim
Simsiyah oldu gözlüğünün çerçeveleri,
Yine de aynı şarkını söylüyordun yıldızlara bakarken
Oysa ne sabahlar olacaktı...
Sarı sabahlar, mavi sabahlar
Sanki bunlar çok ta umurundaydı. Değildi, biliyorum.
Kimin umurunda ki batan güneşin anlamı?
Yıldızların çiçekler gibi günden güne solması
Hangimizin umutsuz şarkısındaydı?
Bir bir topladılar.
Söyledikleri sözleri yazdılar, gördükleri gözlere baktılar.
Geçen yılları, savaşları ve ölenleri hesapladılar
Yok yapacak Bir şey, biliyorum.
Değil mi? ama biz hep biliyoruz bunu
Çürümek, yok olmak, yeniden doğmak...
Hiçbir şey anlamadık biz bu işten
-belki de zaten hep öyleydik-
Şimdi bırak sana eski günlerimi anlatayım
Kapıma gül bırakan adamları…
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum
Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım
Bütün allar, bir gün solarmış ben bunu geç anladım
Ağrı neydi?
Neremdeydi, neresiydi ağrı?
Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık…
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
Ağrı benim, durmadan doruğuna tırmandığım meğer yüksek bir dağmış.
Üstümü ara
Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
Ellerimi de kaldırdım bak
Hazırım, tutkumu tutukla.
Şiirsizim
Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul?
Bunları ben diyorum. Evet, aynen böyle diyorum.
By HedablidaSonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul'a
Akut, alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
Ben, kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak
Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
Ben bunu geç anladım.
Senin için şiir yazacaktım İstanbul
İsmini ''ağrı'' koyacaktım.
Oysa bir şiir niyeydi sanki?
Yer, içer, sevişir miydi sanki bir şiir?
Ismarlar mıydı mesela bir şiir insana?
Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda?
Bir şiir uyur muydu kuş gibi, başını alıp da kanatlarının altına?
Oysa bir şiir neydi sanki?
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun?
Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara
Bana kerametinizi gösterin
Keramatinizi gösterin bana!
Bir dikişte içtim bir şişe,
Yıldız komasına girmek istiyordum,
İstiyordum, dolunay çarpsındı beni
Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
Bu şiiri ben, bir yangın vaziyetinde yazdım
Kırmızı, elips çerçeveli gözlüklerin vardı
"Yoktu" deme vardı, biliyorum.
Bir Akdeniz gecesinde Ay'ı alaşağı ettim de
Bir elim hep cebimdeydi
Sonra da yürüye yürüye, şehrin arka sokaklarını geze geze ben bir başıma
Düşlerimi yiyip bitirdikten sonra geldim
Kimselere görünmeden geldim
Simsiyah oldu gözlüğünün çerçeveleri,
Yine de aynı şarkını söylüyordun yıldızlara bakarken
Oysa ne sabahlar olacaktı...
Sarı sabahlar, mavi sabahlar
Sanki bunlar çok ta umurundaydı. Değildi, biliyorum.
Kimin umurunda ki batan güneşin anlamı?
Yıldızların çiçekler gibi günden güne solması
Hangimizin umutsuz şarkısındaydı?
Bir bir topladılar.
Söyledikleri sözleri yazdılar, gördükleri gözlere baktılar.
Geçen yılları, savaşları ve ölenleri hesapladılar
Yok yapacak Bir şey, biliyorum.
Değil mi? ama biz hep biliyoruz bunu
Çürümek, yok olmak, yeniden doğmak...
Hiçbir şey anlamadık biz bu işten
-belki de zaten hep öyleydik-
Şimdi bırak sana eski günlerimi anlatayım
Kapıma gül bırakan adamları…
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum
Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım
Bütün allar, bir gün solarmış ben bunu geç anladım
Ağrı neydi?
Neremdeydi, neresiydi ağrı?
Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık…
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
Ağrı benim, durmadan doruğuna tırmandığım meğer yüksek bir dağmış.
Üstümü ara
Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
Ellerimi de kaldırdım bak
Hazırım, tutkumu tutukla.
Şiirsizim
Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul?
Bunları ben diyorum. Evet, aynen böyle diyorum.