
Sign up to save your podcasts
Or


Soğuyorum Cynthia. Bir suyum:
Yüzü yansıyor tek bir an, yitik oğulun: eli uzandı, uzanacak, kapı tokmağına baba evinin.
Tül perde de aralanıyor sanki: sesi de yankılanıyor hâlâ duvar saatinin: paslanıyormuş
gibi köhne bir gemi.
Zamanlar tükendi Cynthia:
Gidişimin yolunda, dönüşümün ayak izleri. Giz, nasıl da basit: Her yaşam, bir adanış
Çaresiz adanışlar, soylu adanışlar:
Zamanı kuran, acılar Cynthia. Bellek, sürüyor izini yenilginin. Kül harlanıyor:
Kar, bir ağıt gibi.
Sesim Cynthia! Her yaşam, bir adanış
Tarihe not düşmenin çok yolu var:
Ah Gece...Koynun nasıl da kalabalık.
Zamanlar aşıldı Cynthia.
Buldum mu, yitirdim mi?
Gözlerimi alıyor uzakta bir yangın gibi,çiçeklenmiş badem.
Aynı anda da
Berlin’de, Paris’te, Budapeşte’de
Madrit’te iniyorum trenden.
Kentler:
Sizde yaşadım ölümümü, ve özgürlüğümü. Onlar
lav akıntılarıdır Cynthia, çınlarlar tipinin içindeki umutsuz ses gibi.
Benindi bu yaşam: Doğrularını da
kutsarım, yanlışlarını da. Hem kuzuydum çünkü hem çoban.
Hükmümü beklerken hücremde, bir maytap gibi patlarken şenlikte,
sadece tutundum çığlıklara ve öpüşlere.
Direndim
ve korktum....
Sanki senin elinle yazmıştım Cynthia: “Ölmek kişiyi aşan bir ülkü uğruna olsa bile, daima
kişisel ve özel bir sorun.”
Birlikte kapatıyoruz zamanın kitabını...
Kederin diliyle de konuşuyor gözlerimiz
İnsan, Cynthia, seçtiğinden başka ne ki?
Tek bir cümleyiz sonunda:
“Ecce Heros değil, Ecce Homo.”
Kahramana bak! değil, İnsana bak.
''Eççe hiros değil, Eççe homo.''
By HedablidaSoğuyorum Cynthia. Bir suyum:
Yüzü yansıyor tek bir an, yitik oğulun: eli uzandı, uzanacak, kapı tokmağına baba evinin.
Tül perde de aralanıyor sanki: sesi de yankılanıyor hâlâ duvar saatinin: paslanıyormuş
gibi köhne bir gemi.
Zamanlar tükendi Cynthia:
Gidişimin yolunda, dönüşümün ayak izleri. Giz, nasıl da basit: Her yaşam, bir adanış
Çaresiz adanışlar, soylu adanışlar:
Zamanı kuran, acılar Cynthia. Bellek, sürüyor izini yenilginin. Kül harlanıyor:
Kar, bir ağıt gibi.
Sesim Cynthia! Her yaşam, bir adanış
Tarihe not düşmenin çok yolu var:
Ah Gece...Koynun nasıl da kalabalık.
Zamanlar aşıldı Cynthia.
Buldum mu, yitirdim mi?
Gözlerimi alıyor uzakta bir yangın gibi,çiçeklenmiş badem.
Aynı anda da
Berlin’de, Paris’te, Budapeşte’de
Madrit’te iniyorum trenden.
Kentler:
Sizde yaşadım ölümümü, ve özgürlüğümü. Onlar
lav akıntılarıdır Cynthia, çınlarlar tipinin içindeki umutsuz ses gibi.
Benindi bu yaşam: Doğrularını da
kutsarım, yanlışlarını da. Hem kuzuydum çünkü hem çoban.
Hükmümü beklerken hücremde, bir maytap gibi patlarken şenlikte,
sadece tutundum çığlıklara ve öpüşlere.
Direndim
ve korktum....
Sanki senin elinle yazmıştım Cynthia: “Ölmek kişiyi aşan bir ülkü uğruna olsa bile, daima
kişisel ve özel bir sorun.”
Birlikte kapatıyoruz zamanın kitabını...
Kederin diliyle de konuşuyor gözlerimiz
İnsan, Cynthia, seçtiğinden başka ne ki?
Tek bir cümleyiz sonunda:
“Ecce Heros değil, Ecce Homo.”
Kahramana bak! değil, İnsana bak.
''Eççe hiros değil, Eççe homo.''