
Sign up to save your podcasts
Or


Geçici ışıklar ve gölgeler,
ve bulutlardan oyuncakları arasında,
Şuracıkta, göksel bir çocuk gülümsüyor.
Meltem, Lotus' fısıldar:
"Senin sırrın nedir?"
"Ben kendimim" diye cevap verir Lotus,
"Onu çal ve ortaklıktan kaybolayım!"
Fırtınanın bağımsızlığı,
Ve ağaç gövdesinin bağlılığı,
Dalları sallama dansında el ele vermişler.
Yaseminin güneşe, aşkı hecelemesi, çiçekleridir.
Zalim, özgürlüğü yok etmek için özgürlüğünü ilan eder,
ve hala onu kendisi için saklar.
Tanrılar,
Cennetlerinden bıkmış,
İnsana imrenirler.
Bulutlar, bahar içinde tepeler;
Tepeler, taş içinde bulutlar,
Zamanın rüyası içinde...
Tanrı mabedinin aşkla kurulmasını bekler;
İnsanlar taşları getirirler.
Şarkımda Tanrıya dokunuyorum:
Tepe şelalesi nasıl uzaktaki denize dokunuyorsa,
Işık, renklerin hazinesini,
bulutların düşmanlığından alır.
Kalbim, bugün, geçmiş gecenin gözyaşlarına gülümser,
Yağmur dindikten sonra parlayan ıslak bir ağaç gibi.
Hayatımı meyvelendiren ağaçlara teşekkür ettim,
Fakat, onu ebediyen yeşil tutan çimeni unuttum.
İkincisiz birin anlamı yoktur,
Diğer bir,onu gerçek kılar.
Kendi ayrılıklarını bütün ile harmoni yapan şefkatli güzel için,
Hayatın hataları feryad ederler.
Onlar yıkılmış yuva için teşekkür beklerler -
Çünkü kafesleri şekilli ve korunmaktadır.
Aşkta, sana, senin değerin diye, bitmeyen borcumu ödüyorum.
Suların toplandığı havuz, şarkıları zambaklar şeklinde karanlığından gönderir
Ve güneş:
''Onlar güzeldir'', der.
Bu arz üzerinde tomurcuklanan ilk çiçek, doğmamış şarkıya bir çağrı idi.
Rüzgar, onu yalnız uçurmak için, fırtına haline girerek alevi tutmaya çalışır.
Benim çiçeğim...
Çok geç yükseldin, benim büyüyen ay'ım,
Fakat, benim gece kuşum, seni selamlamak için hala uyanıktır.
Ağaçlar, dinleyen cennet ile dünyanın konuşmak için, sarfettiği sonsuz gayrettir.
Kendi kendime düşündüğüm zaman, benliğimin yükü hafifler.
Zayıf korkunç olabilir,
zira, kuvvetli görünebilmek için çok cür'etkar olur.
Ölümün ruhu tek, hayatınki ise çoktur.
Göğün mavisi arzın yeşilini özler,
Her ikisi arasında rüzgar feryat eder,
Günün ızdırabı kendi öz ihtişamı ile sarılmış,
geceleyin yıldızlar arasında parıldar.
Cennetin rüzgarı esiyor,
Demir ümitsizlikle çamura sarılıyor,
Ve kayığım göğsünü zincire vuruyor.
Bulut, altın parıltılarının hepsini veda eden güneşe verir
Ve yükselen ayı, solgun gülümsemeyle selamlar...
By HedablidaGeçici ışıklar ve gölgeler,
ve bulutlardan oyuncakları arasında,
Şuracıkta, göksel bir çocuk gülümsüyor.
Meltem, Lotus' fısıldar:
"Senin sırrın nedir?"
"Ben kendimim" diye cevap verir Lotus,
"Onu çal ve ortaklıktan kaybolayım!"
Fırtınanın bağımsızlığı,
Ve ağaç gövdesinin bağlılığı,
Dalları sallama dansında el ele vermişler.
Yaseminin güneşe, aşkı hecelemesi, çiçekleridir.
Zalim, özgürlüğü yok etmek için özgürlüğünü ilan eder,
ve hala onu kendisi için saklar.
Tanrılar,
Cennetlerinden bıkmış,
İnsana imrenirler.
Bulutlar, bahar içinde tepeler;
Tepeler, taş içinde bulutlar,
Zamanın rüyası içinde...
Tanrı mabedinin aşkla kurulmasını bekler;
İnsanlar taşları getirirler.
Şarkımda Tanrıya dokunuyorum:
Tepe şelalesi nasıl uzaktaki denize dokunuyorsa,
Işık, renklerin hazinesini,
bulutların düşmanlığından alır.
Kalbim, bugün, geçmiş gecenin gözyaşlarına gülümser,
Yağmur dindikten sonra parlayan ıslak bir ağaç gibi.
Hayatımı meyvelendiren ağaçlara teşekkür ettim,
Fakat, onu ebediyen yeşil tutan çimeni unuttum.
İkincisiz birin anlamı yoktur,
Diğer bir,onu gerçek kılar.
Kendi ayrılıklarını bütün ile harmoni yapan şefkatli güzel için,
Hayatın hataları feryad ederler.
Onlar yıkılmış yuva için teşekkür beklerler -
Çünkü kafesleri şekilli ve korunmaktadır.
Aşkta, sana, senin değerin diye, bitmeyen borcumu ödüyorum.
Suların toplandığı havuz, şarkıları zambaklar şeklinde karanlığından gönderir
Ve güneş:
''Onlar güzeldir'', der.
Bu arz üzerinde tomurcuklanan ilk çiçek, doğmamış şarkıya bir çağrı idi.
Rüzgar, onu yalnız uçurmak için, fırtına haline girerek alevi tutmaya çalışır.
Benim çiçeğim...
Çok geç yükseldin, benim büyüyen ay'ım,
Fakat, benim gece kuşum, seni selamlamak için hala uyanıktır.
Ağaçlar, dinleyen cennet ile dünyanın konuşmak için, sarfettiği sonsuz gayrettir.
Kendi kendime düşündüğüm zaman, benliğimin yükü hafifler.
Zayıf korkunç olabilir,
zira, kuvvetli görünebilmek için çok cür'etkar olur.
Ölümün ruhu tek, hayatınki ise çoktur.
Göğün mavisi arzın yeşilini özler,
Her ikisi arasında rüzgar feryat eder,
Günün ızdırabı kendi öz ihtişamı ile sarılmış,
geceleyin yıldızlar arasında parıldar.
Cennetin rüzgarı esiyor,
Demir ümitsizlikle çamura sarılıyor,
Ve kayığım göğsünü zincire vuruyor.
Bulut, altın parıltılarının hepsini veda eden güneşe verir
Ve yükselen ayı, solgun gülümsemeyle selamlar...