
Sign up to save your podcasts
Or


''...Biz öyle değiliz. Sıkıntılısın, tedirginsin, içe dönüksün. Seni anlayan o kadar az ki...İnsan ancak kendine alışır gibi alışabilir bir insana. Sen, aşk kelimesi, bir sen kaldın sevmediğim gençliğimden arta kalan dirilik. Artık yaşıyorum seni. Ve kendi kendime söz veriyorum, seni sevmeyi, dünyanın en güzel şiiri yapacağım. Yarının mektubunu bugünden yazıyorum. Çünkü "Yarın" seni sevmem bakımından değişmeyecek. Bakıyorum da bütün aşk sözcükleri acemi oluyor. Tuhaf bir şey, sezgilerim daha az aldatıyor beni. Bugün müthiş sıkılıyorum. Nedenleri o kadar belli ki...Gene de saklamaya çalışıyorum kendimden, bilmezlikten geliyorum. Aşkın dili çok zengindir. Onu kavramak için, iyi öğrenmek gerek. Bunun da çaresi durmadan, dinlenmeden yalansız sevebilmektir. Başka yeteneklerin de var senin. Mesela belleğin çok iyi. Hem sonra özlemekten korkuyorum ben. Özlemek, özlediğimiz kişiyi mitleştiriyor. Şimdi de üzüldüğümü düşünmeme üzülüyorum. Ya bir gün üzülürsem? Hesapta bu da var. İnsanın kafasında açmayan bir çiçek vardır her zaman, işte o çiçek açsın istediğim masada. SEVİLDİĞİMİ ÇOK İYİ BİLMEK İSTEDİĞİM masada. Binlerce insanın yok edilişini umursamayan bir SS subayı kadın, bir kurt köpeğinin ölümüne gözyaşı döküyordu. Sahi, beni seviyor musun? Olsun, bir daha söyle. Ne çıkar tekrarlasan?
İki gündür kar yağıyor. Seni düşünmek gibi bir kar bu. Senin mektubunu en sona sakladım. Günümün tek güzelliği bu mektup çünkü. İşte son mısralarım bunlar.. Son değil, bundan sonra ölüm var. Ölüm? Belki de bir kurtuluştur. Belki de tanıman kötü oldu; senin pırıl pırıl dünyana, kapkara bir böcek gibi yapıştım. Seni bir bulma, bir yitirme durumu da olmasa, kağıt gibi, dümdüz, algıları tetikte, iyinin iyisi bir adam olacağım. Belki şiir bile yazacağım. Uyanır uyanmaz içimde tuhaf bir sevinç buldum içimde; göğsümün ortasına çakılmış, yerinden memnun, benzersiz bir sevinç parçasıydı bu... Bana özgü değil ve sokağa bırakılmış bir çocuk gibi duruyor! Seviyorum mu desem, sevgiler mi desem, yoksa iyi günler mi? Bunlardan hangisi sıkmaz seni? Yoksa susmamı, hiç yazmamamı mı söyleyeceksin bana? Yalnızca bekliyorum. Üzgünüm, hepsi bu kadar. Yalnız kafamda yaşatmak yetmiyor ki seni. Kendimi düşünüyorum; seni kıracak bir davranışım da olmadı ki...Şuna inanıyorum ki, sen benden güçlüsün. Sen güçlüsündür, yaşamanın büyük akıntısında tutunmasını bilirsin...''
By Hedablida''...Biz öyle değiliz. Sıkıntılısın, tedirginsin, içe dönüksün. Seni anlayan o kadar az ki...İnsan ancak kendine alışır gibi alışabilir bir insana. Sen, aşk kelimesi, bir sen kaldın sevmediğim gençliğimden arta kalan dirilik. Artık yaşıyorum seni. Ve kendi kendime söz veriyorum, seni sevmeyi, dünyanın en güzel şiiri yapacağım. Yarının mektubunu bugünden yazıyorum. Çünkü "Yarın" seni sevmem bakımından değişmeyecek. Bakıyorum da bütün aşk sözcükleri acemi oluyor. Tuhaf bir şey, sezgilerim daha az aldatıyor beni. Bugün müthiş sıkılıyorum. Nedenleri o kadar belli ki...Gene de saklamaya çalışıyorum kendimden, bilmezlikten geliyorum. Aşkın dili çok zengindir. Onu kavramak için, iyi öğrenmek gerek. Bunun da çaresi durmadan, dinlenmeden yalansız sevebilmektir. Başka yeteneklerin de var senin. Mesela belleğin çok iyi. Hem sonra özlemekten korkuyorum ben. Özlemek, özlediğimiz kişiyi mitleştiriyor. Şimdi de üzüldüğümü düşünmeme üzülüyorum. Ya bir gün üzülürsem? Hesapta bu da var. İnsanın kafasında açmayan bir çiçek vardır her zaman, işte o çiçek açsın istediğim masada. SEVİLDİĞİMİ ÇOK İYİ BİLMEK İSTEDİĞİM masada. Binlerce insanın yok edilişini umursamayan bir SS subayı kadın, bir kurt köpeğinin ölümüne gözyaşı döküyordu. Sahi, beni seviyor musun? Olsun, bir daha söyle. Ne çıkar tekrarlasan?
İki gündür kar yağıyor. Seni düşünmek gibi bir kar bu. Senin mektubunu en sona sakladım. Günümün tek güzelliği bu mektup çünkü. İşte son mısralarım bunlar.. Son değil, bundan sonra ölüm var. Ölüm? Belki de bir kurtuluştur. Belki de tanıman kötü oldu; senin pırıl pırıl dünyana, kapkara bir böcek gibi yapıştım. Seni bir bulma, bir yitirme durumu da olmasa, kağıt gibi, dümdüz, algıları tetikte, iyinin iyisi bir adam olacağım. Belki şiir bile yazacağım. Uyanır uyanmaz içimde tuhaf bir sevinç buldum içimde; göğsümün ortasına çakılmış, yerinden memnun, benzersiz bir sevinç parçasıydı bu... Bana özgü değil ve sokağa bırakılmış bir çocuk gibi duruyor! Seviyorum mu desem, sevgiler mi desem, yoksa iyi günler mi? Bunlardan hangisi sıkmaz seni? Yoksa susmamı, hiç yazmamamı mı söyleyeceksin bana? Yalnızca bekliyorum. Üzgünüm, hepsi bu kadar. Yalnız kafamda yaşatmak yetmiyor ki seni. Kendimi düşünüyorum; seni kıracak bir davranışım da olmadı ki...Şuna inanıyorum ki, sen benden güçlüsün. Sen güçlüsündür, yaşamanın büyük akıntısında tutunmasını bilirsin...''