https://www.youtube.com/watch?v=O2D2HhifH4Q
✒ On sekiz yaşında, Hint padişahının oğlu imişim. Bir gün şehirde bir gürültü meydana geldi. Herkes telaşta, hatta saray halkı heyecan içindeydi. Bilgili insanlardan ve akıl sahibi doktorlardan olan hocama bu telaşın ve bu heyecanın nedenini sordum. Durumu şöyle açıkladı – Şehzadem, Hint halkına eskiden beri bir ejderha dert olmuştur. Bu ejderha yedi başlı, yetmiş ayaklı ve cildi hiçbir kesici aletin etki edemeyeceği şekilde sağlam, inanılmaz bir zırhla kaplı, ağzından ateş püskürür ve her dilde konuşur. Müthiş bir yaratıktır. Her yedi senede bir defa gelip hepimize: “Bu kervan nereye gidiyor?” diye sorar, bu soruya kimsenin aklı ermez. Hangi kervan? Bilinmez. Bu soruyu yedi defa tekrar eder. Yedincide cevap alamayınca hepsi yirmi yaşında olmak üzere, yedi delikanlı ile yedi bakire kız kendisine kurban verilir. Bunları yutar. Bundan sonra: “Yedi sene sonra yine geleceğim. Sorumun cevabını Kaf Dağı’ndaki Anka’dan öğrenebilirsiniz.” deyip gider. İşte o zaman geldi. Yedi yıl bitti. Bugün ejderha gelecektir. Biz de istemeyerek rasgele belirleyerek yedi delikanlı ve yedi bakire kızı seçip ona vereceğiz, dedi. Hocamın bu hikâyesi beni şaşırttı; Daha fazla bilgi almaya başladım ve dedim ki: – Hocam, bu Kaf Dağı acaba neresiymiş? Anka kim oluyor?