
Sign up to save your podcasts
Or


Çok insan tanıyorum. Hem de pek çok... Ama hiçbiri gerçek dost değil. Ama bu sevgisiz kalmış insanlığın içinde, senin de olduğunu biliyorum. Benim ışığımın, senin karanlığından daha iyi olduğunu kim söyleyebilir?
Korkuyorum. Hayattan veya ölümden veya hiçlikten değil...Hiç var olmamışım gibi, o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum.
Beni rahatsız eden şey hissettiklerimi ifade etmek için gerekli olan sözcükleri bulamamak.
Bir gün birine sarılırsam, batarım diye, aşktan uzak durdum.
İnsanların üstüne dökülmemek için, dertleşmedim kimseyle.
İçimden çocukça bir duyuşla, büyüklere küsüm demek geçti..
“Yapabileceği tüm hataları yapıp hiç ders almamak” diye bir şey olmasaydı, ben icat ederdim.
Hayata neden hep bir pencereden baktığımı bir anlasam...
Ben kör doğmuş, ama ışığı görmesine izin verilmiş bir insanım.
Şimdi anlıyorum ki, üniversiteye gitmenin ve bir eğitim almanın en önemli nedenlerinden biri, tüm hayatımız boyunca doğru olduğuna inandığımız şeylerin doğru olmadığını, ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmekmiş.
Öğrenmek tuhaf bir olay...Ne kadar derinlere gidersen, var olduğunu bile bilmediğin şeylerle karşılaşıyorsun.
Bir insan nasıl sevilir hatırlamıyorum
Kendimden başka herkese tahammül ediyorum bazen
Kendimle beraber herkesten nefret etmeme rağmen...
Ve ben işler yolunda değilse, her şey iyiymiş gibi rol yapamam. Öyleymiş gibi davranamam.
Öyle davranmam, bir diğer çıkmaz sokağa girmem anlamına gelir.
Ve bu bir günah olamaz...
Sen de uzak ülkelerden dönüyorsun
Ve bana bütün söyleyebildiklerin, akşam evinin eşiğine oturmuş,
Serinleyen birinin aklına gelebilecek düşünceler.
Bu sevgisiz kalmış insanlığın içinde, senin de olduğunu biliyorum
Sen bir sandaldan zorla denize atılan, yüzmeyi yeni öğrenmiş birisin.
Ve ayağının altındaki o sert tahtayı kaybetmekten korkuyorsun.
Aslında harika olan sensin.
Benim gözlerime dokunuyor ve benim görmemi sağlıyorsun...
Seni güdümleyen bir kadınla birlikte olmadığın takdirde, öyle bir kadınla yaşamanın ne olduğunu da anlayamıyorsun.
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan.
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak.
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından içeri hep öyle kalacakmış gibi yayvan odaya vuracak.
Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek açılacak. Mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
Her şeyi tüm berraklığıyla görebiliyorum...Ama bütün bunların neden olduğunu bilmiyorum.
By HedablidaÇok insan tanıyorum. Hem de pek çok... Ama hiçbiri gerçek dost değil. Ama bu sevgisiz kalmış insanlığın içinde, senin de olduğunu biliyorum. Benim ışığımın, senin karanlığından daha iyi olduğunu kim söyleyebilir?
Korkuyorum. Hayattan veya ölümden veya hiçlikten değil...Hiç var olmamışım gibi, o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum.
Beni rahatsız eden şey hissettiklerimi ifade etmek için gerekli olan sözcükleri bulamamak.
Bir gün birine sarılırsam, batarım diye, aşktan uzak durdum.
İnsanların üstüne dökülmemek için, dertleşmedim kimseyle.
İçimden çocukça bir duyuşla, büyüklere küsüm demek geçti..
“Yapabileceği tüm hataları yapıp hiç ders almamak” diye bir şey olmasaydı, ben icat ederdim.
Hayata neden hep bir pencereden baktığımı bir anlasam...
Ben kör doğmuş, ama ışığı görmesine izin verilmiş bir insanım.
Şimdi anlıyorum ki, üniversiteye gitmenin ve bir eğitim almanın en önemli nedenlerinden biri, tüm hayatımız boyunca doğru olduğuna inandığımız şeylerin doğru olmadığını, ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmekmiş.
Öğrenmek tuhaf bir olay...Ne kadar derinlere gidersen, var olduğunu bile bilmediğin şeylerle karşılaşıyorsun.
Bir insan nasıl sevilir hatırlamıyorum
Kendimden başka herkese tahammül ediyorum bazen
Kendimle beraber herkesten nefret etmeme rağmen...
Ve ben işler yolunda değilse, her şey iyiymiş gibi rol yapamam. Öyleymiş gibi davranamam.
Öyle davranmam, bir diğer çıkmaz sokağa girmem anlamına gelir.
Ve bu bir günah olamaz...
Sen de uzak ülkelerden dönüyorsun
Ve bana bütün söyleyebildiklerin, akşam evinin eşiğine oturmuş,
Serinleyen birinin aklına gelebilecek düşünceler.
Bu sevgisiz kalmış insanlığın içinde, senin de olduğunu biliyorum
Sen bir sandaldan zorla denize atılan, yüzmeyi yeni öğrenmiş birisin.
Ve ayağının altındaki o sert tahtayı kaybetmekten korkuyorsun.
Aslında harika olan sensin.
Benim gözlerime dokunuyor ve benim görmemi sağlıyorsun...
Seni güdümleyen bir kadınla birlikte olmadığın takdirde, öyle bir kadınla yaşamanın ne olduğunu da anlayamıyorsun.
Günün saf ışığı yavaş yavaş ovadan geçecek birazdan.
Dağların ardında eflatun bir perde gibi dalgalanacak.
Sonra ışık hızıyla -evet ışık hızıyla- camın karnından içeri hep öyle kalacakmış gibi yayvan odaya vuracak.
Bir kapı, ötekine gıcırtıyla gerinerek açılacak. Mutfakta çayın sesi demlenmeye başlayacak.
Her şeyi tüm berraklığıyla görebiliyorum...Ama bütün bunların neden olduğunu bilmiyorum.