Ahval

Ahval

By AhvalNews
Download on the App Store

Ahval episodes

  • Four years on, basic elements of the July 15 coup still lacks clarity
    Four years after the 2016's coup attempt, there are still a lot of controversy and lack of clarity over the basic elements of what happened July 15 night, said Ryan Gingeras, a professor at the Department of National Security Affairs at the Naval Postgraduate School and an expert on Turkish, Balkan and Middle East history in a podcast with Ahval's editor-in-chief Yavuz Baydar and Ahval's English Editor Ilhan Tanir.
    44 min
  • Gergerlioğlu: OHAL, Türkiye’de demokrasinin üzerinden buldozer gibi geçti
    15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen “darbe girişimi”nin üzerinden dört yıl geçti. 15 Temmuz’un ardından hükümetin ilan ettiği OHAL’le birlikte yüzbinlerce kişi kamudan ihraç edildi, binlerce kişi tutuklandı. İnsan Hakları Savunucusu, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 15 Temmuz’un yıldönümünde OHAL’in Türkiye’de yarattığı mağduriyetleri ve insan hakları ihlallerini anlatıyor.
    22 min
  • ‘15 Temmuz sonrası, muhalefetin kendi celladına dönüşmesi süreci oldu’
    Türkiye siyasi tarihinin en karanlık gecelerinden birine sahne olan 15 Temmuz'un üzerinden dört yıl geçti.
    241 vatandaşın hayatını kaybettiği, 2 bin 194 kişinin de yaralandığı darbe girişimine dair hâlâ yanıtını bekleyen sorular var.
    Darbe girişiminin tek faili, iktidar ve Genelkurmay tarafından “Fethullahçı Terör Örgütü/FETÖ” nitelemesi ile suçlanan Gülen cemaati mi?
    Cemaat mensupları olduğu iddia edilen askerler, ordu içinde Genelkurmay Başkanı’nın yaveri olacak kadar nasıl yükseldi?
    NATO’nun bu süreçteki rolü neydi, neden 15 Temmuz gerçekleşti?
    Öncesi ve sonrası ile 15 Temmuz, Türkiye’yi nasıl değiştirdi?
    Muhalefet, kendi ipini mi çekti?
    Bugün gelinen noktada, Türkiye için ufukta bir umut var mı?
    Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Washington merkezli think-tank kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın kıdemli üyesi, eski CHP milletvekili Aykan Erdemir ve ABD'nin en önemli Türkiye uzmanlarından Lehigh Üniversitesi’nde akademik hayatını sürdüren Prof. Henri Barkey ile dördüncü yılında 15 Temmuz’un öncesi ve sonrasını masaya yatırdı.
    55 min
  • Evren Dede: Yunanistan, Ayasofya’ya karşılık olsun diye Batı Trakya’da camiyi kilise yapmaz
    Bizans döneminde, Rum Ortodoks kilisesi olarak iki Yunan matematikçi tarafından tasarlanıp inşa edilen, ardından İstanbul'un fethiyle camiye, 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürüldükten tam 86 yıl sonra tekrar camiye dönüştürülen Ayasofya dünyanın gündeminde.
    Yunanlar, tarihi mimari yapının camiye dönüştürülmesine üzgün ve öfkeli.
    Peki, Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığı için durum ne?
    Yunanistan’dan gazeteci Evren Dede ile ülkedeki azınlıkların bu karardan nasıl etkilenecekleri ve önümüzdeki dönemde Türkiye-Yunanistan ilişkilerini nelerin beklediğini konuştuk.
    Ayasofya’nın Yunanlar için bir Kabe olduğunun altını çizen Evren Dede, 24 Temmuz’da cuma namazı ile cami olarak ibadete açıldığında işin renginin daha da netleşeceğini söylüyor.
    Ayasofya içinde yapılacak düzenlemede, Hristiyanların da ibadet edebileceği bir ortam oluşması durumunda tepkilerin farklı bir boyut alabileceğini söyleyen Dede, “Türk-Yunan ilişkilerini etkileyecek olsa da, çok derin bir kriz doğuracağını düşünmüyorum” görüşünü dile getiriyor.
    Yunanistan Hükümet Sözcüsü’nün, “Ayasofya, Türk-Yunan ilişkileri bağlamının dışındadır” açıklaması yaptığına vurgu yapan Evren Dede, “Ayasofya Türkiye ile Yunanistan arasındaki azınlık sorunları kapsamında ele alınmaz. Yunanistan, Ayasofya’ya karşılık olsun diye Batı Trakya’da camiyi kilise yapmaz” yorumunu yapıyor.
    Koronavirüs nedeniyle kapatılan sınırların tekrar açılmaya başladığını belirten Dede, Ayasofya kararı sonrası Türkiye’ye kapıların uzun bir süre daha tekrar açılmama ihtimalinin düşük olduğunu kaydediyor.
    Ülkedeki azınlıkların yıllardır her türlü gerginlikte sıkıntı çektiklerini ifade eden Gazeteci Dede, Atina ve Selanik’te cami olmadığına atıf yapıyor ve ekliyor:
    “Batı Trakya, küçük bir Türkiye olarak değerlendirilebilir. AKP’ye destek veren çok sayıda insan burada yaşıyor ve Ayasofya kararı da olumlu karşılandı. Ancak, bu süreçte azınlıkların daha da gerileceği muhakkak. Öte yandan Yunanistan, Ayasofya’yı uluslararası sorun hâline getirmek isteyecektir. Burada Kıbrıs sorunu hâlihazırda dururken, Libya meselesinde de yeni gelişmeler yaşanabilir.”
    1 hr 4 min
  • Zülfikar Doğan: Erdoğan Merkez Bankası’nı dağıttı, artık diğer bankalardan farksız
    Ankara Rüzgârı’nda son gelişmeleri değerlendiren Zülfikar Doğan Danıştay’ın Ayasofya kararıyla ilgili siyasi ve hukuki tartışmaları ele aldı.
    86 yıl önceki bir bakanlar kurulu kararının iptali için açılan davayı Danıştay’ın reddetmesi gerektiğini öne süren duayen idare hukukçusu Prof. Metin Günday’ın açıklamalarını yorumlayan Doğan, bu kararla geriye dönük Atatürk, İnönü, Demirel ve diğer imzalı pek çok bakanlar kurulu kararının dava konusu yapılabileceğini vurguluyor.
    Merkez Bankası hakkında çıkartılan Cumhurbaşkanı kararıyla getirilen değişikliklerin merkez Bankası’nı sıradan bir banka haline getirdiğini, başkanın görev güvencesinin kaldırıldığını belirten Zülfikar Doğan, Baroların bölünmesine zemin hazırlayan yasa değişikliğiyle ilgili son durumu da ele aldı.
    20 min
  • 'Yunanistan'da üzüntü de var öfke de; ilişkiler 1999 öncesine savrulacak'
    Ayasofya kararı Yunanistan'da halk arasında nasıl bir hissiyata yol açtı? Bundan sonra ne beklemek gerekir? Siyaset Bilimci Dr. Dimo Yağcıoğlu, Yanya ve Dimetoka'da anıt eser niteliğindeki Osmanlı dönemi camilerinin AB desteğiyle onarım projelerinin Ayasofya kararı nedeniyle dondurulması riskinin doğduğunu, Türkiye-Yunanistan arasındaki ortak kültürel işbirliği döneminin ağır hasar aldığını anlatıyor. Yağcıoğlu'na göre en olumsuz boyut, 1999'da Ecevit Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Simitis Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile başlattığı yakınlaşma ve sivil işbirliği döneminin gerisine doğru savruluşun kesinlik kazanmış olması.
    24 min
  • Çifte standart ve ahlaki tezatlar örneği olarak Ahmet Davutoğlu portresi
    AKP hükümetlerinde danışman, dışişleri bakanı ve başbakan olarak görev alan Prof. Ahmet Davutoğlu, uzunca bir aradan sonra Gelecek Partisi kurucusu ve lideri olarak aktif siyasete geri döndü. 1982'de kurulan Türkiye Araştırmaları Enstitüsü nasıl kapatıldı? 35 yıllık kurumsal tecrübeye neden son verildi? Arka planda Davutoğlu'nun negatif rolü neydi? Davutoğlu'nun Boğaziçi Üniversitesi tecrübesi o dönemdeki kararlarına nasıl yansıdı? Davutoğlu bakanlıkları esnasında, akademisyen meslektaşlarının yargılanması ve hapse atılması konusunda ne yaptı, ne yapmadı? 2020 yılının acar muhalefet figürü Davutoğlu samimi ve şeffaf mı, yoksa tehlikeli bir siyasetçi mi?
    36 min
  • 'Conversion of Hagia Sophia will deal another severe blow to the foundations of secular Turkey' - Yavuz Baydar
    Several Turkish government-linked columnists and talking heads said this week that Turkey's top court has already approved the re-conversion of the Hagia Sophia from museum to a mosque. These insider accounts have not been confirmed by an official decision yet.
    Turkey’s top administrative court, the Council of State, said it will make its ruling by or before mid-July, which also coincides with the fourth anniversary of the failed coup attempt of July 15, 2016.
    There is practically no opposition in Turkey to plans to re-convert the Hagia Sophia, one of the most important monuments of the Orthodox Christian church constructed in the 6th century during the Byzantine empire, into a mosque. Even the secular main opposition Republican People’s Party, (CHP) and a majority of Turks are either supportive of or indifferent to the idea.
    CHP leader Kemal Kılıçdaroğlu was even cited as saying there was no court ruling necessary for the conversion, that Turkish President Recep Tayyip Erdoğan could just issue a decree and be done with it.
    The presidential palace-linked columnists' and talking heads' predictions on the conversion might well be to test the waters before the final decision, Ahval's editor-in-chief Yavuz Baydar said on the Hot Pursuit podcast.
    Baydar expects that the top court will move the ball to Erdoğan's court, one way or another.
    What exactly Erdoğan expects to gain from the decision at this time is unknown. There appears to be no election planned in the next year or two. However, it could be a distraction from the fact that the Turkish economy has been in a dire situation due to the pandemic. Foreign tourism, the lifeline of the Turkish economy, is practically non-existent due to the COVID-19 pandemic that continues to haunt both Turkey and the world. Even though Turkey's official figures on pandemic infections and deaths are relatively good, the country’s non-transparent reports on the pandemic has undermined Turkey's credibility. There also remain some 20,000 active cases throughout the country, with most focused in Istanbul.
    The European Union, Russia, and most if not all Gulf states have restricted travel to Turkey until the end of the summer. There are not many optimistic scenarios in the near- or mid-term for Turkish economy to bounce back. If anything, the economic situation gets more dire every day. Therefore, it remains to be seen what such a historic decision - which cannot be seen as cultural war against a certain segment of society - could bring for Erdoğan.
    It is also too early to see how the re-conversion decision will resonate among the Turkish public, as the majority of the country continues to struggle economically.
    Baydar said in the podcast that the decision to convert the Hagia Sophia would deal another blow to the secular foundations of the country.
    Christian groups across the world and many Western countries, as well as the Russian government, have reacted negatively to the potential conversion. Russia feels especially sensitive to the decision due to its Orthodox population.
    The second big item on the agenda in Turkey this week was a set of amendments to a law which is clearly aimed at weakening powerful and often critical bar associations across the country by permitting the establishment of multiple lawyer associations in a given province. With these proposed amendments, the government expects to prop up new bar associations and likely pit them against each other, as well as supporting allied lawyer groups against independent ones.
    The Turkish judiciary, for all intents and purposes, has long been considered to be under the influence of Erdoğan, but the lawyers’ organisations have been able to maintain autonomy and critical stances so far. These amendments might cripple them as well.
    Baydar called the government’s move an extension of the "divide and rule" strategy which it has been pursued in many other areas for years. Baydar also noted that lawyers' marches and protests since
    37 min

About Ahval

From the publisher's feed

Ahval Türkiye’nin gerçek gündemi: Sıcak gelişmeler, bilmeniz gereken tüm haberler, özgür yorumlar, uzman analizleri.