
Sign up to save your podcasts
Or


İktidarın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu için ‘Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı’ söylemini eski SSK Genel Müdürü ve eski AK Parti Milletvekili Zekai Özcan, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.
Kılıçdaroğlu ile SSK’da birlikte de görev yapan Zekai Özcan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:
"Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde Sağlık Bakanlığı’nın bin 244 hastanesi var, SSK’nın 130 hastanesi var. Vatandaş poliklinik hizmeti almak istiyor ama doktor sayısı yetersiz. Bir doktora 120 hasta düşüyor vatandaş muayenehane dahi olamıyor. İlaç yazılıyor, ilacı da hastanenin tek bir eczanesinden alabiliyor onun için de kuyruğa giriyor. Kurumun sıkıntısı, ne Kılıçdaroğlu ne de bir başka müdürün çözebileceği bir konu değil. 1980 sonrası sağlık ve poliklinik hizmetleri için yatırım yapılmamış. Acil hastaların ameliyatı için 8 ay sonraya gün veriliyordu.
Siyaset kurumunun SSK’yı niçin bu hale getirdiğini sorgulamak lazım. Kemal Bey'e haksızlık yapılıyor... Savaş Ay, Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü olduğu 1998 yılında bunları görmüş olsaydı bence o programı yapmazdı ve tersini sorardı: Siyaset tarafından bu kurum bu hale niye getirildi? Siyaseti sorgulamak gerekirdi. Genel müdür üzerinden politika uygulanıyor. Bu iktidar ki, ben davet üzerine AK Parti’ye geldim ve sosyal güvenlikçi olduğum için sosyal güvenlik reformunu genel sağlık sigortası benim başkanlığımda oluştu ve reforma gittik. SSK’yı Kemal Kılıçdaroğlu batırdı diyen iktidar, EYT meselesiyle 1969’a döndü yani geriye gitti. Yarım asır geriye gitmiş olduk. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan 38-43 yaşındaki insanlara sırf seçimi kazanmak için emeklilik hakkı verdi.
Kılıçdaroğlu ile yaklaşık 5 sene beraber çalıştık kendisini iyi tanıyorum. Kılıçdaroğlu’nun iyi niyet içerisinde olduğunu, kişisel olarak çok dürüst olduğunu biliyorum. Bir genel müdür yönetiminden dolayı yanlışlığı eleştirilebilir fakat hiçbir genel müdür kaç sene geçerse geçsin istese de kurumu batıramaz. Öyle bir şey yok. Siyasi erkin çıkardığı kanunlarda bunu arayıp siyaseti sorgulamak lazım. Bu politikalarla seçimi kazanmak için neden bu kanunları çıkartıp gelecek kuşakların refahını çaldınız diye sormak lazım."
Sinan Oğan’ın kararı dengeleri nasıl değiştirir? Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun ikinci tur söylemi… Dr. Tuğçe Erçetin yorumluyor
SSK’yı kim batırdı? Eski SSK Genel Müdürü ve Ak Parti eski Milletvekili Mehmet Zekai Özcan canlı yayında anlatıyor
Yolcu ikinci tur dengelerini analiz ediyor
Bulgu Araştırma'nın kurucusu sosyolog Semih Turan, birinci turda ‘güvercin’ kampanya yürüten Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahinleşen söylemini Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.
Turan, "Millet İttifakı’nın seçimin ilk turundaki kampanya kodları daha çok bahar, umut gibi daha pozitifti ki halkın içinde bulunduğu durum umutsuzluk ve mutsuzluktu ve bunu giderici reçeteler öne sürmekti ama görüldü ki Cumhur İttifakı’nın kampanyada kullandığı kodlar seçmende karşılık bulmuş olarak gözüküyor. Özellikle beka, terör, yerli ve milli. Kılıçdaroğlu aslında farklı şeyler söylemedi, daha önce söylediğini daha sert bir üslupla, daha kararlı olarak söyledi. Cumhur İttifakı, korku dilini kullanıyordu, Millet İttifakı da daha çok pozitif bir dil kullanıyordu ama hep söylenen bir şey vardı Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa şöyle olacak böyle olacak diye… Kılıçdaroğlu da mevcut iktidar devam ederse sizi neler bekleyecek diye seçmenini bir miktar uyandırma yaptı diyebiliriz" dedi.
Geçmişte ekonomi temelli vaatlerin olduğunu ama halihazırda seçimlere sıfır-sıfır gidildiğini kaydeden Turan, "Geçmişte ekonomik temelli vaatler ve söylemler vardı ama şu anda hep söylenen seçimlere sıfır-sıfır gidiyoruz diye ve yüzde 50’nin üzerinde Cumhurbaşkanına oy vermeyen bir seçmen var deniliyor. Bu seçmene doların ya da ekmeğin fiyatıyla ilgili bir şeyler söylemekle beraber yaşam biçimleri anlamında da HÜDA PAR ile bağlantılı olarak zikredilen Hizbullah’tan çıkarak yaşam biçimimizin tehlike altında olduğunu ve iktidar devam ettiği boyunca bu tehlikenin ağırlaşarak devam edeceği vurguluyor. Seçmeni ayağa kaldırmak için söylenen belki de korku dili ama belki de başka çare kalmadı" ifadelerini kullandı.
Millet İttifakı'nın seküler yaşam biçiminin tehdit altında olduğunu söyleyerek kümelenme sağlamaya çalıştığını dile getiren Turan, şunları kaydetti: "Genel seçmen profiline baktığımız zaman Türkiye’de çoğunlukla seküler yaşam tarzını benimsemiş bir çoğunluk söz konusu. Seküler yaşam biçimi tehdit altında diye söyleyerek bir kümelenme sağlanmaya çalışılıyor. Türkiye’de seçmen kodlarına baktığımız zaman milliyetçi öğeler ön plana çıkıyor. Kendini milliyetçi olarak tanımlayan partilerin oylarına baktığımız zaman artışı görebiliyoruz ama aynı zamanda MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi ve Sinan Oğan’ı tercih eden seçmenlerin milliyetçi muhafazakar olanı da var ama milliyetçi seküler olan seçmen de oldukça fazla. Hitap ettiği kesim o ve o kesimden oy devşirmeye, daha çok oy almaya çalışıyor. Bu dil yerine ne kadar ulaşır ileriki zamanda göreceğiz ama kullanılabilecek birtakım materyallerle bu konunun daha da pekiştirileceğini düşünüyorum."
Kılıçdaroğlu’nun kampanyası ‘güvercin’den ‘şahin’e döndü. Bulgu Araştırma kurucusu sosyolog Semih Turan yorumluyor
Kredi ve döviz muslukları kapandı, CDS 698 puana yükseldi. Ekonomiden seçim öncesi hangi sinayller geliyor? Ekonomist Mustafa Sönmez anlatıyor.
Fotoğraf sanatçısı ve yazar Alberto Modiano, ´100 Yahudi Yüz´ konulu sergisini anlatıyor.
Sosyolog Dr. Tolga Gürakar, Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçimin ilk turundan önce gitmeyi reddettiği Babala TV’nin ikinci tur davetini kabul etmesine dair yorum yaptı.
Gürakar, "Z Kuşağı’nın milliyetçiliği MHP, İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin milliyetçiliğinden bambaşka belki milliyetçilik diyemeyiz belki de ülkeperverlik diyebiliriz ya da Türkiye milliyetçiliği diyebiliriz. Ne milliyetçisisin diye sorulur, Z Kuşağı Türkiye milliyetçisi. Daha küresel, daha fazla internette zaman geçiren, yaşları daha genç. Babala TV’nin bütün programlarını seyrediyorum ve oradaki milliyetçi hassasiyete baktığınız zaman, Z Kuşağı’nın hassasiyetlerinin bir kısmı bunlardan oluşuyor" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu'nun Babala TV'ye gitmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Gürakar, şöyle devam etti: "Kılıçdaroğlu’nun Babala TV’ye başta da gitmesini düşünüyordum ama benim bu düşüncemin karşısında bir de şöyle bir düşünce vardı Babala TV’ye gidenler genelde Memleket Partisi, Zafer Partisi ve TİP daha böyle kendini göstermek için oraya gidiyorlar Kılıçdaroğlu’nun orada ne işi var gibi dost sohbetlerinde söyleniyordu ama ben öyle düşünmüyorum çünkü direk hedef bir kitleyle karşı karşıya geliyorsunuz bu en büyük reklam kampanyasından bile daha büyük bir reklam. O yüzden Kılıçdaroğlu’nun, Oğuzhan Uğur’un programı Babala TV’ye gitmesi çok önemli."
İkinci turu ‘milliyetçilik rüzgarı’ mı belirleyecek? Dr. Elçin Aktoprak yorumluyor
Türk milliyetçileri kimler? Sinan Oğan’ın aldığı oy kimden geliyor? Dr. Tolga Gürakar yorumluyor
Seçim sonuçlarının rakamsal analizi
Seçim sonrası medya nasıl şekilleniyor?
Türkiye’de milliyetçilik konusunda araştırmalar yapan sosyolog-yazar Prof. Ferhat Kentel, sandıktan çıkan sonuçları Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.
Prof. Ferhat Kentel'in açıklamaları şöyle:
Seçim sonuçlarının işaret ettiği ‘yükselen milliyetçilik’ neyi anlatıyor? ‘Türkiye'de Milliyetçilik Algısı Araştırması’nı yapan Prof. Ferhat Kentel canlı yayında
Piyasalar seçim sonuçlarına nasıl tepki verdi? Yatırım uzmanı Onur Altın canlı yayında
Yolcu seçim sonuçlarını yorumluyor
Gazeteci Murat Sabuncu, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na seçim sonuçlarını değerlendirdi.
Murat Sabuncu’nun açıklamalarından detaylar şöyle:
"Kılıçdaroğu ve 6’lı masanın liderlerinin başta iletişim ekibi ve kampanya kadrosunun seçimin ikinci tura kalma ihtimalini neredeyse hiç düşünmediklerini gördüm. Kılıçdaroğlu dün açıklama yaptığında yüzü asıktı. Gece boyunca Mansur Yavaş ve Ekrem İmmaoğlu medyayı bilgilendirdi ama onların da, ‘önde gözüküyoruz, kazanacağız’ denmesi bence yanlış oldu çünkü önden kazanıyoruz deyip sonrasında %3-4 puan geride kalmak ister CHP’nin vermiş olduğu verilerin yanlış olduğu ister aceleci davranma deyin.. Bence hataydı.
Gecenin ilerleyen saatlerinde 6 parti lideriyle birlikte ekrana çıkıp açıklama yapan Kılıçdaroğlu, 6 Mayıs 2019 günü yani seçimlerin iptal edildiği gün İmamoğlu ceketini çıkartıp kolları sıvayıp, ‘Seçimlere doğru gideceğiz, haydi’ dediği o motivasyon anını yakalayabilselerdi iyiydi çünkü önümüzde daha 14 gün var. Şu an itibariyle partiler önümüzdeki 14 gün için tam olarak ne yapacaklarını planlamış değiller. Bu olmaz. Kılıçdaroğlu’nun son yayınladığı videoda yumruğunu masaya vurduğu gözüküyor. İttifak bileşenlerinden hiç kimse yok etrafta ve seçim adına önümüzde 14 gün var ve biz sadece Kılıçdaroğlu’nun eline masaya vurduğu bir video izliyoruz. Bu ittifaka 22 milyon oy vermiş bir kitlenin elindeki tek verisi bu. Tam tersi olup sabah saatlerinde bütün liderler bir arada açıklama yapıp önümüzdeki 14 gün ile ilgili hedeflerini söyleselerdi daha iyi olurdu. Bu şu anlamına geliyor, ikinci turla ilgili önlerine bir çalışma metni koymamışlar ki eğer koymuşlarsa ve bizlerin haberi yoksa büyük hayal kırıklığı yaşayan muhalefet seçmenine yanlış yapılıyor demektir."
Erdoğan 16’ncı kez kazandı, Kılıçdaroğlu 11’inci kez kaybetti. İktidar ve muhalefetin oyları geçen seçime göre nasıl değişti? Murat Sabuncu yorumluyor.
Piyasalar seçim sonuçlarına nasıl tepki verdi? Yatırım uzmanı Onur Altın canlı yayında.
Yolcu seçim sonuçlarını yorumluyor.
From the publisher's feed