ÂVÂZE

ÂVÂZE

By Yıldırım ÂvâzeSociety & CultureDocumentary
Download on the App Store

ÂVÂZE episodes

  • Mescid-i Aksa
    Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
    Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
    Varıp eşiğine alnımı koydum
    Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
    Gözlerim yollarda bekler dururum
    Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
    İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
    Unuttu mu bunu acaba herkes
    Burak dolanırdı yörelerimde
    Mi’raca yol veren hız üssü idim
    Bellidir kutsallığım şehir ismimden
    Her yana nur saçan bir kürsü idim
    Hani o günler ki binlerce mü’min
    Tek yürek halinde bana koşardı
    Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
    Cevaba erişen dualar vardı
    Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
    Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
    Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
    Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
    Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
    Götür müslümana selam diyordu
    Dayanamıyorum bu ayrılığa
    Kucaklasın beni İslâm diyordu
    2 min
  • Mehmet Akif Ersoy - Âmin Alayı
    “Gözüm ki kâne boyandı, şarâbı neyleyeyim?
    Şarâbı neyleyeyim?
    Ciğer ki odlara yandı, kebâbı neyleyeyim?
    Kebâbı neyleyeyim?
    Ne yâre yaradı cismim, ne bana, bilmem hiç!
    İlâhî, ben bu bir avuç türâbı neyleyeyim?
    Türâbı neyleyeyim?
    Âmin! Âmin!”
    En önde, rahlesi âgûş-i ihtirâmında,
    Ağır ağır yürüyen bir dokuz yaşında melek;
    Beş on adım geriden, pîş-i ihtişâmında,
    Şafak ziyâları hattâ ufûl edip gidecek
    Kadar lâtîf, iki ma’sûmu bir açık payton
    Vakâr u nâz ile çekmekte; arkasında bunun,
    Küçük adımlı yaman bir tabur ki hayli uzun!
    O ruhtan daha sâfî olan yüreklerden,
    Zaman zaman bir ilâhî terâne yükseliyor;
    Bu cûş-i safvetin aksiyle tâ meleklerden
    Zemîne doğru bir “âmin!” sadâsıdır geliyor.
    Muhîti her birinin bir sabâh-ı nûrânûr,
    Bütün bu kâfile efrâdı, pür-sürûd-i sürûr,
    Yarıp önünde duran halkı muttasıl gidiyor!
    Bu bir ketîbe-i ma’sûmedir ki, ey millet:
    Selâma durmalısın şanlı rehgüzârında ;
    Bu bir cenâh ki: Âtîde bir ufak hareket
    Yapıp cihanları oynatmak iktidârında!
    Gelir de sâye-i imdâd-ı Hak’ta bir gün, bu,
    Girer diyâr-ı meâlîye doğrudan doğru.
    Bu ancak işte, eğer varsa, şanlı bir ordu!
    Evet, ilerlemek isterse kârbân-ı şebâb,
    Yolunda durmaya gelmez. O, çünkü durmayarak,
    Sabâh-ı sermed-i âtîye eylemekte şitâb;
    O çünkü isteyemez hâle katlanıp durmak!
    Onun kudûmü için nâzenîn-i istikbâl,
    Açar da sîne, o olmaz mı per-güşâ-yi visâl?
    Durur mu artık onun karşısında, mâzî, hâl?
    Fakat o zemzemeler uçtu hep dudaklardan…
    Sürûd-ı neşve bu âlemde pek süreksizdir!
    Ağır ağır geçiyorken alay sokaklardan,
    Gelir de caddenin ağzında mıhlanır, dikilir,
    Mehîb-manzara bir anlı şanlı gerdûne ;
    İçinde pudralı üç kanlı çehre! Neyse yine;
    Yol açtı bir iri ses mevkibin geçip önüne:
    – Siz, ey heyâkil-i bî-rûhu devr-i mâzînin,
    Dikilmeyin yoluna kârbân-ı âtînin;
    Nedir tarîkini kesmekte böyle isti’câl ?
    Durun, ilerlesin Allah için, şu istikbâl.
    5 min
  • Niyazi Mısrî'den Elveda Ramazan
    Yine firkat nârına yandı cihân
    Hasretâ gitti mübârek Ramazan
     
    Nûruyla bulmuştu âlem yeni cân
    Firkatâ gitti mübârek Ramazan
     
    İndi Kur’ân sende ey nûru güzel
    Leyle-i Kadrinde ey kadir güzel
     
    Gitti ey tehlîl ü tekbîri güzel
    Elvedâ gitti mübârek Ramazan
     
    (…)
     
    Cem olup Hakk’a münacât edelim
    Nûr-ı Kur’ân ile doğru gidelim
     
    Bilmedik kadrin Niyazî nidelim
    Pek yazık gitti mübârek Ramazan
    1 min
  • Baki'den Gazeller (5)
    Çıktı metâ-ı hüsn ü melâhat bahâlara
    Hep nâz ü şîvedir satılan mübtelâlara
    Giydin boyunca nâz ü letâfet libâsını
    Öptür toyunca dâmenini bî-nevâlara
    ‘Âşık odur ki istemeye bûsevü kenâr
    Aşk olsun öyle kaani’ olan merhabâlara
    Mahbub odur ki mâlik-i bahr-ı kemâl olup
    Şi’r okuya sefîne suna âşinâlara
    Güftâr-ı yâr vasfını Bâkî gibi bu gün
    Kâdir mi var zamânede hüsn-i edâlara
    2 min
  • Baki'den Gazeller (4)
    Zülf-i siyâhı sâye-i perr-i Hümâ imiş
    İklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş
    Bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
    Hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş
    Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
    Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
    Görmez cihânı gözlerimiz yârı görmese
    Mir'ât-ı hüsni var ise âlem-nümâ imiş
    Zülfün esîri Bâkî-i bîçâre dostum
    Bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
    2 min
  • Baki'den Gazeller (3)
    Nedür bu handeler bu işveler bu nâz u istiğnâ
    Nedür bu cilveler bu şîveler bu kâmet-i bâlâ
    Nedür bu pîç pîç ü çîn çîn ü hâm-be-hâm kâkül
    Nedür bu turralar bu halka halka zülf-i müşg-âsâ
    Nedür bu ârız u hadd ü nedür bu çeşm ü ebrûlar
    Nedür bu hâl-i Hindûlar nedür bu habbetü's-sevdâ
    Miyânun rişte-i cân mı gümiş âyine mi sînen
    Binâgûşunla mengûşun gül ile jâledür gûyâ
    Vefâ ummaz cefâdan yüz çevürmez Bâki âşıkdur
    Niyâz itmek ana cânâ yaraşur sana istiğnâ
    2 min
  • Baki'den Gazeller
    Alayiş-i dünyadan el çekmeye niyyet var
    Yakında adem dirler bir şehre azimet var
    Uçdı bu fezalardan mürg-ı dil-i nalanım
    Aram idemez oldum efkar-ı seyahat var
    Nuş eylese bir aşik ta haşre dek ayılmaz
    Bezm-i feleğin bilmem camında ne halet var
    Bu halet ile ey dil sağ olmada alemde
    Derd-ü gamı dilberle ölmekte letafet var
    Ser terkine ka'ildir dünyaya gönül virmez
    Terk ehlinin ey Baki başında sa'adet var.
    2 min
  • Baki'den Gazeller
    Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
    Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni
    Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip
    Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni
    Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
    Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni
    Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
    Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni
    Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
    Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni
    3 min

About ÂVÂZE

From the publisher's feed

"Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal"